GELİN BİR MUHASEBE YAPALIM

 

Hiç düşünmüyor musunuz? (Sâffât Suresi 155)

Gelin bu yazımızda hep birlikte bir muhasebe yapalım. Yani geçen senemizin bir değerlendirmesini yapıp, kâr damıyız, zarar damıyız? Bu sene ne biriktirmiş ve neyi kaybetmişiz bir bakalım istiyorum. Bu hesaplama da siz de bana yardımcı olursanız çok sevinirim.

*** 

Durun yanlış anlaşıldım galiba, muhasebe derken dünyalık muhasebeyi kastetmedim. Onun muhasebesini elbette ticaret ehli kardeşlerimiz yapacaktır. Ben kulluk borcumuz olan amelimizde ne durumdayız onu kastetmiştim. Ömrümüzden bir sene daha eksildi. Yani ölüme bir sene daha yaklaştık. Bize verilen nefes sayılı olduğuna göre nefesimizden geriye kalanlarda azaldı. Peki, geçen senemizde ebedi âlem olan ahiret yurdumuz için neler hazırladık? Bunun yanında insanız hata yapmaya meyilliyiz elbet. Neler de hata yaptık, yanlışlarımız nelerdi? Peki, bu hata ve isyanlarımızdan dönüp tevbe mi ettik yoksa hala o hatalarımızda devam ve ısrar mı etmekteyiz?

*** 

O gün gelecek elbet. Yani beklenen o an. Bize daha önce haber verilen ve hepimizin de apaçık bilip durduğu o gün…

Kıyame Suresi 13. Ayeti Kerime de ifade edildiği şekliyle : “O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.” Elbette bizim önümüze sunulacak tüm amellerimiz, zerre miktarınca da olsa hiçbir şey atlanmadan “Bu damı canım?!” Diyeceğiniz her şey, evet her şey karşımıza çıkacak.

Peki, önden geçen senede ne gönderdik? Ya da diğer bir ifade ile yapmayıp geride bıraktığımız, ötelediğimiz amellerimiz var mı? Hani geçen sene Namaz kılmaya başlayacaktık mesela, bir türlü vakit bulamadığımız, Kur’an ın ifadesiyle ötelediğimiz amellerimiz arasın da mı? Hani geçen sene zekâtımızı tam verecektik. Elimizi cebimize bir türlü atamadık oysaki zekâtımızı öteledik hep bir sonraki seneye attık. Yoksa ötelemedik mi? İnşallah geri bırakmamışızdır.

*** 

Geçen sene geçti dostlar. Ama önümüzde Rabbim ömür verdiyse upuzun bir yıl daha var. Hiç ötelemeden hemen şimdi evet şu an bu yazıyı bitirir bitirmez, o vakit hangi vakitse kalkıp namaza duralım. Beş dakika, bir saat, bir yıl sonra demeden hemen şimdi başlayalım. Birileri ne der diye, utanmadan, sıkılmadan yaratanımıza yüzümüzü dönüp tevbe edelim, secdeye vardığımız o an evet o an:

“Ya Rabbi ben sana geldim, Lebbeyk Ya Rabbi! Buyur Ya Rabbi. Ve benim daha önce sana gelmeyişlerimi affeyle. Hep öteleyişlerimi affet. Çünkü sen tövbeleri kabul eden, günahları hataları ise affedensin. Senin rahmetin geniş.” Diye dua edelim.

Evet, geçen geçti o zaman için yapacak bir şey yok, gelecek te henüz gelmedi o konuda da elimizden hiçbir şey gelmez. Ama ya şu an, içinde bulunduğumuz “ân” ın kıymetini bilmeliyiz. Bu “ân” ı mızı helal dairesi içerisinde değerlendirmeliyiz. Evet, her zaman şu üç hal üzerindeyizdir zaten. Ya Allah’ın emrettiği şekilde ibadet ediyor, sevap kazanıyoruz. Ya Allah’ın hara kıldığı bir şeyi işleyip haram dairesindeyiz ya da orta halde ne helal ne de haram işliyor ama hiçbir işle de meşgul olmuyoruz. Bunun ise bize bir getirisi olmayacak. Onun için ne yaparsak yapalım. Helal dairesi içerisinden aman ha çıkmayalım.

** 

Muhasebemizi kar ve zararımızı her daim yapmalıyız. Her günün sonunda, yatağımıza yatmadan önce kendimize Hz. Ömer’e atfedilen şu sözü soralım “Bugün Allah (cc) için ne yaptım?”

Selam, dua ve muhabbetlerimle…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar