Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

GEÇMİŞTEN BUGÜNE AHVÂLİMİZ

Geçen yazımızda bahsettiğimiz üzere, Müslümanların başına gelen sıkıntı ve musibetler, eziyet ve üzüntüler bizi derecesiz rahatsız ediyor. Yine, dünyânın İslam ve Müslümanlar üzerinde oynadıkları şeytana bile meydan okuyucu kötülükleri, zulüm ve vahşetleri, gerçekten dengemizi alt-üst ediyor. Ancak burada bizim ahvalimizi de sorgulamamız icap ettiğini düşünüyoruz. Biz bu hâle nasıl düştük?

Bu hususta bize yol gösterici Kur’an ve sünnete başvurduğumuzda, ortaya çıkan tablonun çok normal olduğu hakikati karşımıza çıkıyor. Bakın âlemlerin Efendisi peygamber aleyhisselâm’ın şu hadisine tamı tamına bugünü söylüyor;

Ey Muhacirler cemaati! Beş şey vardır ki, onlarla imtihan olacaksınız. Onların sizi (hayatta iken) yakalamasından Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır:

1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp, nihâyet o millet, bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde veba hastalığı ve onlardan önce yaşamış milletlerde görülmemiş başka hastalıklar yayılır.

2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet, mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezâlandırılır.

3- Mallarının zekatını vermekten kaçınan her millet, mutlaka yağmurdan mahrum bırakılır (kuraklıkla cezâlandırılır) ve hayvanları olmasa onlara yağmur yağdırılmaz.

4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlü’nün ahdini (yaptığı anlaşmaları ve sünnetini) terk eden her milletin başına, Allah mutlaka kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindekilerin bir kısmını alır.

5- İdârecileri Allâh’ın Kitâbı ile amel etmeyip, indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allah onların hesâbını kendi aralarında görür (fitne, fesat ve anarşi belâsına maruz kalırlar).” (İbn-i Mace, Fiten, 22)

Günümüzde Müslümanların içinde bulunduğu ahvâli, tüm detaylarıyla ifâde eden hadisi şerifin her cümlesini tekrar tekrar okuyup Müslümanların bu ölçülerin dışına çıktıkları için geçen yazımızda bahsettiğimiz acınası, utanılası hallere düştüğümüz çok açık görülecektir.

Bugün yağmurlar yağmıyorsa, sofraların bereketi kalmamışsa, duâlarımızın kabul olmayışında sıkıntılar yaşıyorsak işte sebebi yukarıdaki hadisin mıhtevâsındakileri yapıyor olmamızdır. İslam ölçülerine bu kadar aykırı davranışlar icra ediliyor hatta Müslüman’ın bizzat kendisi bu yerilen davranışları yapıyorsa, o mümin olmanın gereklerini ifa etmiyor, demektir. Bu konuda da tek önderimiz, rehberimiz peygamber aleyhissalâtu vesselam buyuruyorlar ki;

Canımı kudret elinde tutan Allâh’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülüklerden nehye dersiniz, ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azap gönderir. Sonra Allâh’a yalvarıp duâ edersiniz, fakat duânız kabul edilmez.”(Tirmizî, Fiten, 9, Hadis no:2169)

Bu hadisi şerif de aynen bugünü söylüyor gördüğünüz gibi. O zaman kimse Müslüman kardeşinin başına bir sıkıntı geldiğinde; ‘Bana ne canım.’, ‘Üstüme vazife değil.’, Bunları duymak istemiyorum.’, ‘Bırakalım onlar ne yaparsa yapsınlar.’, ‘Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın.’ Gibisinden laflar edemez. Müslüman hem kendinden, âilesinden hem etrâfından sorumludur. Bu vazife yapılmadığından başımıza gelenler geliyor. Yanı sıra hadisi şerifte anılan günahları, bizzat Müslüman’ın kendisi tarafından kendi elleriyle işlediğinden başı dertten kurtulmuyor. Bunu yüce Rabb’imiz Kur’ânu Azümüşşan’da da söylüyor:

Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah Teâlâ çoğunu da bağışlar.” (Şura, 30)

Bugün zinânın yaygınlaşması o devirlerde adı anılmamış hastalıklara sebep olacağı, ölçü ve tartıda yapılan hilelerin kıtlık ve geçim sıkıntısına vesile olacağı, zekatın verilmemesi kıtlığı ve kuraklığı getireceği belirtiliyor. Yine devamla, Allah Teâlâ’nın ve Peygamber aleyhisselâm’ın sözlerinin tutulmaması, düşman saldırılarına ve bu emirlerin kişilerin işine geldiği gibi kullanılması, bâzılarının uygulanıp bâzılarının yerine getirilmemesi, Müslümanların kendi içlerinde fitne ve fesâdın, anarşi ve kaosun ortaya çıkmasıyla birbirleri arasında cidalin çıkmasına sebep olduğu açıklanıyor. Daha ne densin, her şey açık!

Vel hâsılı kelam dînimizin temel kaynakları, neden bu hallere düştüğümüzü çok net ortaya koymuştur. Bize düşen ise silkinip, toparlanmak ve âcilen aslî değerlerimize dönmektir. Biz de Hz. Eyyüp (a.s)’ın duasıyla yazımızı nihâyete erdirelim efendim: “Rabbimiz, bize bir sorun-zorluk gelip çattığında, sen bize merhamet et, yardımcı ol.” (Enbiya, 83)

Bol duâlı hayır ve bereket dolu bir Cuma diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum