Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Ojenizm hortlatılıyor

Ojenizim insan soyunun tıbbi yöntemlerle bilimsel olarak iyileştirilmesi yani insan kendi soyunu var olan hastalıklardan bilinçli uygulamalar yoluyla ana karnındaki sağlıksız ceninleri ayırmaktan başlayarak sağlıklı ceninler yoluyla sağlıklı nesiller yetiştirmenin yollarını arayan ancak uygulayanların bile bilimselliğini tartıştığı bir vahşi akım veya sapık felsefedir.

Ta en başından beridir ana karnındaki ceninlerden başlamak üzere planlanmış olsa da iktidarları ve devletleri ele geçirenler tarafından kötüye yorumlanması sonucunda ceninlerden daha çok var olan bireylerden özellikle kendileri için bir değer ifade etmeyenleri öldürmek olarak anlaşılmış ve uygulanmıştır.

Ojenizim modern anlamıyla ilk olarak Francis Galton tarafından ortaya atılmış gibi anlatılıyor olsa da, Yunan filozofu Eflatunla başlamış ve Charles Darwin'in  evrim yalanını zaman içerisinde toplumsal hayata yansıtmak isteyenler tarafından gündeme insan ırkının sağlıksız ve kötü bireyleri olarak tarif edilen kurulu düzene itiraz edenler üzerinde uygulanmıştır.

20. yüzyılın ilk yarısında çok sayıda taraftar toplayan bir düşünce olan ojenizim engelli, hasta, insanların ayıklanması ve sağlıklı bireylerin çoğaltılması yoluyla bir insan ırkının ıslah edilmesi yerine devletin kimlerin üreyip, kimlerin üremeyeceğine daha doğrusu kimlerin sağ kalıp kimlerin öldürüleceğine karar vererek insanlığın refaha kavuşturulması yoluyla üstün insan ırkının hayatını devam ettirilmesi amaçlanmıştır.

Bunun en bariz yakıcı örneği Hitler’in Alman Nasyonal Sosyalizminde yaşandı.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tek parti iktidarı döneminde yapılan idamlar ile Mimar Sinan’ın mezarını açtırıp kafatasını ölçtüren anlayış gibi bazı uygulamalar ile Roma İmparatorluğu döneminde ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler diyerek insanları ölüme mahkûm eden anlayışı da ilave edersek kendisinden başkasına hayat hakkı tanımayan bütün ideolojilerde ojenizmin varlığı ve uygulamaları ortaya çıkmış olur. 

Tarihte barbarların ıslahı olarak görülen ojenizm, bu günlerde çağdaş hayat olarak biliniyor artık.

Afganistan ve Irak ile Suriye’deki İşid örneğinde olduğu gibi siyasal İslamcıların üzerine yürümek için gündeme getirilen olaylar da ojenizmin bir başka dramatik yüzüdür.

Esas konuya gelecek olursak, bugünlerde Covid 19 üzerinden küresel egemenler tarafından ulus devletler ve insanlar için yönettikleri basın yayın organları ve onların kuyruğuna takılan yerel basın yayın organları tarafından sermaye şirketleri ve toplumca tanınan sinema ve magazin dünyasının tanınmış yüzleri üzerinden uygulanan aşı uygulaması da bu gidişle bir ojenizm uygulaması haline dönüşmek üzeredir.

Kurdurmuş oldukları veya hisse alımı şekliyle elde ettikleri şirketler aracılığıyla hükümetleri ve devletleri peyderpey tasfiye ederek tüm dünyada ipleri ele geçirmek isteyen küreselcilerin bu aşamadaki kirli icraatlarını inandırıcı kılmak için onların sözcülüğüne akademisyenleri de soyundurmuş olduklarını görüyoruz.

Korona virüs aşısı olmayı reddedenleri kamu ve özel hayattaki haklarından mahrum etmekle tehdit eden akademisyenlerin küreselci efendileri adına sıradan insanlara karşı saldırgan bir tutum içine girmeleri şu ana kadar görülmüş bir şey değildi.

En tabi hak olan hayat hakkını kısıtlayacak kadar ileri giden tehditlerde bulunan unvanları kendilerinden büyük profesör ünvanlı kurşun askerler ile onlardan geri durmayan hukuk tahsili görmüş kişiler yüklendikleri ojenizm misyonu gereği aşıya karşı olanları hayat hakkından bile mahrum edecek kadar tavrıyla küreselcilere çanak tutmaktadırlar.

Sahibinin sesi olarak tanımlanabilecek olan bu gayretkeşlerin sarf ettikleri ifadeler de aslında onlara ait olmayan sözlerdir.

Bu anlamda işin en enteresan tarafı vicdanını, diplomasını ve kalemini satan bu küresel sistem elemanları kendilerinin sosyal medyada kullandıkları ifadelerin aslında başkalarına ait olduğunu ifşa eden aşı karşıtlarını bir çeşit algı operasyonu ile kıskaca alma gayretine girmişlerdir.

İnsanları cadde ve sokaklarda gezmekten tutunda topyekûn bir küresel sitemden men etmekle tehdit eden bu satılmış kurşun askerlerin pek çoğunun adlarını, unvanlarını ve geçmişlerini ellerindeki şırıngayla biraz kazıdığımızda altlarından Adolf Hitler, Benito Mussolini,  Josef Stalin, Francisco Franco, Augusto Pinochet ve Mao Zedong’dan daha gaddar diktatör kafanın varlığı bulunacaktır.

Küreselcilerin insan nüfusunu aşılarla azaltma programına en çok karşı çıkması gereken ve kendilerine demokratik, muhafazakâr veya siyasal İslamcı adını veren devletlerin yöneticilerinin yaşanan bu sahte pandemi siyonist bir teşekkül hailine dönüştürülen DSÖ nün peşine takılarak iradesiz ve sorumsuz tavır takınması tehlikenin daha da büyümesine sebep olacaktır.

Maske, karantina ve aşı ile ilgili olarak dünyada ve ülkemizde yaşanan gariplikleri birçok insanın bunca ortaya konan belge ve açıklamalara rağmen henüz idrak etmemiş olması üzerinde çokça düşünülmesi gereken asıl meseledir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum