Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

Kötülük Nöbetleri

Sevgi, hilm, merhamet, itidal beklediklerimiz, kemâl yakıştırdıklarımız; uygun(!) gördüklerini, bir hainlik zümresine, çemberine alıp, daireyi mütemadiyen genişletiyor.

Dil hoyratlaşıp, zalimleşiyor. Bir gönül lisanı, ecelle pençeleşiyor.

Ailemizde dahi farklı düşünenler varken, cümlenin aynı fabrikasyon mamulat olmasını; kimilerinin anbean geçirdiği hızlı, kesintisiz değişimi, baş döndüren evrimi(!) yaşamasını nasıl bekleriz.

Son günlerde birçok kuruma, kuruluşa, kişiye güven zedelendi, şaibe içinde bırakıldı, yeni halkalar eklemek, çirkin yaftalar yapıştırılmasına vesile olmak, hangi ahlâkın, mektep medrese görmüş nefsin, mutantan(!) beynin harcı?

Vah ki! Vah! V/ah!

İç dünyalar nasıl bu kadar çorak, kireçli kalabilir ki; canınız istedi mi, “ötekiler” hoşunuza gitmedi mi tecavüz, ölüm listeleri hazırlarsınız, (darbe, terör, savaş sanrılarıyla) başkasının karısını kızını fütursuzca “helâl” addedersiniz. Sosyal medyalara dolu silahlar, mermiler koyarsınız; kof yiğitlere(!) şan olsun, sap samân olsun; düşmanlara gam, mezar olsun diye.

Ne cins bir kafadır, inançtır bilinmez; canınız çekti mi, muta nikâhları kıyarsınız. Modern cenklere gittiğinizde,  köle pazarları açarsınız.

Size, “nimet” görülen her şey lâyık; karşı tarafaysa frensiz şerrî hareketler dâhil (nazarınızda iyilik(!) kurtarıcılık) ne varsa müstahak. Bir türlü tatmin olmazsınız.

Hayırlı rüşvet(!) fetvaları verirsiniz. En yüce kavramları siper edinip, herzeler yersiniz.

Filanca kesime, söz gelişi partililere cennet açılışları, dışardakilere cehennem kapıları müjdelersiniz.

Ye iç yat, zımbala, eğlen; hem dünya sizin, hem ahiret, yakıştırmışsınız artık dur duraksız “Mülk Sahipliği”  sizin, tez elden.

 Din iman sizin, geçmiş gelecek hâl, (Afiyet olsun) arz meyveleri hal.. bina zina sizin.

Göğü delen şeddadi yapılar, (ruhu şâd olsun Deli Dumrul’un) geçilmez aşılmaz yollar, köprüler sizin.

Dopdolu, azgın, köpürtülü beden zatıâlilerine ait de; ya ruh, vicdan, kalp kimin?

Bu nasıl bir sınır tanımaz Tanrısal Kudret, kapitalistlere dünya hava(r)ilerini çırak çıkartan, meydan okuyan bir cüret, taşkın, illetli hürriyet(!), upuzun zincirli zilliyet?

Şiddet, kin, öfke, gayz yüklü, üstelik tebliğ, davet, bir de İlâhî Mesaj iddiasındaki haris kalpler. Gabâvet ille de hamaset.

Pislet! Kirlet! Yok Et! Bu nice hâkimiyet!

Bir o taraftan, bir beri yandan, eskiden geriden yeniden, sıralı, dizi dizi, nöbetleşe fenalık şenaet.

Millet şamar oğlanına döndü, Ya Rabbi medet!

Bu ayrışmayla, bölüşme ve yiyişmeyle(!) kiminle yürüyeceksiniz beraber yollarda.

Taptığımız, hemhal olduğumuz kul(var)larda.

Neyi biriktirdik, yüklendik sırtlarda.

Sanal görüntüler, hülyalı kuruntulu şarkılar dudaklarda.

Hangi kurgu dolaşır damarlarda.

Yürek kanı, necaset, cehalet sıçradı üstümüze.

Kuyulara düştük, ipsiz kaldık yâd ellerde.

İsterse ilim, iman, manevî temeller üzerinde yükselmesin, önemi yoktur keskin akıllarca; bir gönül medeniyeti inşa edilecekti güya.

Koyun otlayan, tın tın öten kafalarda.

Huzursuz, kuş uçmaz, kervan geçmez, aşksız ışıksız derûnunda; insaniyetsiz acunda…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum