Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Geçmişten  günümüze dünyevileşme  senaryosu

Asrısaadet devrindeki sâde ve mütevâzî hayat bilhassa Peygamber aleyhisselâm’ın ahrete irtihâlinden sonra yavaş yavaş etkisini kaybetmiştir. Yeni fethedilen ülkelerle birlikte maddi gelir seviyesinin yükselmesiyle bilhassa yeni Müslümanlar, tam olarak İslâm’ı kavrayamadıklarından, müminler arasında bir dünyevîleşme hareketi başlamıştır. Giderek bu hâlin yaygınlaşması üzerine bilhassa tasavvuf erbâbı şahsiyetler, bu duruma râzı olmadıklarının belirtisi olarak zâhidâne hayat yaşama adına kalın yün giysiler giymiş böylece dünyâya değer vermediklerini göstermek istemişlerdir. 

Bugün de yaşadığımız devirde, eskiye oranla artan hayat standartları insanları lükse dalmaya, isrâfa kaymaya meylettirmiştir. Bir tarafta yiyecek bulamayanlar bir yanda zevkü sefa içinde yaşanan tezat hayatlar var. Müminler dahi bugün ihtiyaçlarını belirlerken, Kur’an ve sünnetin gösterdiği nezih ve mütevâzî ölçüden değil gündemin dayattıklarından hareket ediyorlar. Peygamber aleyhisselâmdan sonraki devirlerdeki dünyevîleşme hareketleri bugüne kadar artarak devam etmiştir.

Günümüzde maalesef ‘dünyevîleşme’ artık bir hastalık hâlini almıştır. Bu hastalık insanı rûhen öldürür, vicdânı körleştirir, insanı mânâya karşı duyarsızlaştırır. Kişiyi kibre, gurûra, büyüklenmeye, acımasızlığa götürür. İnsanlar sâhip olduğu imkanları kaybetmemek için olmadık şeyleri yaparlar, hak-hukuk ihlallerine yeltenirler, israfa dalarlar, lükse kayarlar, gösteriş yaparlar. İslam’da bunlar asla ve asla tasvip edilmez. O halde yüce dîni İslâm’ın tasvip etmediği nasıl yapılır???

Müslüman insanlar dünyânın çekiciliğine kaydıklarında, hayatlarının imânî, ahlâkî, ticârî ve içtmâî yönlerinde pek çok sapma gösterebiliyorlar. Bu şekilde dikkatsizce yaşanan hayatlar sonucu oluşan sapmalar elbette İslam düşmanlarının eline malzeme oluyor. İnsanlar kendi değer ölçülerine göre değil de önlerine dayatılan gündemlere göre hareket ettiklerinde pek çok insânî hasleti ve fazilet ölçülerini kaybederler. Elbette bu gibi kişilerin hâdiselere bakış açıları da ona göre olur.

 Kişi inandığı gibi yaşamayıp, yaşadığı gibi inanıyorsa işte o zaman ‘dünyevileşme’ başlamış demektir. Bu durumda mal insânî değerleri yutuyor, dünya insanla oynuyor, dünyevileşme insanı âdeta değirmende öğütüyor. Dünyevileşme düşünmeyi, okumayı, ibâdeti, iyi davranışları engelliyor. Hayrı, Hakk’ı, dürüstlüğü, ölçüyü, dengeyi kaydırıyor. Bugün bu hal dışımızı çepeçevre kuşattığı gibi içimizi de parsellemiş vaziyettedir. 

Dünyevileşen insan vermekten korkuyor. Bilinmelidir ki, dünyâda kendisi fakir olacak diye vermekten korkanlar, ahrette fakir ve rezil olmaktan kurtulamayacaklardır. Dünya malına sâhip olalım ama o mal bize sâhip olmasın yâni gönle girmesin. “Allâh'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu iste; ama dünyâdan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez. (Kasas, 77) (Kârun gibi hazineler sâhibi birinin şahsında yapılan bir öğütte dahi, Kur’ân’ın, ‘Dünyâdan da nasibini unutma’ tavsiyesinde bulunması, İslâm’ın dünyâya âit çalışmaya ne kadar önem verdiğini gösteren bir nükte taşımaktadır. Bununla birlikte Kur’an, daha sonraki âyetlerde, büsbütün dünyâya dalmanın getireceği felaketleri de canlı bir şekilde gözler önüne sererek, dünya ve âhireti dengeleyen mûtedil bir yol tutulmasını tavsiye etmektedir.-Meâl açıklaması) Müslümanlar dünya nimetlerinden meşrû çerçevede israf etmeden istifâde ederler ama ahreti unutmadan, ihmal de etmeden, dünyâya gönül bağlamadan bu işi yaparlar.

Dünyevileşen insanlar yalnızca kendi ‘ego’larını düşünüp ona hizmet ederler, böylesi insanlar hırslarının peşinde sürüklenirler hatta zaman içinde isteklerinin kölesi hâline gelirler. Halbuki dünyâda çok kısa bir süre kalacak olan insanoğlu ömrünü böyle hoyratça, pervâsızca, şuursuzca dünya peşinde koşarak geçirmemeli zirâ içinden hiç çıkmayacağımız uzun bir âhiret hayâtı bizi beklemektedir.

Uyanmamız temennisiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.