Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Gençlerin dini hayattan uzaklaşmasının sebepleri -2-

Kıymetli okurlar geçen hafta ‘gençlerin dîni hayattan uzaklaşmasının sebeplerini’ incelemeye başlamıştık. Dış ve iç sebepler olmak üzere iki başlıkta inceliyorduk. Geçen yazımızda, ‘dış sebeplere’ başlamıştık. Şimdi biraz devam edip diğer başlığa geçeceğiz inşallah. Haydi başlayalım;

Sosyal medya ortamlarında ‘dinsizlik’ o kadar teşvik ediliyor, âteizm ve deizm’ o kadar propaganda ediliyor ki, gençlik bu kadar yaygın bir şekilde anlatılanlara hemen kendini bırakıyor, teslim oluyor. Böylesi gençler, ne din konusunda, ne de kendisine sunulanlar konusunda aslında, tam bilgi sâhibi değiller. Sorsanız, arkasından gittikleri saçmalıklar hakkında bir şey söyleyemiyorlar. Buradaki asıl mesele, yukarıda bahsettiğimiz konuların gençlere nasıl yansıtıldığıdır. O sapkın ideolojiler, öyle süslü kılıflarla anlatılıyor ki, genç o süslemeye, o özendirmeye aldanıyor, cilâlı ambalajlara çabucak kanıyor, sonrasında kayıyor.    

Hâsılı, dinden uzaklaşan gençlerin genelinin dîni bilgileri zayıf, hatalı ve yetersiz. Bu kişiler hayâtı önemsemeyen, günü birlik takılan gençler. Modernlik meraklısı olan bu gurup, yeni yorumları öğrenme zahmetine girmeden, hızlıca dîni suçluyor, dîni, hayat şartlarına aykırı ve çağdışı olarak görüyor, saçma buluyor. Şimdiye kadar insanlara hep özgür olma, kendi ayakları üzerinde durma gibi, popülist kültürün telkinleri yapıldığından, gençler dînin hayatlarına karışmasını istemiyorlar. Onlar canlarının istediği gibi, keyiflerince yaşamanın önünde, dîni engel görüyorlar. Bu sebeplerle dîni, çağdaş bulmuyor, eskilerin klasik demode söylemleri olarak değerlendiriyorlar. Tablo budur.

Evet, o zaman netice olarak; gençlerin inanç-iman ve itikatlarını bozucu, zayıflatıcı hatta ifsad edici onca menfi sahaya, olumlu alternatifler sunulmalı, deriz. Yüce İslam dîninin güzellikleri, günümüzde inançlı olmanın mecburi doğru istikâmet olduğu, imânın kişiye sağladığı huzûru, ibâdetlerin kişiye nasıl bir ulvi güç kattığı, hayat enerjisi verdiği, güzel ahlâkın önemi, çağın son teknolojilerini kullanarak bâzen açıkça, bâzen çaktırmadan, muhatap fark etmeden verilmelidir. İnkarcı akımların sapkınlıkları da, tüm netliğiyle gözler önüne serilmelidir. Çağımızın iletişim teknikleriyle gençlere ulaşmanın yolu mutlaka ama mutlaka sağlanmalıdır.

İÇ SEBEPLER: İnsanların alt yapıdan getirdiği inanç bozuklukları ve eksiklikleri inancın zayıflamasında önemli bir âmildir. İnsanın çocukluk ve gençlik dönemindeki biyolojik ve ruhsal değişimlerde, ilk eğitimin cereyan ettiği âile yuvasının etkisi, en ehemmiyetli faktördür Âilelerdeki din bilgisi ve eğitiminin noksanlığı ve yetersizliği, evdeki çocukların inanç olarak zayıf yetişmesine sebep olur. Keza, âilede yetişen çocukların yaş ve seviyelerine göre dînî ritüellerin verilme şekli de, çok önemlidir. Kimi çocuk, anne ve babasının dini benimsetirken ki olumsuz tavırlarından dolayı, dinden nefret eder, kimi de, ebeveynin yaklaşımındaki bilinçli, sevdirici olumlu yaklaşımlarında ötürü dindar olur.

İnsan hayâtı, maddi ve mânevi yönden edinilen, her yeni bilgi ve tecrübe doğrultusunda gelişir ve değişir. Mâziye âit bâzı bilgiler aynen kalırken, bâzıları yenilenir. Gencin inancı, çocukluktan o yaşa kadar basamak basamak gelen süreçlerin neticesinde birikenlerdir. Hemen her genç, ilk temel dîni ve ahlâkî bilgileri âilesinden alır. Genç bu ilk temel bilgileri kafasında sorgular, mantığına yatmayanları sorar, doyurucu cevap alamadığında bocalar, kafasında şüpheler oluşur. Bu arada tabi, okulda verilenlerle, âileden aldıklarının da, çelişmemesi lâzımdır. Okul-âile bilgi uyumu olmazsa, çocuk ikileme düşer, ne yapacağını bilemez, büyüklerine güveni azalır. İlerleyen yıllarda şahsiyetinin geliştiği dönemlerde gencin inancına karşı şüphe ve tereddütlerini giderici cevaplar verilmesi onu tatmin eder.

Dindar âilelerde şu problem dikkat çekiyor. Bâzı âileler, çocuklarından yaşlarından üstün şeyler bekliyorlar. Ölçüsüz beklentiler çocukları dengesiz yapıyor, fazla yüklenmeler çocuğu bunaltıyor. Yaşadığımız şu hızla gelişen çağda ebeveynlerin, çocuk eğitimini bilmeleri gerekiyor. Hangi yaşta ne verilir? Nasıl verilir?  Bugün ana-babalar bunun derdinde olmalı. Yoksa çocuk imânî ve itikâdî açıdan noksan ve bozuk yetişir. Denebilir ki, eskiler ne de güzel çocuk yetiştirirlerdi, onlar çocuk eğitimi dersi mi almışlardı? Bu soruya cevap olarak deriz ki, eskilerin zihinleri de, kalpleri de bu kadar kirli bir ortamda olmadığından, onlar da ferâset ve basiret vardı. Şimdinin büyüklerinde bunlar var mı? Nerdeyse evi, çokbilmiş çocuklar yönetiyor.

Burada kalalım, haftaya bu husustaki son yazımızla, bu önemli konuyu sona erdirelim inşallah. Kalın sağlıcakla. Cumânız mübârek olsun efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.