Kurban

İnsanoğlunun yaratılışında (fıtratında) var olan bir duyguyla yüce olan birine bir hediye vermek, onunla yakınlık kurmak, o sevdiği veya büyük-yüce saydığı varlığa izzet-ikramda bulunmak ister. Bu varlıklara her türlü izzet ve ikramda bulunulup hediyeler sunulur. Ancak en üst seviyede bir hediye sunulmak istendiğinde o zaman bir kurban hediye etmek duygusu belirir ve o yüce varlığa bir kurban hediye edilir.

Kurban kelimesi, kurban kavramı her ne kadar genel bir kavram olsa da İslami literatürde yerini almış önemli bir kavramdır. İslam’da kurban sadece Allah adına, Allah için kurban edilir. Halbuki bir sapma sonucu batıl inançlarda ise görünen somut varlıklara kurban adanır(kesilir). Görünen varlıklara sevgi, saygı, ibadet ve kurban sunmakla; görünmeyen gaibe iman Allah’a iman ne kadar farklı şeylerdir. Lat, Menat, Uzza taşlarına kurban kesmek, hiçbir gücü olmayan insan eliyle yontulmuş taşlara kurban kesmek… Ya da bildiğimiz aciz bir insanı tağutlaştırarak onun adına kurban kesmek ne kadar aptalca bir şeydir. Bildiğimiz adam bizim gibi, hatta daha da aşağı aciz bir insan buna niye kurban kesilir ki? Ancak insanı küfre sokan bir iştir. Bir de kurbanı tek başına kendisi yiyebilir, hiç belli olmaz. Ama Allah adına kesilen kurban ne büyük bir iman, ne büyük bir nimet ve ne büyük bir duygu!.. Allah’ın büyüklüğünü, gücünü, kuvvet ve kudretini günlerce yazsak bitiremeyiz. Üstelik hem sevap işleyip hem de kurbanın etini kendimiz yeriz.

Bir diğer tavır veya yol var ki; hep konuşmalarımızda ve yazılarımızda dile getiriyoruz; hem Allah’a inanıp bismillah diyerek kurban keseceksin hem de o kurbanı tağuta adayacaksın biz söylemekten bile korkarak buna şirk diyoruz. Allah bu tip davranışlardan bizi korusun.

Biz her işimizi, her ibadetimizi doğru ve Allah için yapmalıyız. Doğru işi; doğru zamanda, doğru mekanda ve doğru kişilerle yapmalıyız. Bu da ancak Kur’an ve Sünnet(hadis) bilgisiyle olur. Mesela kurban bayramı günü bayram namazını kılmadan önce kesilen kurban kabul olmaz, ancak etlik olmuş olur. Çünkü Bera bin Azip (ra) rivayet ediyor: “Rasülüllah (sav) bir kimsenin bayram namazı kılınmadan önce kurban kesimini yasakladı.”(kütübü sitte) Yani vaktinden hemen önce bile olsa olmaz, vaktinden sonra olsa da olmaz. Ayrıca Allah’a hediye edeceğimiz kurban arızalı ve eksik bir yanı olmamalı, idare eder cinsinden de olmamalıdır. Kurban yakınlaşmak, hediye etmek, feda etmek (fedakarlıkta bulunmak) anlamlarını taşır. Onun için en güzelini ve en sevdiğimizi kurban etmeliyiz. İsmail’imizi kurban etmeliyiz. Çünkü fedakarlık olmadan, bir şeyleri feda etmeden gerçek sevgi kazanılmıyor. Allah’ın yardımı ve lütfuna nail olunmuyor.

Rahatından-keyfinden fedakarlıkta bulunmayan, uykusundan fedakarlıkta bulunmayan, parasından, malından, sohbetinden, dizisinden…vs. fedakarlıkta bulunmayan bir topluluk başarıya ulaşamaz. Feda etmek gerekir. Parasını, arabasını, malını-mülkünü, çocuklarını Allah yoluna feda etmek gerekir. Hem de en sevdiği evladını, en sevdiği koçunu-kuzusunu veya atını-arabasını Allah yoluna feda etmeden gerçek iyiliğe ulaşılmaz.

Bir gönülde iki sevgi olmaz. Cenabı Allah Azap Suresi dördüncü ayetinde de: “Allah bir insanın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır.” buyuruyor. Ya ahireti, ahiret yolunu ve Allah’ı sevip ru’yetullaha ereceğiz, ya da dünyayı, dünyanın zevklerini sevip sırat-ı müştekim yolundan uzaklaşacağız.

Lafı fazla uzatmadan haydi “Bismillahi Allahü Ekber” diyerek en güzel duygularla kurbanlarımızı keselim. “ Her gelen günümüz geçen günümüzden daha hayırlı olacak.” İnşallah.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar