Şehre dokunacaksınız

Şehre dokunacaksınız

Konyada artık klasik hizmet dönemi bitti diyen Mustafa Özkafa: Şehrin her tarafına dokunacaksınız. Benden öncekiler beş tane yaptıydı ben on beş tane yaptım deyip, billboardlarda boy göstermek belediyecilikse mübarek olsun!

SÖZÜN ARDI/Çetin ORANLI

[email protected]


“İnsanlar balık istifi yolculuk yapıyor. Siz aradan 20 yıl geçmiş olmasına rağmen hala bu sistemi hiçbir iyileştirme yapmadan, hiçbir heyecan getirmeden devam ettiriyorsanız, sizin toplu ulaşımda yaptığınız bir rahatlama yoktur”

 

“Bizim dönemimizde yaklaşık 100 otobüs alınmıştı. Şehrin nüfusu her geçen gün daha da artıyor, mevcut otobüs filosu daha da yaşlanıyor. Bu dönemde en az 150 otobüs alınmalıydı ve eski otobüsler tamamen kullanımdan kaldırılmalıydı”

 

“Biz yepyeni bir ufukla, vizyonla bu dönem ortaya çıkacağız ve bütün bu yeni dönemin müstesna icraatlarını hemşerilerimizin dikkatlerine sunacağız”

 

(2. BÖLÜM)

 

* Abartılı açık hava tanıtımlarına dikkat çektiniz, bununla ilgili gözünüze takılan ilginç bir örnek var mı?

 

— Şimdi orada bir başka laf var. Bakınız bunlar ne kadar afakî sözler. ‘Mevlâna Kültür Merkezi’ni 100 günde tamamladığımızı biliyor musunuz?’ deniliyor. Biz Sayın Başbakan’la beraber 2003 ihtifalini Mevlâna Kültür Merkezi’nde birlikte takip ettik, birlikte açılışını yaptık. O zaman Sayın Başbakan’ı bitmeden açılış yapmış olmakla mı suçlayacağız. Yüzde 99 bitmişti. Boyası badanasından eksik kalanları yaptıktan sonra onu 5 yıl sonra billboardlarda şöyle uçtuk böyle kaçtık bunlar da son derece reklâmcı ve yakışıksız bir zihniyetin şu anda Konyamızı yönettiğinin açık bir delilidir. Büyükşehirler içerisinde en ucuz suyu biz veriyoruz diyorlar. İnsaf! 50 kuruşluk su 2 liraya çıkmış, 2 ayda giden fatura 25 günde gitmeye başlamış. En ucuz su lafını ağzına alacak son yönetim bu yönetimdir. Bu afakî sözler son derece tartışmalıdır.

 

ULAŞIMDA NE YAPILDI?

 

* Bir de ‘en ucuz ulaşım’ sloganı var. Ulaşımın kalitesi de önemli değil mi? Bildiğiniz gibi 2004 yılında mevcut yönetimin en önemli seçim vaadi metro projesiydi. Metro konusunda bir çivi bile çakılamadı. Bırakın metroyu, mevcut raylı sistem bile iyileştirilemedi. Kaynaklar açısından şanslı olunan bir dönemde ucuzlukla övünmek yeterli mi?

 

Toplu ulaşımın kalitesi ile kısaca gözlem yapıldığında insanların nasıl tabiri caizse balık istifi gibi yolculuk yaptığını görürsünüz. Tramvay 1990’lı yılların başında yapıldığı için ‘hiç olmazsa 10–15 yıl hizmet versin’ kabilinden kendi dönemimizde yenisini yapmamız yakışık almazdı, ekonomik olmazdı. Fakat siz aradan 20 yıl geçmiş olmasına rağmen hala bu sistemi hiçbir iyileştirme yapmadan, hiçbir heyecan getirmeden devam ettiriyorsanız, sizin toplu ulaşımda yaptığınız bir rahatlama yoktur. Billboardlara bakarsan yeni otobüsler yolda. Otobüsler 5 yıldır yoldaydı da yeni gelecek…

 

* Sizin 5 yıllık hizmet döneminizde kaç otobüs alınmıştı?

 

Bizim dönemimizde yaklaşık 100 otobüs alınmıştı. Zaman zaman sık aralıklarla bu otobüsleri bir gelin gibi süsleyerek tanıtım faaliyeti yaptık ve seferlere sunduk. Şehrin nüfusu her geçen gün daha da artıyor, mevcut otobüs filosu daha da yaşlanıyor. Bu dönemde en az 150 otobüs alınmalıydı ve eski otobüsler tamamen kullanımdan kaldırılmalıydı. Artık toplu ulaşımda bir standarda ulaşılması lazımdı. Birincisi vatandaşı en kısa sürede ulaşmak istediği yere ulaştırmak lazım. Şimdi örneğin, Bosna Hersek Mahallesi’nde oturan vatandaşlarımıza iki önemli hizmet yapmak lazım. Öncelikle şehir merkezine gelmeleri için en az ihtiyaç duymaları sağlamalı. İkincisi halen şehir merkezine gelmeleri gerekiyorsa en seri şekilde vatandaşı merkeze ulaştırmak gerekir. Şimdi Bosna Hersek’ten tramvay hattına 3- 4 kilometre mesafede olan iç noktalar vardır. Siz o noktadan tramvaya geleceksiniz. Tramvayla şehre geleceksiniz. Bu bir dönem şartlar öyle gerektirdiği için kabul edilebilir. Hoş görülebilir. Ama artık siz böyle devam edemezsiniz. Oradaki insan konforlu ve uygun bir vasıtayla uygun bir zaman diliminde şehrin merkezine getireceksiniz. Tramvay seferinde de aynı şey geçerlidir. 50 dakikada değil 25 dakikada rahat bir şekilde getireceksiniz.

Diğer bir husus oturarak yolculuk esastır. Ayakta yolculuk toplu taşımada tümüyle ortadan kaldırmak zordur. Bilhassa akşam ve sabah yoğun saatlerde görülebilir. Ama istisna olmalıdır. Balık istifi asla olmamalıdır. Yani şimdi insanların hiç birinin birine eziyet vermeyeceği uygun bir sürede ayakta seyahat etmelerini istisna olarak kabul ettiniz. Diyelim ki otobüsün o ara bölümüne normalde 20 vatandaşımız biniyorsa bunu 40’a çıkarmayacaksınız. Kimsenin kimseye dokunmadığı, eziyet vermediği, inip binerken sorun oluşturmayacak şekilde belki istisnai bir durum olarak kabul edilebilir. Ama insanlar inip binerken hareket edemiyor, pestile dönüyorsa bu kabul edilemez.

 

ULAŞIMDA ÇOK YÖNLÜ YATIRIMLAR VE TEDBİRLER GEREKLİ

 

* Yeni dönemde, ulaşımla ilgili projeniz var mı? Eğer, 2004-2009 yılları arasında siz başkanlık yapsaydınız örneğin havaray – monoray hayata geçecek miydi? Bu dönemle ilgili ne diyorsunuz? Metro ile ilgili ‘1 milyon nüfus sınırı var’ gerekçesi öne sürülüyor. Siz ne diyorsunuz?

 

— Biz Konya belediyecilik tarihinde ilk defa 300 küsur bin lira para da vererek, ulaşım mastır planı yaptırdık. Raporları hazırlandı, her şey hazırlandı. Ona göre bir takım ulaşım hizmetlerinin verilmesi de mevzu bahistir. Bu mastır planının güncelleştirilmesi lazım. Çünkü haritalar nasıl yapıldıktan sonra periyodik zaman dilimleri arasında güncelleştirilirse, ulaşım mastır planları da canlı olabilmesi için yeni bir takım ilave çalışmalarla ana eski iskeleti muhafaza edilerek yenilenir ve ona göre çalışmalar yapılır. Şimdi bu ulaşım mastır planı yenilendikten sonra şehrin tamamında ulaşımı bir bütün olarak ele almak lazım. Burada metro ve raylı sistem hızlara göre belirleniyor. Siz şehrin potansiyeline göre, nüfusuna göre, coğrafi durumuna göre, dağılımına göre, yüz ölçümüne göre hangi süratte bir raylı sistem inşası gerekiyorsa onu ulaşım mastır planında bir bütün olarak ele alırsınız. Konya’nın mücavir alan sınırlarının da genişletilmesiyle banliyö sistemlerinin devreye girmesi gerekebilir. Çünkü Kaşınhanı mahalle olmuştur. Kaşınhan ile 2. Organize Sanayi’nin arası 40 kilometreye yakın bir mesafedir. Siz 40 kilometreye yakın bir mesafeyi; sanayi bölgenizle-mahallenizi birbirine nasıl bağlayacaksınız. Bu bütünsel bir çalışmayı gerektirir. Burada raylı sistem, metrobüs, otobüs, diğer taşıma araçları devreye girmeli, şehrin ulaşımını bir bütün olarak ele almalıdır.

 

* Yani Konya’da metrobüs de kullanılabilir mi?

 

— Elbette. Bu, belediye başkanının kendi şahsi kabiliyetini ve tasavvurlarını bile aşan bir uzmanlık alanıdır. Zaten belediye başkanı her konunun uzmanı olamaz. Çok geniş bir alana yayılan böylesine bir hizmet alanında siz hem bitkiden anlayacaksınız; hem otobüsten, hem tramvaydan, laboratuardaki gıda analizinden. Bunlar hep uzmanlık gerektirir. Alt ve üst geçitler dahi elbette bu ulaşım mastır planının ve makro ulaşım modelinin üstüne oturmalıdır. O itibarla mutlaka bir ulaşım mastır planı güncellenmesi yapıldıktan sonra ulaşım bir bütün olarak ele alınıp en konforlu olana yakın, en ekonomik, en rantabl, en uygun model seçilmelidir.

Bulvarların açılması ve imar hareketleriyle ulaşım hareketleri de birbiriyle ilintilidir. Biz Fetih Caddesi’ni, Ahmet Özcan Caddesi’ni, Barış Caddesi’ni, Veysel Karani Caddesi’ni niçin açtık? Bunların hepsi işte bu ulaşım modelinin birer parçasıdır.

 

DOĞALGAZI BELEDİYE DAĞITSAYDI…

 

* Peki, hava kirliliği de Konya’nın önemli sorularından birisi. Son dönemde belki iklim şartları gereği çok fazla kirlilik yaşanmadı. Ancak aralık ayında ve geçen yıllarda ciddi problemler oluştu. Konya, Şeb-i Arus döneminde yaygın basında da hava kirliliğiyle anılır oldu. Neden kirlilik arttı, çözümü nedir?

 

—Doğalgaz gelecek bütün hava kirliliği tarihe karışacak düşüncesi vardı. Ama bunun böyle olmadığı anlaşıldı. Doğalgazın devlet eliyle, belediye eliyle yapılmamasının sonucudur bu. Biz bunun için belediyenin dağıtmasını istemiştik. Su hizmetini nasıl belediye veriyorsa, otobüs ve ulaşım hizmetini nasıl belediye veriyorsa, doğalgazı da belediyeler vermeli dedik. Şimdi nasıl bunun sadece siyasi gözle bakılan meseleymiş gibi ele alındığını görmekteyiz. Şimdi hepimizin bulunduğu mahallede 150 hane doğalgaza kavuşturulmuş. 5 tane çıkmaz sokaktan özel para istenmiş. Vatandaş da bu parayı verememiş. Bu kalitesiz yakıt kullandığı zaman, o 150 hanenin doğalgaza kavuşması da çok anlamlı kılınmamış. Öyleyse bu tip temel hizmetler ticari gözle ele alınacak hizmetler değildir. Belediye halkın sağlığı için şehrin selameti için zarar kâr düşünmez. Belediye zaten zarar kâr müessesesi değildir. Zarar kâr müessesesi olsa belediyenin asfalt da yapmaması gerekir. Biz yerine göre 3 hanelik 4 hanelik yere bile kanalizasyon götürmek zorundayız. Oraya yapacağınız masraf, o üç dört hanenin ödeyeceği katılım payı, atık su ücretiyle mütalaa edilmez. Halkın tamamına o hizmetin götürülmesi meselesidir bu. Sadece siz şu tercihte bulunabilirisiniz. En kalabalık, en gerekli, en öncelikli yeri öne alırsınız, öbürünü sonra yaparsınız. Ama ‘senin buraya hizmet getirmen ekonomik değil, uğurlar olsun’ diyemezsiniz. O bakımdan hava kirliliği meselesi de böyle bir meseledir. Tam anlamıyla tedbirler alınmalı, doğalgazın yayılması konusunda ticari husus düşünmemelidir. O noktada da tam sonuca ulaşılmalıdır. Biz uzun dönem içerisinde, aylardır ciddi bir hazırlık yapıyoruz. Bu hazırlığı henüz neden açıklamadık? Halkın duyarlılığının arttığı, seçim nabzının attığı, ilginin arttığı bir dönemde bunları ortaya koyalım ki, bütün hemşerilerimiz bizim 2009 – 2014 dönemindeki vaatlerimizi anlamış olsunlar. Uzman arkadaşlarımız son düzenlemelerini yapıyorlar. Bu bittiği andan itibaren biz bütün tasavvurlarımızı, düşüncelerimizi ortaya koyacağız. Biz yepyeni şöyle bir dönem başlatmak istiyoruz: Konya’da artık klasik alt yapı hizmetlerine, klasik belediye hizmetlerine vurgu yapılaması dönemini biz kapatmışızdır. Biz göreve geldiğimiz zaman 50-60 sokağı olan mahallenin hiçbir sokağında kanalizasyon ve asfaltın olmadığı durumlar söz konusu idi. Bunlar tarihe karışmıştır. Benim bu sözümden eski belediye başkanlarımızdan hiç birisi alınmasınlar, onlar da iyi hizmet yapagelmişlerdir. Fakat bu hizmetin standartı ve ulaştığı boyut şu örneği verirsem iyi anlaşılır. Bir zamanlar belediye başkanlarımız zifti tabağın içinde ısıtmışlar ve onunla asfalt yapmışlar. Bununla ne kadar asfalt yapılabilir. Şimdi otomatik asfalt trendi kurmuşuz biz şehre üç adet ve her taraf altyapı seferberliğine başlatılmış. Bizimle başlayan dönemde altyapıda belli bir standarda ve noktaya ulaşılmış ve tamamlanmıştır. Alt yapı hizmetleri şehirler var oldukça devam edecektir. Çünkü asfalt eskiyecektir, yeni imar alanları açılacaktır. Ama siz onu rutin belediye görevi olarak yapacaksınız. Biz zabıta hizmeti yapmaya devam edeceğiz deseniz bundan ne anlaşılır. Zabıta hizmeti yaklaşık 150 yıldır zaten devam eden bir belediye hizmetidir. Sadece şunu diyebilirsiniz, zabıta hizmetlerini en üstün nezaket ve kalite ile en isabetli şekilde yapacağız. Halkımızın gıda sağlığını, her türlü hijyen şartlarını meydana getirmek için nezaketli, etkili, kesin sonuca ulaşan tam bir görev tanımı yapacağız dersiniz. Bu da böyle olmalıdır, sürer gider bu iş. Alt yapı da bunun gibidir. Kaliteyi arttırırsınız, yeni hizmetler yaparsınız. Ama bunları insanımızın karşısına vaat olarak koyamazsınız. Devrini tamamlamıştır artık bu hizmetler. Biz yepyeni bir ufukla, vizyonla bu dönem ortaya çıkacağız ve bütün bu yeni dönemin müstesna icraatlarını bir iki saat sürecek basın toplantısı ile hemşehrilerimizin dikkatlerine sunacağız. Bunu ortaya koyduğumuz zaman da bizim 15 yıllık tecrübemizin ne olduğu, vizyonumuz ve anlayışımız da ortaya çıkacak.

 

“YAPILANLAR MEVCUT KAYNAKLARA GÖRE YETERSİZ”

 

* Şehir geneline bakıldığında kaldırımların çoğu işgal altında. Öyle ki vatandaş işgal nedeniyle yolun ortasından yürümek zorunda kalıyor. Otopark konusunda ise gelişme yaşanmadı. Zindankale’de başlatılan proje tarihi alan sorunu nedeniyle durduruldu. Siz neler söylemek istersiniz?

 

—Biz bizden sonra görev alan 2004–2009 döneminde görev alan arkadaşlarımızın yaptığı hizmetlerden memnuniyet duyarız. Hayırlı olmasını diliyoruz. Bütün dönemlerde yapılan hizmetler bu şehir için yapılmıştır. Ancak bu bahsettiğimiz konu da dahil bu yapılanları asla kâfi görmüyoruz. Kâfi görseydik zaten aday olmazdık. Şimdi yapıldığı kadarıyla icraatlar yapılmıştır. Biz bunları bu kaynakların karşılığı olarak görmüyoruz. Biz çok daha zor şartlarda, çok büyük eserler ortaya koyduk. Bakınız Ankara Yolu’na iki alt geçit yaptı arkadaşımız. Ankara Yolu’nda biz göreve geldiğimizde Trafik Muayene İstasyonu denilen yerden sonra bir bekçi kulübesi dahi yoktu. Şimdi 5 bin iş yeri var. İki alt geçit yapmak mı büyük projedir, 5 bin iş yeri yapmak mı büyük projedir. Bu mesken hamlesidir ve bunu Türkiye’de başlatan biziz. Türkiye’nin en ucuz meskenini inşa eden biziz. Türkiye’de apartmanlar içinde site anlayışını yapan biziz. En büyük bulvarı açan biziz. En büyük parkı yapan biziz. Bu yönetimin bizi tatmin edebilmesi ve bizim bu seçimde aday olmamız halinde ki olduk, şöyle dememiz belki düşünülebilirdi. Bu arkadaşlarımız çok büyük hizmetler yaptılar, biz daha büyüğünü yapacağız. Bunu diyemiyoruz. Bunu dememiz için ne olması lazımdı? Biz 150 bin metrekarelik Selahattin Eyyübi Tepesi, Samanpazarı, Kozağaç dahil olmak üzere her üç ilçeye büyük park yapmışız. Bizim hedefimiz 3 milyon metrekarelik olanını yapmaktı. Yapıldı mı şu anda? Bakınız biz binden yüz bine geldik. Bakınız 1989 yılında biz dönemin valisi ile bin metrekarelik demirden oyuncağı olan küçücük bir oyun parkını mehter marşı ile açmışız. O günün anlayışı buymuş. Sonra, on bin metrekareliğini yaptık herkes heyecanlandı. Sonra yüz bin metrekareliğini yaptık o daha müthiş. Ama siz 100 binin cazibesi içerisinde kendinizden geçerseniz iyi idareci değilsiniz demektir. Kayık koymuşuz içerisine bir dede ile bir torun oturmuş bir yaz gününde şöyle kayıkla ufak bir tur atmış.  

Selçuklu Kulesi ve altındaki iş merkezleri bir soluktur. Daha mükemmelini düşünmüş müdür bu yönetim? Ama hemen bu noktada bir başak şey söyleyeyim. Bir de şehrimizin merkezi vardır. Melike Hatun Çarşısı, Mevlana Çarşısı, Ayakkabıcılar içi, Bedesten içi, Kapu Camii civarı, Şems civarı, buralara hiç uğramış mıdır bu yönetim? Oradaki insanların ticari aktivitelerini arttırmak için ne yapmak lazım? Bir taraftan yeni iş yerleri inşa ederken bir taraftan da asıl Konya’nın çekirdeği olan merkezi öylesine bir cazibe merkezi öylesine büyük bir cazibe alanı haline getireceksiniz ki, şehrin bir bölümünün kalbi de orada atmaya devam edecek. Bu nasıl olur? Yeni düzenlemelerle, çok müstesna otopark sistemleriyle, teşviklerle olur. Ama siz oraya ziyaret için bile uğramazsanız nasıl olacak bu iş. Bakın biz o bölgenin her tarafına elimizi dokundurduk. Kayalı Park’ın düzenlemesini biz yaptık. Şerafettin Camii’nde kirli eski bordür taşlarının hepsini kürüyüp yerine en sağlam kalın andezit taşlarını biz döşedik. Mevlana Müzesi civarını biz düzenledik. Gül Bahçeyi, Piri Mehmet Paşa Çarşısı, Melike Hatun Çarşısı bizim dönemimizde düzenlendi ve yapıldı. Furkandede Caddesi, Burhandede Caddesi, Piri Esat Caddesi, eski Konya’yı yeni ulaşım ağlarıyla daha hoş hale getirip sonra da dükkanları, çarşının içini tanzim noktasına gelmemiş miydik? Anıtlar Kurulu’na Bedesten Projesi, Ayakkabıcılar Projesi’ni vermemiş miydik, vermiştik. Şehrin her tarafına dokunacaksınız. Meram son durağı da biz proje ihalesi yaptık ve yeniledik. Alt yapılarını, parklarını yeniledik. Nerede şehrin nabzının attığı bir yer var, oraya sizin eliniz dokunacak. Ben, üç geçit şuraya, dört tane buraya, beş tanede bir başka yere yaparım. Benden öncekiler beş tane yaptıydı ben on beş tane yaptım derim, bilboardlarda boy gösterir, televizyonda da bunu söylerim. Sonra gider belediyeme konutuma çekilirim. Bu belediyecilikse mübarek olsun.

 

* Şehircilik açısından da bu billboard kirliliği sorun değil mi başkanım. Yani çünkü Aydınlıkevler Altgeçiti üzerinde billboard var. Yeşil alanlarda billboard var. Bu mevzuata da aykırı mıdır?

 

—Elbette ki yapılan bilboardlar da görüntü kirliliğine sebep olmaktadır. Her şeyin bir ölçüsü vardır. Bu ölçü kaçırılmamalı, sınırlar aşılmamalıdır.

 

* Vatandaşlarla bir süredir iç içesiniz. Nasıl karşılıyor vatandaşlar, genel eğilim ne yönde? Neler istiyorlar, neler talep ediyorlar?

 

—Hemşehrilerimizin çok büyük bir kısmı bu seçimde bize oy vermeyi düşünmektedir. Farklı siyasi tercihleri olan hemşerilerimiz de vardır. Fakat biz bu yakın zaman içerisinde çok büyük oranda ziyaretler yaptık. Hamd ediyor ve memnuniyet duyuyoruz ki, bize oy vermeyi düşünsün veya düşünmesin hiçbir hemşerimizden yanlış bir tavır görmedik ve hepsinden karşılıklı saygı, sevgi ve muhabbet gördük. Bundan dolayı şükrediyoruz. Tam bir gönül birliği içerisindeyiz hemşerilerimizle. Allah hayırlısını takdir eder, lütfeder.

 

* Son dönemde siyasiler açık oturuma çıkmaktan kaçınıyor. Siz Tahir Bey’le açık oturuma çıkacak mısınız? Böyle bir çağrınız var mı?

 

—Biz kimsenin kendi anlayışına, kararlarına müdahil olmayız. Buna benim cevap vermemin kendi başına bir manası olmayabilir. Dünyada demokrasinin geliştiği ülkelere baktığınız zaman, örneğin Amerikan seçimlerindeki başkan adaylarının tartışmasını bırakın Amerika’yı Türkiye’deki insanların büyük bir kısmı da canlı yayınla izlediler. Doğru olanı da budur. Eski dönemlerde siyasi parti liderleri de seçimlere yakın iki üç sefer son derece zevkli, nükteli tartışmalar yaparlardı. Şimdi siyasiler herhalde zekâlarına güvenemiyor. Herkes kaçak güreşiyor. Şeffaflığın ve her beş yılda yapılanların halka arz edilmesi açısından da aslında faydalıdır.

BİTTİ…

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum