Kudüs onurumuzdur

Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir. (İsrâ Suresi – 1)

Selam Sana mübarek belde,

Selam Sana Beytü’l-Makdis…

Miraca kapı olan, arş-ı alaya en yakın belde olan, sevdamız, gönlümüzün aşkı Kudüs…

Ümmetin ilk kıblesi, Peygamberlerin izlerini taşıyan Kudüs…

Peygamber Efendimizin ziyaret edilmesini tavsiye ettiği     “Sadece şu üç mescide yolculuk yapılır: (Mekke”deki) Mescid-i Harâm (Kâbe), Mescid-i Aksâ ve (Medine”deki benim) bu mescidim.” dediği nazlı şehir Kudüs…

Selamların en güzeli ile selamlıyorum seni.

Muhabbetlerin en kalbi diliyle selamlıyorum seni.

Bizim hâkimiyetimiz altındayken barış güvercinlerinin özgürce uçtuğu gökyüzünden,

Şimdilerde ölüm kusan, ateş saçan ölüm bombaları uçuşmakta semalarında ve senden ayrıldık ayrılalı insanlığın görmediği zulümler kat be kat artmakta sokaklarında.

Sapanla silahın kavgası, intifadanın simgesi olan Müslümanların ilk kıblegahı olan şehir…

Bir zamanlar Yahudilerin önderi Theodore Herzl, . II. Abdülhamid in yanına gelerek Filistin’in kendilerine satılması halinde Osmanlı’nın borçlarının kapatılacağını söylemiş ve kendisine: “Bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!” dediği müthiş cevabı hala kulaklarımızda çınlamaktadır.

Fakat daha sonrasında meydanı boş buldukları için Filistin’i ele geçirme politikalarına hız verdiler. 1967 yılından itibaren Batı Şeria ve Doğu Kudüsü işgal ettikten sonra Yahudi yerleşimleri kurmaya başlayarak Büyük İsrail Projesini hayata geçirmeye başladılar.

Şimdi ise geçmişler karşımıza meydan okurcasına ABD ve İsrail “Yüzyılın anlaşması” olduğu vurgusu yaparak “Kudüs İsrail’in başkentidir” diyerek Filistin’i kendi topraklarında “parya” yapma gayreti içeresine girdiler. Adeta şehir hapishanesine dönüştürdükleri Gazze’de Filistinliler sıkışmış ve abluka altında alınmış durumdalar. Kendilerini Müslüman addetmiş devletler ise kendi telaşına düşmüş, dış güçlerin böl parçala yut taktiklerinden nasiplerini almış vaziyette birbirleriyle savaş halindeler. Batının her dediği söze alkış tutan, ellerindeki petrol paralarını batıya aktaran bu sözde Müslüman devletlerin varlığı bizleri kahretmekte.

Artık bu kan emici İsrail’e ve ona uşaklık eden her kesime karşı Selahaddin Eyyubiyi hatırlatmanın zamanı gelmiştir.

Selanik Yahudilerinden olan milletvekili Emanuel Karasu, Sultan II. Abdülhamid’in huzuruna çıkarak, Filistin’de Yahudiler için toprak satın almak istemesini belirttiği sırada daha sözünü bitiremeden “Defol, ey sefil” cevabını tekrar bunlara hatırlatmanın zamanı çoktan gelmiştir.

Elbet bu zulümler yanınıza kalmayacak, elbet dünyanın gözü önünde savunmasız öldürdüğünüz nice insanın hesabı sizden sorulacak, elbet size bir yiğit çıkıp “one minute !” diyecektir.

Zalimler için yaşasın cehennem! Diyor, Kudüs’ün ve Mekke’nin yeniden HÂDİMÜ’l-HAREMEYN lerin bulunduğu emin beldeler olması için dua ediyor;

Selam, dua ve muhabbetlerimi sunuyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar