Helak olan kavimlerle aramızdaki sosyal mesafe

 

Corona Virüsü ülkemizde görüldüğünden bugüne takip edebildiğim kadarıyla herkes bir şeyler söylüyor. Üst akılın planlarından tutunda salgın sonrasında değişen dünyanın nasıl olacağına, 2. 3. Dalga salgınlarla dünya nüfusuna biçilen rakamlara kadar. Bunlar konuşulmasın demiyorum, hatta bu gizli güçlerle ilgili birçok yazım ve yayımlanan kitabım da oldu. Lakin sadece zenginin malı züğürdün çenesi yorar misali konuşarak, yazarak gün geçiremeyiz. Ah ile vah ile üzerimize düşeni yapmış olamayız. Asıl Planların ve Hükmün yegane sahibini, iblise söverek razı edemeyiz. Bu halimizle bizler, Hakkın eninde sonunda Batıl planları nasıl paramparça ettiği(edeceği) günleri görmeye ya da görebilecek nesilleri yetiştirmeye uzak kalırız.

**

 Acı gerçeklere gözlerimizi kapamayalım ne olur. Başkasını eleştirmek ve hatayı birilerine yıkmakta elimize kimse su dökemiyor. Hele de maddi menfaat söz konusuysa mangalda kül bırakmıyoruz. Kendi yanlışlarımıza ve yapabilecek iken yapmadıklarımıza geldiğinde kafamızı kumdan çıkaramıyoruz. Ortada her yönüyle ele almamız ve düşünmemiz gereken gerçekler var. Artık kaçabileceğimiz yer kalmadı. Bu zamanı değerlendiremez vicdanlarımıza kulak vermez isek bizler treni kaçırmış olabiliriz.

**

 Özellikle açık öğretim talebelerinin kullandığı geçmiş dönemlerde çıkmış olan sınav sorularına çalışmak hepimizin bildiği etkili bir sınıf geçme yöntemidir. Hayatını Kuran, sünnet ve din ilimlerine adamış ilim adamlarını örgün eğitim alan öğrenciler olduğunu varsayalım. Bu bağlamda geriye kalan her insanı da açık öğretim talebesi gibi ele alalım. Cenabı Allah yarattığı kullarını en iyi bilen olduğuna göre Kuranda geçmiş kavimleri bize anlatırken almamız gereken dersleri örneklendirmiştir. Yapılan yanlışları da, doğruları da akıbetinde çıkan sonuçları da açık ve net önümüze sermiştir. Temsilde hata olmasın sınıfı geçmekle sınıfta kalmanın nedenleri belirtilmiştir. O halde iman eden herkesin yani ben sınıfta kalmak istemiyorum diyen bizlerin geçmişte çıkmış sınav sorularına çalışması gerekmiyor mu?

**

 Evlerimizde kalmamızın kurtuluşumuz gibi görüldüğü bugünlerde bir evin yapılmasıyla kurtuluş reçetemizi benzeştirelim isterseniz. Bir Mimarın çizdiği projeye uymadan rastgele tuğlaları üst üste yığarak yapılan evlerde kim ne kadar oturabilir? O evin öyle ya da böyle yıkılacağını bile bile kim kendini ne kadar güvende hisseder? Ve böyle bir evde oturmaya ne kadar devam eder?

**

Peki, Alemlerin Mimarının İnsanoğluna çizdiği projeye uymadan yaşadığımız hayatlar ve kurulan düzenler, plansız projesiz rastgele tuğlalarla örülmüş evler gibi bugün birer birer yıkılmıyor mu? Virüsten kurtulduk diyelim sonra?

**

 Rasulullahın (S.A.V.) öğrettiği şekliyle Allah’ın (C.C.) ipine sıkı sıkıya sarılmadığımız ve birlik olmadığımız sürece hangi alemde ne kadar güvende olabiliriz? Bunu düşünmemiz gerekmez mi? Salgından korunabilmeye uğraştığımız gibi, bu musibeti doğrularımızı ve yanlışlarımızı görebilmemiz adına bin nasihatten değerli kılabiliriz. Ümmeti Muhammed’in(S.A.V.) birliği ve dirliği için her birey kendi kıvılcımını yakabilir. En azından bireyler olarak bunun çabasında olabiliriz. Başkalarını eleştirmek yerine değişime kendimizle başlayabiliriz.  

 Mesela Virüsten korunma kapsamında uyguladığımız tedbirleri ve sosyal mesafeyi bundan sonra haramlar içinde kendimize ölçü koyabiliriz. Aksi halde Helak olan kavimlerin yanlışlarına biz de düşmüş oluruz. Salgın geçip bittiğinde de bir gün üzerimize yıkılacak olan evimize rastgele tuğlalar koymaya devam ederiz vesselam..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar