Hür doğanlara esaret yakışmaz     

Dünya dönüyor yaratıldığından bu yana. Gündüz gece ve mevsimler de dönüyor ardı sıra. Her bir zerre ve kainat bütünüyle ilahi emre boyun eğmekte. Biz insanlar ise asıl düşmanımızı bırakıp birbirimizle boğuşmaya doyamadık. Dahası, şeytanın yalanlarına aldanıp hesap gününü unuttuk. Kimileri Yüce Allah’a(C.C.) hasımlar kesildi, kimilerimiz de bu hasımların ardına düştü.

 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir.(Nahl-4)

Hala uyanmayacak mıyız? Kardeşlerim, yüreklerimizde yankılanmasını istediğim bazı sorularım ve acizane yorumlarım olacak;

 Hz. İbrahim(A.S) Allah(C.C.) birdir deyip kırmıştı tüm putları. Dikilip Nemrudun karşısına Benim Rabbim Güneşin de hükmünü verendir, haydi gücün yetiyorsa güneşe söz geçir! demişti. Kalakalmıştı Nemrut. Ceza verebileceğini zannetmişti Yakın diye emrederken. Ateşlere atılırken bile Hz. İbrahim’in(A.S.) teslimiyeti sahibineydi.

Peki, günümüzün putlarını hiç düşündük mü? Allah(C.C.) birdir deyip kırabildik mi gönlümüzdeki putları? Evet, bu günün putları ve tapınma şekilleri farklı. Ya sahibimiz? Hz. İbrahim’in(A.S.) Rabbi olan Allah(C.C.) Haşa! Bizimde Rabbimiz, sahibimiz değil mi? Yanlışlarla doğruları ayırmak mı zor? Doğruları yapabilmek mi?

 Kabul etmeliyiz ki kardeşlerim sorun kendimizde, benliğimizde, bencilliğimizde. Özgürlüğün Ancak ve Ancak ALLAH'A(C.C.) Teslimiyetle yaşanacağını kabullenemeyişimizde. Öteleyip durmaktan Tövbe edemeyişimizde! Sorun, gönüllerimizi kaplayan sahte dünya nimetlerinde. Sorun kalplerimizle ceplerimizin yerlerinin değişmesinde. Değerler dengemizi nelerin belirlediğinde. Kendimizi bilemeyişimizde. Halimizi düzeltmeyişimizde.

 İnancım o ki bu necip milletin içinde İslam’a hizmet edecek ruh halen var. Allah’ın(C.C.) izni ve yardımıyla cephelerde kanımızın son damlasına kadar mücadele ediyor savaşıyoruz. Gün oluyor sağlık personelimiz canını hiçe sayıp virüsle salgınla savaşıyor. Rabbim Cümlesinden razı olsun, güç kuvvet versin, yardımını esirgemesin. Peki ya bizler evlerimiz de? İşlerimiz de? Şehirlerimizde ve caddelerimizde? Yani hayatımızın merkezindeki nefis cihadını neden unutuyoruz? Nefislerimizin esiri olmamız niye? Sorarım cümlemize bu esaret! Bize yakışıyor mu?

Ne demişti Dağ yürekli İstiklal şairimiz;

 Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Gelin kıralım artık nefislerimizin bize vurduğu şu zincirleri! Rabbimize teslim olup hür yaşayalım, hür kalalım. İslam sancağını taşıyabilme onuruna yine yeniden biz talip olalım.                                                                                                                                                     Allah’ın (C.C.) Selamı hepimizin üzerine olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar