Kendimizi gerçekleştirmek

BM 2020 Dünya mutluluk raporuna göre Türkiye 156 ülke arasından 93. Sırada imiş, 14 sıra gerilemişiz, diyor ve twitter gündemine düştüğünü gördüğüm her iki gençten birinin mutlu olmadığı haberini de ekleyerek, salgın mücadelesinden soyutlanabilmek ne kadar zor olsa da insanın mutluluğu üzerinde durmak istiyorum bu kez. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini okurken büyük bir farkındalık edinmiştim. Amerikalı araştırmacı Abraham H. Maslow insan davranışlarının temelini 1. Basamaktan 5. Basamağa doğru; fizyolojik, güvenlik, sevgi/ait olma, saygınlık, kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarına bağlıyor. (Hangi basamakta olduğunuzu düşünün.)

**

Hedeflediğimiz mutluluk bu piramitte saklı: Kendimizi gerçekleştirmek, yani; potansiyelimizi ve becerilerimizi tam olarak geliştirerek hayattan haz alabilmek. Avusturyalı yazar Stefan Zweig biyografi üçlemesinde anlattığı Dostoyevski’nin hayatı için bakın ne diyor: ‘’Sanatsal açıdan bir trajedi olan Dostoyevski’nin hayatı, ahlaki açıdan eşsiz bir başarı, içsel büyü sayesinde dışsal varoluşun yeniden değerlendirilmesidir.’’

**

Sara hastalığından muzdarip olan yazar kendini gerçekleştirme hususunda çok iyi bir örnektir. Kendini güçlendirme noktasında hastalığını bir nimet sayıp milyonların okuduğu o eşsiz eserlerini vermiştir. Hayatı sefalet ve zorluklar içinde geçmesine rağmen Dostoyevski’yi mutlu kılan neydi? Sadece yazmak! Yazmak, onun için nefes almak kadar kutsaldı. Yazdıkça vârolduğunu iliklerine kadar hissediyordu.

**

Dostoyevski kendi gerçeğini bu şekilde yarattı ve topluma sundu. Kendi tarihimizden örnek vermek gerekirse 90 yaşında ‘’ustalık eserim’’ dediği Selimiye Camii Mimar Sinan’ın; işini ne kadar aşkla yaptığını göstermiyor mu? Kpss’de sorulan ve cevabını ‘’kaplumbağa terbiyecisi’’olarak işaretleyerek yanıldığım 2020’nin meşhur Kpss sorusu olmuş ‘’Kur’an Okuyan Kız’’ tablosunun sahibi Osman Hamdi Bey’i de örnek vermek istiyorum. Bu arada bu tablo 44 milyon 122 bin 230 tl’ye satılarak ‘’gelmiş geçmiş en pahalı Türk resmi’’ unvanını almış! Örnekler çoğaltılabilir elbet… Peki siz kendinizi gerçekleştirdiğinizi düşünüyor musunuz?

**

Belki de çoğumuz istemediğimiz koşullar içerisinde tutkuyla inandığımız hayallerimizi ya erteleyerek ya da öteleyerek yaşayıp gidiyoruz. Pek tabii ki bunun gerek ekonomik, gerek sosyolojik birçok sebebi var. Gönül ister ki, koşullar el vermese bile hayallerimizi son süratle gerçekleştirmek mümkün olsa. Her ne olursa olsun, ‘’yetenek, sofra tuzundan daha ucuzdur. Başarılı insanları, yetenekli insanlardan ayıran özellik çok çalışmalarıdır.’’ Bu yüzden ‘’işleyen demir ışıldar.’’ Misali, çalışmak zorundayız. Sevdiğimiz, istediğimiz, kendimizi ait hissettiğimiz ne varsa peşini bırakmamalıyız. Kendimize yolculuk yapmayı rutin hâle getirdiğimiz takdirde; okumak, düşünmek, sorgulamak, kendini geliştirmek alışkanlık haline gelmeye başlayacaktır. Güne bir şiirimden birkaç mısra bırakarak yazımı sonlandırmak niyetindeyim:

…Kaçıncı yüzyıldayız Lâvi?

Asırları devirdik mi

Yoksa bizi mi devirdi asırlar?!

Üşüyorum Lavi

Çok üşüyorum…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar