Gönüle merhamet tohumları ekmek

Mümin cana yakındır. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.” ( İbn Hanbel, II, 400)

Yazımıza kendimize sormamız gereken bir soru ile başlayalım isterseniz. İnsanların bizi gördüğü zaman memnun olduğu biri mi olmak, yoksa bizden pare pare kaçtıkları biri mi olmak bizi mutlu kılar?

***

Bize verilen cüz-i irade ile bu dünya hayatında bir seçim sahibi olduğumuz açıktır. Kulluğumuzu icra ettiğimiz bu hayat diliminde yaptığımız ibadetler ve kulluğumuzun yanında insanlara karşı takındığımız tavırlar da kişiliğimizi şekillendirmekte ve bizi biz yapan asıl değerlerimizi ortaya çıkartmaktadır. Ailemize, komşularımıza, iş arkadaşlarımıza ve topluma karşı sergilediğimiz tavırlar bizi ya sevilen ve sayılan biri ya da bize nefretle bakılan biri olarak bakılmasına neden olacaktır. İnsanlara karşı takındığımız güzel ahlak, iyi niyet ve merhamet bizi olgunluğa taşırken takınmış olduğumuz art niyet, kötülük, acımasızlık ve gaddarlık ise bizi Allah muhafaza aşağıların aşağısına çekecektir.

***

Bu konuda ise karşımıza bize en güzel örnek olarak Peygamber Efendimiz (s) çıkmaktadır. Kur’an-ı Kerimde Al-i İmran Suresi 159. Ayeti Kerime de : “Sen onlara Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz onlar etrafından dağılır giderlerdi.” buyurulmuş ve Peygamber Efendimiz ’in insanlara karşı yumuşak huylu ve merhamet sahibi olduğu, asla kendi nefsinden ötürü öfkelenmediği, kızmadığı bağırıp çağırmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca şunu da ifade etmek gerekirse ailesine karşıda en merhametli olandı. Bir Hadis-i Şerifte ifade etmiş olduğu : ““Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım” (Tirmizî, Menâkıb, 63.) ifadesinden başta eş ve çocuklarımız olmak üzere herkese karşı şefkat ve merhamet sahibi olmamız gerektiğini anlamış oluruz.

***

Peki, ne oldu bize de her gün bir şiddet ve kavga haberiyle uyanmamış olalım. Neden sabırsız olduk? Ani öfkelenir olduk. Yolda dahi saniyelerle ölçülebilecek bir beklemeyi bile göze alamaz olduk. Mesela yeşil ışık yanar yanmaz kornaya basmak alışkanlığımız oldu. Eşini dövmek adamlık sayılır oldu, öff bile demeyeceksin dendiği halde anne ve babamıza bağırır olduk, ne yazık ki can acıtır olduk. En önemlisi de merhamet peygamberinin ümmeti olarak bir birimizi kırar olduk. Hakkı ve sabrı tavsiye eden bir nesilden şiddeti körükleyen, en basit bir olayı bile ayyuka çıkartan, örtmek kapatmak yerine gizliyi aşikâr eden bir tavra bürünür olduk.

***

Gelin dostlar bir birimize hakkı ve sabrı tavsiye edelim. Aciziz eksiğimiz çok ama kusurlarımızı gelin yüzümüze vurmayalım. Muhabbeti kalplere öyle bir zerk edelim ki aşk maşukuna yakışır olsun. Gönüllere öyle bir merhamet tohumu ekelim ki yeşersin her taraf huzur bulsun.

Selam, dua ve muhabbetlerimle.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar