İnsanlığın görünmeyen prangası: Savaş

Güç. Güçlük. Gürültü. Gelgit. Gaflet. Gadir. Gaile. Galip. Gözdağı. Gölge. Garip. Giz. Gidiş. Gözyaşı.

Kuvvet. Külfet. Kan. Kin. Kırım. Kavga. Karanlık. Korku. Katil. Küçülmek. Keşmekeş. Kaçış. Kayboluş. Kabullenmek.

Sesleniş. Serzeniş. Sır. Sefalet. Soygun. Sömürge. Susturan. Susturulan. Suskunluk. Sindirmek. Sığınmak. Suç. Sürgün. Sessizlik.

Acı. Yıkım. Çığlık. His. Terkediş. Hak. Hakikat. İhtiras. İhtişam. İhmal. İhtimal. Çaresizlik. Yoksunluk. Travma. Unutmak. Unutulmak. Veda.

Yaşamak ya da ölmek. Ölmemek için direnmek ya da sonsuza dek vazgeçmek…

Savaş bunlardan yalnızca biri ya da birkaçı belki de…

Hayır!

Savaş bunların hepsi. Ne yazık ki daha fazlası.

Savaş tümünün vücut bulmuş, kimliğe bürünmüş hali… Savaş bütün bu kavramların belleklere hiç silinmeyecek biçimde kazınması. Zihinlerin korkunç, bitmek bilmeyen arzularının bedeller yüklü sonucu. İnsanoğlu’ nun maskesi altında gizlediği karakterinin ortaya çıktığı en gerçek ve belki de tek yer…

İnsanlık tarihi kadar eski ve “ insanlık” ı tarihten silmeye çalışacak kadar kusursuz bir yok ediş… Üstün güce sahiplerin, varolması zorunluymuş gibi dayattığı toplumsal bir oluşum maalesef.

 Evet. Savaş kimi zaman bir egemenlik mücadelesinin aracıdır ama çoğunlukla olanlardan habersiz, tek suçu ‘ insan’ olmak olan masumların, mazlumların hayatlarını yok sayan ölümcül bir yaptırımın ürünüdür.

Kapalı kapılar ardında hayatı buruşturulup çöpe atılan insanların, yaşamı seçmelerinin gözardı edilişidir. Gök kubbe’ nin altında kimilerinin gününe güneşin hiç doğmayışıdır.

Sebebi ne olursa olsun, savaşın haklı tarafı yoktur. Savaşın kazananı yoktur. Üstün kılan, elde edilen bir yanı hiçbir zaman olmamıştır. Çünkü savaş doğrudan; toplumları aşağı çeker, geri iter. Toplulukların düşünme yetisinin durdurulmasına neden olur. Kişilere empati duygusunu unutturur. Herkesin olaylara kendi penceresinden bakmasına ve o pencereden neyi, ne kadar görürse yalnızca gördüklerinin varlığına inanmasına sebep olur.

Bu ise medeniyetlerin sosyolojik, ekonomik ve hukuki açıdan gerilemesine; ilimin, bilimin, bilginin, teknolojinin ve sanatın gelişiminin olumsuz yönde etkilenmesine sebebiyet verir.

Kültürel ve ekonomik unsurlarda gelişim gösteremeyen, kalkınamayan, refah düzeyini yukarılara taşıyamayan toplumlar ise domino etkisiyle neredeyse tüm toplumları etkiler ve dünyayı olduğundan daha tehlikeli bir hale getirir.

Yıkılan şehirler, harabeye dönmüş yapılar, feryat eden anne – babalar, kaybolan hayatlar, karartılan gelecekler, korkulu gözlerle biçare ağlamayı dahi unutmuş, savaşın bahtsız çocukları, açlık, salgın hastalık; bütün bu yadsınamaz gerçekler savaşın geride bırakacağı kalıcı ve derin izler olur. Bu izlerin silinmesi ise yıllar - yüzyıllar sürebilir.

Tabiat insanlıktan, varlık insanlıktan, eşya insanlıktan utanır; insan adına…

İnsan da haya etmelidir benliğinden, vazgeçmelidir bencilliğinden!.. Zira her şey kazanılabilir lakin insanca yaşamak bir lütuf, insan kalabilmek ise nasip işidir.

Dünya ders çıkarmalıdır, tarihin tekerrür etmemesi için…

Dünya ders çıkarmalıdır, geçmişin tozlu sayfalarına yeni vahşetlerin, acı sonların eklenmemesi için…

Dünya ders çıkarmalıdır, görünmeyen prangasını sonsuza değin çıkarmak için…

Keşke bu satırları yazmak ve okumak zorunda kalmasaydık.

Keşke akan kan, yitirilen can, insan onuru; petrol ve altından daha değerli olabilseydi.

Keşke sözde insan hakları savunucularının, kendi çıkarları söz konusu olduğunda birden suskunlaşmalarını bu kadar kolay kabullenmeseydik.

Keşke “ savaş” sözcüğü de tıpkı “ barış” sözcüğünde olduğu gibi yalnızca çocuklara verilen bir isim olarak kalabilseydi…                                                                                                   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum