Karanlığa sığınan yarasa!

İmkan buldukça Celaleddin Rumi’nin Mesnevi’sini okumaya çalışıyorum. Geçtiğimiz gün ilgimi çeken bir bölümü buraya alıntılayarak köşemizi kapatalım…

**
Bir adam, konuşmasını bilir birisinden; "Ey güzel sözlü kişi, hak nedir, batıl nedir, söyler misin?" diye sordu. O güzel sözlü kişi, kendisine soru soranın kulağını tuttu da, bu batıldır, yani yalan şeyler duyar, gözse haktır, gerçektir. Çünkü insan güzele yakın elde eder, asıl inanca kavuşur.


Duymak görmeye nisbetle asılsızdır, batıldır. Ey emin kişi, sözlerin çoğu da duyuşa dayanır. Övmek, akıl gözü için bir tasvir, bir anlatıştır. Fakat onun yüzünü görüş, gözün işidir. Kulağın işi değildir.


Yarasa, güneşten gizlenebilir, fakat güneşin hayalinden gizlenemez. Zaten korku, güneşin hayalini, onun gözünün önüne getirir de, o hayal, yarasayı karanlığa çeker. O nur hayali yarasayı korkutur da, onun karanlık geceye sarılmasına sebep olur. Sen de düşmanın hayali ve onun kötülükleri yüzünden dosta ve sevgiliye sarılmışsın. Nasıl ki yarasa, güneşin nuruna dayanamazsa, ondan korkar, karanlıklara sığınırsa, nefsanî duygularını ve benliğini yenemeyen, kendini kötülüklerden temizleyemeyen, rahmani duygularla beslenemeyen kişi de, ilahî tecellîye tahammül edemez. Ondan korkar, kaçar. Bu sebeple insan kullukla, ibadetle, iyiliklerle nefsaniyetini temizlemedikçe ilahî tecellîye kavuşamaz.


Ey Musa, sana gösterilen ilahî ışık, tecellî nurları dağa vurdu! Fakat o hayallere kapılmış dağ, senin hakikatinin nuruna tahammül edemedi. Aklını başına al da gurura kapılma. "Bende kabiliyet var, ben hakikate ulaşabilirim." diye hayallere düşme! Bu yoldan hakikate ulaşacağını umma. Çalış da, kulağının duyduğunu gözün görsün, batıl olan hak olsun. Ondan sonra kulağın da gözün huyunu, tabiatını elde eder. Yün gibi yumuşak iki kulağın kıymetlenir, gevher kesilir. Hatta bütün bedenin ayna gibi olur, her tarafın göz kesilir, gönül olur. Kulak bir hayal meydana getirir. Fakat o hayal cemale kavuşmaya, güzellikle buluşmaya kılavuzluk eder. Çalış da bu hayal genişlesin, artsın; Hakk yolcularına, Allâh âşıklarına yol göstersin, kılavuzluk etsin...


Farzet ki, bütün batı memleketlerini, doğu memleketlerini elde ettin; değil mi ki bütün bunlar sende kalmayacak, bu saltanat devam etmeyecek, hepsi geçip gidecek, sen bu maddî varlığı bir şimşek say, çaktı, söndü. Ey gönlü uykuda olan kişi, ebedî olmayan saltanatı bir rüya bil...


Mesnevi / 3907-3929 / Şefik Can çevirisi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.