İçimizde biriken stres

"Bizi öldüren stres değil, strese yönelik verdiğimiz tepkidir" der Hans Selye.

Stres, 21. Yüzyılın ne yazık ki vazgeçilmez konularından birisi haline geldi. Artık günlük hayatımızda da sık karşılaştığımız bir kavram oldu ve bu kavram sadece bir kavram olarak kalmadı, insanların çok ciddi seviyelerde deneyimlediği bir olgu haline geldi.

**

Önceden belki uğraştığımız olaylar, durumlar ve kargaşalar sınırlıydı. Tek istediğimiz yemeğe yiyecek getirmek, kendi yiyeceğimizi üretmek ve akşam çok da fazla düşünecek bir şeyler olmadan uykuya dalmaktı. Şu anda durum bu anlattığımız olaylar dizisinden çok farklı boyutlara taşındı. Hayatta kalmak için daha fazla çaba sarf etmeye başladık ve statü sahibi olmaya artık karnımızı doyurmaktan daha çok önem verir hale geldik. Toplumların yavaşça evrildiği bu “statü” merakı bizi ağır bir iş yükünün altına sokmaya başladı. Aslında kendimizin bile istemediği sadece toplumun gözünde daha saygın bir portre çizmek için istiyormuş gibi gözüktüğü işlere saatlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı harcar hale geldik. İnsanı insan yapan tüm değerlerden uzaklaşmaya başladık, toprağı unuttuk, gökyüzüne bakmayı unuttuk ve sadece bedenimizi aşırı yormaktan, beynimizi işlevsiz bilgilerle doldurmaktan öteye gidemedik.

**

Stres bu şekilde yavaşça her anımızı sarmaya başladı. Okulda, işte, hatta işten eve dönerken bile sadece yaşadığımız stresi düşünmeye başladık. Stresi bu kadar çok hayatımıza dahil edince ve bedenimiz stresin getirdiği yükü taşıyamaz hale gelince olan tüm yaralanmalar su yüzüne çıkmaya başladı: kas ağrıları, bel ağrıları, boyun ağrıları olarak karşıladık bu yükü.

Stres ile beden arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bedenimizin sağlığı çoğunlukla psikolojik sağlamlığımızla alakalı olabiliyor. Yaşadığımız ağır stresti doğru yönlendirmeyip sadece bastırmaya çalıştığımız zaman bedenimizde etkilerini hissedinceye kadar bir uzman desteği almaktan kaçınıyoruz. Stres bedenimize vurana kadar ruhsal sağlığımızın nasıl olduğunu önemsemeden hayatımıza devam ediyoruz. Bu hem bizim ruh sağlığımızı yıpratıyor hem de bedenimizi yoruyor. Bunu yapmamak ise tamamen bizim elimizde. Stresi doğru yönlendirebilmek sağlıklı bireylerin yaptığı ilk adım oluyor.

Peki bir stresle karşılaştığımız zaman onu nasıl doğru yönlendireceğiz?

**

Öncelikle stresin hayatımızda hiç bitmeyeceği gerçeği ile yüzleşerek işe koyulalım. Stres, insan ömrü boyunca her yaşta, her ırkta, her dinde, insan ayrımı yapmaksızın herkesin deneyimlediği bir kavramdır ve insan bunu hep deneyimleyecektir. Stresi hayatımızdan hiçbir zaman tamamen söküp atamayacağız ancak bunu kontrol edebilme şansına sahibiz. Sağlıklı bireyler yaşadığı stresti yapıcı bir stres modeline dönüştürmekte ustadırlar. Bu bireylerin stresi yapıcı bir modele dönüştürmelerinin sırrı stresi az düzeylerde yaşamaları değil, algıladıkları stresi hayatlarına adapte etme yeteneklerinde gizlidir.

**

Stres olarak deneyimlediğimiz bir durumu öncelikle görmezden gelmemeliyiz. İkinci olarak ise stres durumunu tüm hayatımıza yaymamalıyız. Stresi bu şekilde kontrol altına alabilme becerisini sağlamamız gerekmektedir.

**

Eğer bu becerileri kendimizde göremiyorsak ve yaşadığımız stresörler bizi çok zorluyorsa bir uzman desteğiyle stresin olumsuz etkilerini bir kenarda bırakıp olumlu yönlendirme yapabilme becerisine sahip olabiliriz. Unutulmamalıdır ki stres baş edilecek bir kavram değildir, yönlendirilecek bir kavramdır. Bu yönlendirmeyi doğru bir şekilde yapabilmek ve yaşadığımız hayatı daha anlamlı geçirebilmek dileği ile..

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum