Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Hürriyet  ve  özgürlük  maskesi

Bugün dünyânın pek çok yerinde “hürriyet-özgürlük-eşitlik” söylemleri adına insanlıkla bağdaşmayan hâdiseler icra edilmekte. Uzun senelerdir bu sihirli kelimeler herkesin zihnine kazındı. Ve maalesef bu fikrin arkasına saklanılarak hiç olmadık işler, her türlü ahlâkî kuralı çiğneyen durumlar gerçekleşti ve gerçekleşmekte. Hürriyet ve özgürlük maskesi adı altında aslında insanlar kendi ürettikleri ideolojilere, dünyevi metâlara, makam-mevki ve rütbelere kul, köle oluyorlar. Bu nasıl özgürlük olabilir!!!

Hürriyetin tanımına baktığımızda; köle olmayan, şerefli, soylu olarak yapılsa da bugünkü tâbirle tam bir kölelik sergilenmekte. Bugün acaba mutlak mânâda hürriyet var mıdır? Olabilir mi? El cevap; mutlak mânâda hürriyet ancak âlemlerin Rabb’i Hz. Allâh’a âittir. İnsanın medeniyet seviyesine uygun insanca yaşaması için evet hürriyet gereklidir. Ancak insanın asla mutlak mânâda hürriyeti yoktur. Eğer yoksa insanın hürriyetini sınırlı bir çerçevede düşünmek gerekecek ki o zaman hürriyet daha en baştan kendini kısıtlamış olacaktır. Bunun tam aksini düşündüğümüzde sınırsız bir hürriyetin dahi sınırlayıcılarının olması gerektiği üzerinde felsefeciler hep tartışa gelmişlerdir. 

Hürriyet kavramı ne kadar sınırlandırılırsa sınırlandırılsın günümüzde kişilerin ve toplumların algısına göre farklı anlayışlar ortaya koymakta. Tabi burada insanların kültürel ve dîni yapıları etkin olmaktadır. Ama sonuç ne olursa olsun bugünün insanı için sihirli gibi görünen bu kavram, kullanıcıların elinde yozlaşmış hatta bâzı çıkarcı kişilerin menfî emellerinin âleti olmuştur.

Devrimizde çok revaçta olan ‘inanç hürriyeti’, ‘basın hürriyeti, ‘sendika seçme hürriyeti’, ‘kadın hürriyeti’, ‘fikir hürriyet’ gibi mâhiyeti oldukça karmaşık ideolojiler gündemimize girmiştir. Bir kere illa hür olmak için yazılı bir metne mi ihtiyaç var? Bu sevimli gibi görünen kavramın bizim kültürümüzdeki yerine bakmak da yarar var. 

İslam âlimleri; ‘İnsan için asıl olan hürriyettir’ hükmünde ihtilafsız birleşmişlerdir. Bu husûsun aslına baktığımızda Allah Teâlâ ruhlar âleminde her insandan söz almıştır. (=misak) Misak neticesinde Cenâbı Hak akıl sâhibi insanlara hürriyet, mülkiyet, ismet ve diğer nimetleri bahşetmiştir. Eğer insan ‘Gâlu belâ’da Rabb’ine verdiği sözü bozarsa o zaman hürriyeti elden gider, insan Hakk’a değil O’nun yarattıklarına kul olur yâni maddenin, paranın, dünyânın, rütbenin, nefsinin esiri olur da, ne yazık ki bunların farkında olmaz. İşte asıl kölelik budur. Daha açıkçası bu hal -ki bugünkü hal budur- tam bir hürriyetsizlik hâlidir. İnsan bugün ne halde olduğunu bilmekten dahi acizdir. Vahim bir durumdur bu husus.  

İslam toplumlarına baktığımızda ‘hürriyet’ aslî ve fıtrî bir meseledir. Hürriyet bizde felsefik bir kavram değildir bilâkis aslî bir değerdir. Zira her insan doğduğunda fıtrat üzere yâni hür olarak doğar. ‘Hiçbir çocuk yoktur ki, İslam fıtratı üzerine doğmuş olmasın’ Buhârî, Cenâiz 80) İnsanın kendi lehine ve aleyhine olan hakları konusuna tam olarak yetkili olabilmesi için ‘buluğ çağı’na erişmesi söz konusudur. Bu hususta Kur’ân’ı Kerim hükmünü belirtir: “Ey İnananlar! Allâh'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sâhibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allâh'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun hâlini Allâh'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibâriyle en güzeldir.” (Nisa, 59) Bu âyetin mâhiyetine yönelik tefsir âlimleri itaat edilecek merci ve otorite konusundaki ilişkilere âit pek çok aydınlatıcı bilgiler vermişlerdir. Tasavvuf ehli müfessirler gerçek hürriyeti; ‘İnsana dâima kötülüğü emreden nefsi emmâreyi yenip her şeyi Allah rızâsı için yapmakla elde edilir. Dünyevi hırs ve tamaha köle olan kimsenin hürriyetinden söz edilemez.’ Derler. İşte İslâm’ın hürriyet anlayışının aslı budur. Yoksa her türlü nefse hoş gelen, şeytanın oyuncağı olabilecek çirkinleri yap, her türlü menfîyâtı toplumun ahlâkını ifsad edici şekilde işle sonra dön bu yanlışlıkları hürriyet adına yaptım, de. Bu kabul edilemez haldir.  

Rabb’im bizleri uyandırsın. İçinde yaşadığımız dünya kavramlarını doğru anlama ve doğru yorumlama ferâseti, basireti nasip etsin. Hakk’ı Hak bilip Hakça yaşayanlardan eylesin. Kula kul olanlardan değil yalnızca Hakk’a kul olanlardan kılsın bizleri inşaALLAH. Hayırla kalınız.

SİLAHLI KUVVETLERİMİZİN BAŞLATTIĞI “BARIŞ PINARI” HAREKÂTI İÇİN BUGÜN VE HERGÜN DUÂ EDİYORUZ. RABBİM “HAFIZ” İSMİ ŞERİFİYLE ASKERLERİMİZİ MUHAFAZA EYLESİN “FETTAH” İSMİYLE ŞANLI ORDUMUZA GÂLİBİYET KAPILARINI AÇSIN İNŞAALLAH.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.