Kadın şoför

“Öndeki arabayı süren kesin kadındır. Tekerin dönüşünden belli” dedi. Aracı sollarken dönüp bakmak istedim. Evet, şoför gerçekten de bir kadındı…

“Seni doğuran da kesin kadındır.” Dedim. Fakat bu tahmin, bakıp doğrulamaya ihtiyaç bırakmayacak kadar kesindi.

**

Konuya böyle esprili bir giriş yaptım. Öyle yapmam gerekiyordu çünkü yazının ilerleyen kısmı, azınlık denebilecek bir çoğunlukta olsa da bazılarını rahatsız edebilir. Evvela biraz gevşeyelim dedim bu yüzden.

Cinsiyet ayrımcılığından bahsedeceğim kısaca. İlkin, sözcüğü ele almalıyız: kadın.

Dillendirmekten imtina edilen kelime. Sanki ayıpmış, kabaymış gibi… Onun yerine ‘bayan’ demeliyiz, öyle değil mi?

**

Fakat bir dakika! ‘kadın’ kelimesi yalnızca insan için kullanılır. Oysa ‘erkek’ sözcüğünü ya bir insanın ya da bir hayvanın cinsiyetini belirtmek için kullanıyoruz. Erkek ayı var, erkek kedi var… Var da var. Hayvanlar için ‘erkek’ ya da ‘dişi’ sözcükleri kullanılırken ve ‘kadın’ yalnızca bir insanı işaret ederken, bu kelimenin ayıp sayılması akla ve mantığa nasıl yatabilir? Kadın olmayı ayıp ya da utanç verici bulmamızı isteyen öğretinin başka bir amacı olmasın sakın? “Kadınlar başka gezegendendir” zaten, öyle değil mi? Çünkü Dünya erkeklere aittir!

**

Ataerkilliği dini argümanlarla besliyorlar bir de. Sanki yüce Rabbimiz -haşa- kullarının arasında bir ayrım yapmış gibi. Kadınları fiziksel ve duygusal yönden erkeklerden çok daha narin, kırılgan ve hassas yaratan Allah, onların korunması ve kollanması görevini de erkeklere vererek bu konuda bir eşitlik sağlamıştır. Kadının geçimi -giyeceği ve yiyeceği- erkeklerin sorumluluğuna verilmişken, kendilerine verilen bu himaye etme ve gözetme ödevini bir nevi üstünlük ve büyüklük sayan erkekler, böyle yapıp nefslerine uyarak sınavı kaybetmişlerdir.

*+

Bununla kalmayıp, bu yanlış algılarını nesiller ve torunlar boyunca aktarıp devam ettirmişler ve vebal almışlardır. Oysa bu bilgi çağında, doğru bilgiye ulaşmak şimdi bu kadar kolayken, dünyevi öğretilerin en nihayetinde kusurlu ve cahil beşer tarafından verildiğini görmezden gelerek, vicdana ve sağduyuya ters düşen bir iş yapmışlardır. Bu noktada şu ayet geldi aklıma: “Ama onlara “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde “Hayır, biz yalnız atalarımızdan gördüğümüz inanç ve eylemlere uyarız” diye cevap verirler. Ya ataları akıllarını hiç kullanmamış ve doğru yolu bulamayan kimseler idiyseler, yine mi atalarının yoluna uyacaklar?” (Bakara, 170).

**

Fakat iyi şeyler de olmadı değil, son zamanlarda. ‘Bilim adamı’ ‘İş adamı’ gibi cinsiyetçi kelimeler için nihayet akla ve vicdana yatkın olan kullanımlar benimsendi. Bilim insanı, iş insanı, vb… Bu benimseyişte, korona aşısı bulup geliştiren doktorumuz Sayın Özlem Türeci’nin payının büyük olduğunu sanıyorum. E kadına da bilim adamı demeyecektik ya! Şimdi bizler de bari üzerimize düşeni yaparak, günlük jargonumuzu cinsiyetçi ve ayrımcı sözcüklerden arındıralım. Mesela adam yerine değil, insan yerine konulmak, gibi… Anlatabildiğimi sanıyorum.

**

Ve evet, direksiyondaki gerçekten de bir kadındı. Bazı konularda erkekler, bazı konularda da kadınlar daha iyi oluyorlar genelde. Kabul etmemek olanaksız. Eşitlik, aynılık anlamına gelmez zira. Beyin tek değil, iki lobdan oluşuyor çünkü. Sağ sen isen, sol benim. Birleşince tamamlanırız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum