On Üçüncü Ayın Biri, Yıl 2020

365 gün 6 saatlik bir sene tüm dünyaya bir asır gibi geldi. 

Neredeyse herkes 2020 yılının bitmesini dört gözle beklerken, başımıza gelebilecek son kötü olay sanırım cuma sabahı uyandığımızda takvimlerde 01.13.2020 yazması olurdu. 

Tabi bu işin esprisi.

2021 yılı başladığında her şeyin daha iyi olması en büyük temennimiz. 

2020 yılında, hepimiz hem ekonomik hem de psikolojik olarak yıprandık. Geçmişten gelerek biriken ekonomik sorunlarımızın, covid-19 ile birleşmesi sonucunda tüm dengelerimiz bozuldu. 

Sağlıklı günlere ulaşmamız, tedbirlere uymamız ve aşılanma sürecinin başarılı sonuçlanması ile yakındır, 

Ancak…

Dünya ekonomilerinin neredeyse tamamı ziyadesiyle hırpalandı.

Birçok ülkenin sağlık sistemi çöktü ve yine birçok ülke üretim ve ticaret gücünü, turizm gelirlerini kaybetti. 

Tarih boyunca insanoğlu, defalarca salgın hastalıklarla mücadele etmiş ve bu salgın hastalık dönemleri insanlık için büyük değişimlerle sonuçlanmış.

Sosyal hayattan, ticari hayata kadar…

Günümüzün salgın hastalığı covid-19’ un etkisi ile değişimleri hep birlikte görüyoruz. 

Alış - verişlerimizi artık elektronik ortamda yapıyoruz, kamu kurumlarına, bankalara gitmeden işlemlerimizi elektronik ortamda gerçekleştiriyoruz.

Mesai saati kavramı değişti, esnek saatlerde çalışıyoruz, evlerimizde mesai yapıyoruz.

Kalabalık organizasyonlardan kaçınıyoruz, sosyal hayatımızı olduğu gibi değiştirdik. 

İyi veya kötü yorumunu yapmak bana düşmez ancak görünen köyde kılavuz istemez. 

Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak…  

*****

Asgari Ücret Zammı;

Birkaç cümle de ben kurmak isterim müsaadenizle.

Ben bu konuyu hem TV ekranlarında, hem köşe yazılarımda hiçbir zaman rakamsal olarak yorumlamadım. 

Yorumlarımdaki tepkim, bu ücretin bu kadar gündem olma sebebine;

Ülkemizde, iş gücünün neredeyse yarısı asgari ücret alıyor.  

‘’Asgari ücret veriyorum, sigorta yapıyorum yine de çalıştıracak personel bulamıyorum’’ yazmış bir işveren sosyal medyada sitem dolu bir şekilde;  

Bu cümleyi Türkçe’ den Türkçe’ ye çevirelim;

‘’ Çalışacak kişinin vasfına, eğitim durumuna, aile yapısına bakmıyorum; işin ağırlığını, zorluğunu veya çalışacak kişinin hakkını umursamadan verebileceğim en düşük maaşı veriyorum, yapmak zorunda olduğum ve işçinin özlük hakkı olan sigorta girişini yapıyorum (zorunda olduğum için olsa bile) yine de çalıştıracak personel bulamıyorum! ‘’

Bu işveren siteminde haklı mı yoksa haksız mı? Yorumu size bırakıyorum. 

Maaş; verilen emeğin karşılığı olan ücret…

Sen;

Emeğinin bedelini talep edemiyorsan, bunun için mücadele edemiyorsan, bu ücreti 15 kişilik bir komisyonun belirlemesinde sıkıntı görmüyorsan kusura bakma ama burada hatalı olan ne asgari ücret komisyonu, ne de işverendir…

Asgari ücret komisyonu verilebilecek en düşük maaşı belirliyor. 

Daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorsan, bunu işvereninden talep edebilirsin…

Saygılarımla.




 

Önceki ve Sonraki Yazılar