Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Kitle veya Kütle Kontrolü

Nasıl bir dünyada ve nasıl bir toplumda ve kimlerin arasında ne şekilde yaşadığımızı zaman zaman da olsa düşünüyor musunuz?

Düşünmüyorsanız artık düşünün.

Göreceksiniz ki aynı dili konuştuğumuz halde çok az sayılacak bir toplulukla anlaşabildiğimiz ve anlaştığımızın kat be kat fazlası bir toplulukla anlaşamadığımı halde birlikte yaşıyormuş gibi yaptığımızı göreceksiniz.

Anlaşamadığımız kişilerle anlaşamıyorsak sebeplerini ortadan kaldırmak yerine anlaşmazlıklarımız gündeme getirdiğimiz göreceksiniz.

Anlaşamıyoruz dediğimiz kişilerle aynı kavramları kullandığımız halde kavramlara aynı manaları yüklemediğimizi göreceksiniz.

Ortada anlaşmamızı engelleyen bir kavram kargaşası olduğunu iddia ettiğimiz halde değer verdiğimiz veya vermediğimiz kavramları yerli yerine oturtamadığımız bir ülkede yaşadığımızı göreceksiniz.

Çünkü kavgalarımızın kaynağının sebebi olan veya anlaşmazlıklarımızın başlangıcı olan kavramlara kimlerin hangi anlamları yüklediğini umursamadığımızı da göreceksiniz.

Devletin vatandaşının kullandığı kavramların sınırlarını belirlemeyi kendisi için bir görev kabul ederek hayatın her alanına müdahale etmesi gerektiğini savunanlarla vatandaşın kendi kullandığı kavramlara dilediği anlamı yüklemesi gerektiğini 50 yıldan fazla devlet gücüyle savunanları görmüşünüzdür.

Küçük Amerika olma iddiası ile ve devletin asla bu konuda bir görevi olmaması gerektiğini savunanların kavga alanı haline getirdiği ülkemizde bu durum maalesef yaşamakta olduğumuz kültür buhranın sebebi olmuştur.

Bu zihniyet dayatması dolayısıyla kavram kargaşasının yaşandığı uzun yıllar boyunca sadece kültür hayatımızdan daha korkunç sonuçlar doğurmuş olan siyaset hayatımızı da etkilediği bir gerçektir.

Siyaset geleneğimizde yüzyıldan daha fazla bir süredir sahih itikat ve düşünceden kopmalar olması nedeniyle zihnen etkilenen insanların etkilendikleri kültürün kavramlarını da taşıdığı gerçeğinden hareketle başkalarını da etkilediği bilindiği halde bu duruma sessiz kalmak da tehlikenin en büyüğü olmuştur.

Yaşana bu kargaşa ortamından inancımız ile oluşturulan sahih geleneğimize dayalı bir zihni ortamı tekrar oluşturmak ve kavramlarımızın bu yeni ortama bozulmayı ortadan kaldıracak şekilde nasıl intikal ettirilebileceği konusunda fikir üretmek herkesi sorumluluğudur. 

Bu sorumluluktan kaçanlar tabir caiz ise başkalarının yazdığı kavramlarla hayat sürenler, başkalarının başka sofralarda çiğnedikleri yemeği midelerine indiren kişilerden farksızdırlar.

Kavram kargaşası ve kavramlara yüklenen farklı manalar konusunda bunca sözün nedeni toplum hayatında özellikle de sosyal medya denilen ortamlarda pusulasız tekneler gibi sürüklenmeyi sosyalleşme zanneden kişiler nedeniyledir.

Sayısız fikir beyanı, yüzlerce kitap yayını, binlerce makale ve hikâyenin satırları arasında insanlara enkazın içine gömülmüş bir mücevher zannettirdikleri süslü ifadelerle insanları yönlendirmeye çalışıyorlar.

Hal böyle olunca belli bir fikrin etrafında toplanmış insan topluluğu olarak tarif edilen kitleler  parça, küme veya yığın olarak tanımlanan kütleler haline dönüşüveriyor.

Medya büyücüsü veya medya manipülatörü denilebilecek yenidünya düzeninin adamları eliyle ve büyülü elektronik bir perdenin arkasında gizlenerek  toplumları aptallaştırmak amaçlı bir öğütüm sisteminin oluşturulmasıyla ülke nüfusunun kitlesel olarak uyuşturulmasıyla elde edilen kütlenin zihin kontrol cihazlarına ihtiyaç olmadan kontrolünün sağlandığı kütle sisteminin yeniden ispatına yaşadıklarımıza bakarak gerek yok diye düşünmekteyiz.

Bilgi ve teknoloji çağı olarak ifade edilen yüzyılın dezenformasyon çağına dönüştürülmesi karşı çıkanların aykırı kitleler suçlamasıyla toplumun dışına itilerek kalan kitlelerin kütleye dönüştürülmesi ile gerçekleşecektir.

FARKINDA MIYIZ?

Son 25 yıldır yeni dünya düzeni için dünyaya dayatılmaya çalışılan şeytani planın vahiylerini aktaran misyoner kılıklı basın yayın organlarının insanlara açıkladığının çok ötesinde bir yeteneğe sahip olan zihin kontrolü için Subilimine ikna sistemlerini kullanıyor olmaları uygarlık tarihindeki temel kırılma noktası anlamına gelmektedir.

Bir avuç küresel şirket tarafından eğitim ve medya başta olmak üzere tarım ve sanayi alanındaki tüm kuruluşları şok edici kontrol darbeleriyle ele geçirilmelerindeki neden kitlenin kütle haline dönüştürülerek zihinsel köleliği küresel çapta oluşturmaktır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.