Nasıl Konuşalım ?

Konuşmak insana mahsus bir özelliktir. İnsan olmamızın temel özelliklerinden biri de Cenabı Allah’ın Rahman Suresi’nde buyurduğu üzere (: “Allah) İnsanı yarattı. Ona beyanı (konuşmayı) öğretti.” (Rahman 3-4) ayetleriyle sabittir.

Nasıl konuşalım, ne zaman konuşalım, ne konuşalım, neyi konuşalım niçin konuşalım ve kiminle konuşalım?

Eğer beni, ailemi ve benim çevremi hatta içinde yaşadığımız toplumu ilgilendirmeyen bir konu ise, bir de benim anlamadığım, benim ilgi alanıma giren bir konu değilse onu konuşmamam gerekir, zaten konuşmam da…

Mesela ben sinema dünyasından pek anlamam. Hele hele işin teknik yönünü hiç bilmem. Bir filmin şu-şu sebeplerden iyi tutulduğu veya tutulmadığı tartışılırken ben niye araya gireyim ki; hiç girmem, ilgilenmem ve kafamı da yormam.

Ama söz konusu ülke siyaseti veya benim taraf olduğum grubun (partinin) bir sorunu konuşuluyorsa direk veya en direk beni ilgilendirdiği için ben o konuya müdahale etmek durumundayım. Çünkü sonuçta ben ondan etkileneceğim.

Şimdi bir takım olaylar oluyor, bir büyüğümüz birileriyle görüşüyor, yakınlaşıyor ve gezilere falan katılıyor.

Aslında yapılan iş bireysel (şahsi) bir harekettir. İsteyen istediği kişiyle görüşüp, istediği yere gidebilir ve istediği toplantıya katılabilir.

Ancak bu toplantıyı, bu diyalogları benim adıma yapıyorsa (ki böyle bir durum hem olabilir hem olmaya bilir.) o zaman ben bu konuyu değerlendirmek durumundayım.

 

Bazı kardeşlerimiz “biz kendi işimize bakalım, biz bu işleri konuşmayalım, büyüklerimiz daha iyi bilir, ”gibi meselenin konuşulmasını istemiyorlar. Benim işim zaten bu. Bu şuna bezer; adamı stadyuma maça götürmüşsünüz adama: “Bağırma, tezahürat yapma” diyorsunuz, bu olmaz.

Ancak şunu söyleyebilirsiniz: “Bağırabilirsin fakat sövmeden.” Konuşulmasını istemeyenler tamamen haksız da değiller hani… Çünkü bilen bilmeyen, ağzına laf yakışan yakışmayan, fitne nedir fesat nedir hesap yapamayan birçok kişinin konuşması işi iyice içinden çıkılmaz bir duruma getirebilir.

Zaten bu tip insanları susturmak ta pek mümkün olmuyor. Onun için bu tip insanların olur-olmaz ulu orta konuşmalarını bir şekilde tolere etmenin yollarını bilmemiz gerekir.

Ancak aklı başında yerine göre konuşup, yerine göre susmasını bilen kişilerin konuşmalarına engel olunmamalıdır.

Çünkü bu konuda önemli iki durum söz konusudur. Birincisi; kişinin kendisini ilgilendiren bir konuda neden konuşmasın ki?

Hatta bu konuda susmak konuşmaktan daha kötü sonuç doğurabilir. Hele hele bazılarının yaptığı gibi; insanları zorla susturmak hiç doğru değildir.

Mutlaka istişareye katılmak gerekir, tabi istişare yapılıyorsa!..

İkincisi ise ister konunun bizzat içinde olsun veya isterse konunun tamamen dışında olsun, eğer bir yanlışı görüp te düzeltmemek, mani olmamak, uyarmamak, vebaldir, suçtur ve günahtır. Haa, kişi görüşünde isabet ettirdiği gibi isabet ettiremeyebilir de…

Biz akil insanların istişaresinden ve sözlü diyaloglarından bahsediyoruz, ama yine de bazı kuralları hatırlatmakta yarar vardır. Bu kurallar çok fazla olabileceği için ben çok önemli 3-5 tanesini sıralamak istiyorum:

1.Kardeşlik hukukuna zede getirilmemelidir. Terbiye, nezaket, saygı ve sevgi çizgileri korunmalı çiğnenmemelidir. Hadler aşılmamalı, herkes haddini bilmelidir.

2.Acele etmeden teenni ile hareket edilmeli, taraflar kesinlikle birbirini dinlemelidir, ona göre konuşmalı ve karar vermelidir.

3. İddialar mantıklı ve ikna edici olarak dile getirilmelidir. “Ben bilirim, ben yaptım oldu, bence…”vb. ifadeleri kullanmamak gerekir.

4. Her görüşe saygı duymalı, her kişiyi dikkatli ve özenle dinlemeliyiz.

5. Asla ve asla Allah rızası dışında bir şey düşünülmemelidir. Hem kendi için hem de karşı taraf için aynı duyguyu taşımalıdır.

Unutmayalım biz; Allah’ın istediği, peygamberimizin uyguladığı yeryüzünde hak ve adaletin hakim olduğu İslam Devletinin yeniden ikamesi için çalışan ve bu uğurda çaba sarf eden bir topluluğuz. Allah yar ve yardımcımız olsun.


 


 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar