Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Erbakan'ın Siyaseti

Merhum Necmeddin Erbakan Hoca’yı (Rha) vefat yıldönümlerinde özenle seçilmiş cümleler kurmak suretiyle anmak belki kadirşinaslık görevinin yerine getirilmesi olarak kabul edilebilir.

Ancak Merhum Erbakan Hoca’yı şaşalı cümlelerle anmak onu gerçekten anlayarak anmak anlamına gelmez.

Bu tür anma toplantılarında zaman zaman maksadı aşan cümleler kurmak onun hem hayatta iken tasvip etmediği bir durum, hem de sıkı sıkıya bağlı olduğu; İslami geleneğe aykırı bir durumdur.

Merhum Erbakan Hoca’yı anlamak için tahsil hayatından başlamayı fazla bulanlar için en kısa yol Erbakan Hoca’nın Odalar Birliği'nde başlayan ekonomik temelli mücadelesinin partileşme sonrasında mensuplarının Anadolu Kaplanları olarak adlandırılacak olan girişimini anlamaya başlamak olacaktır.

Merhum Necmeddin Erbakan Hoca’nın (Rha) hangi düşünce sisteminin önünü açtığını o tarihlerde göremeyenler veya ellerindeki bürokratik gücü kaybetmek istemeyenler bu günlerde Suriye’de özellikle İdlib’de yaşanan adı konulmadık savaşın seyrini değiştiren gelişmelerin yaşanması üzerine Erbakan merhumu hatırlamakla onu anmış ve anlamış olmadıklarını bir kez daha göstermişlerdir.

Merhum Erbakan Hoca’nın ülkenin ve milletin sanayileşmesi ve gelişmesi için kurduğu çekirdek yapının giderek gelişerek ve çoğalarak milletin kendi evlatlarını iktidara taşıyacağını anlayamayanların bu günlerde ortaya konan başarıda yine onu unutturmaya çalışmaları eski düşüncelerinde esaslı bir değişiklik olmadığını ifade etmektedir.

Bu olay bizler 1960 askeri darbesinden sonra yerli otomobil projesinden merhumun isminin silinmesi hadisesini hatırlatmaktadır.

Esasında millet memleket sevdalı olanların kendi isimlerinin ön plana çıkması gibi bir dertleri olmasa da milletin evlatları için örnek olmaları bakımından isimlerinin hatırlanması bir hakşinaslık ve bir kadirşinaslıktır.

Ama gelin görün ki merhum Erbakan tarafından elinden tutulup siyaset meydanına çıkarılanlar her fırsatta onun hatırlardan bile ismini silmek için ellerinden geleni arkalarına koymamaktadırlar.

Hele ki bu günlerde , 'İslamcı Siyaset' adına söz söyleyenler.

Merhum Erbakan Hoca’nın siyaset geleneğinden bahsederken, 'İslamcı Siyaset' ifadesine itiraz ederek, 'İslami geleneği ciddiye alan; İslami geleneğe itibar eden ve bundan istifade eden siyasi gelenek' ifadesini tercih ederek merhuma vefatından sonra bile ihanet etmeye devam etmektedirler.

Bu durumu gördükçe bu günlerde Türkiye'nin siyasi kadrolarının kahir ekseriyetinin Milli Görüş'ün içinden gelmesi, en azından Erbakan siyasetini iyi bilmelerini gerektirse de siyaset söz konusu olduğunda adı geçenlerin “İslamcı siyaset” ifadesinin kulaklarını tırmaladığından söz etmeleri vakti zamanında henüz Merhum Erbakan Hoca hayatta iken ona karşı yüklendikleri negatif gerilimin hala kurtulamamış olduklarının gösterir.

Önlerine İslamcı ifadesinin her gelişinde bünyelerinde inşa edilmiş olan dış kaynaklı bir fobinin ortaya çıkması gibi bir durumla karşılaşarak devamını sağladıkları vahşi kapitalist sistem nazarında meşruiyet krizine düşmeleri Merhum Erbakan’ın siyasetini anlamaktan ne kadar uzak olduklarının en açık örneğidir.

Daha 20 yıl öncesine kadar okudukları her şiirde, anlattıkları her anekdotta İslam’dan ve İslami görüşten bahsedenlerin kendi hataları ile düştükleri hapishane hayatlarından veya arkadaşlarının düşürüldükleri hapishanelerde gördükleri işkencelerden sonra tek başına İslamcı kelimesinin kullanılmasından bile rahatsızlık duymaları kurulu düzenle ne ölçüde özdeşleşmiş olduklarının ispatı olmuştur.

Kurulu düzenin sahipleri ile paylaşarak iktidarda kalmayı tercih edenlere karşın Merhum Erbakan Hoca’nın siyaseti, rejimin ısırıcı sahipleri bir tarafa mütedeyyin kesimlerinin bile ayağına hiçbir zaman top vermemek üzerine kurulu olmuştur.

Kurulu resmi ideolojiyi tersyüz ederek geniş halk kitlelerinin siyasete katılmasına önayak olarak devlet imkânlarının toplumun her kesimine adil bir şekilde dağıtılarak yıllardır milletin ensesinde boza pişirenlere bir daha asla fırsat vermeden hışma uğrayan, küçümsenen, cefa çeken milleti refaha ulaştıran Merhum Hocanın tüm bunları yaparken nezaketini, nezafetini ve zarafetini kaybetmemesi bu gün işbaşında olanlarla arasındaki farkı göstermesi açısından dikkat çekici bir ayrım olmuştur.

İnancından ve değerlerinden asla ödün vermeyen kişiliğiyle sadece Türkiye değil tüm dünya da dindar kitlelerin umutlarını yeşerten, hem temsilcileri, hem de liderleri olabilmeyi başarmış biri iken Merhum Erbakan’ı fikirleri marjinalleşti, küresel dünyada tehdit kabul edilmeye başlandı gibi yakışıksız ifadelerle suçlayanlar müsait olduklarında nasıl ihanet içinde olabileceklerini ispat etmiş oldular.

Hâlbuki en baştan beridir Merhum Hoca’nın Erbakan siyasetinin fundamentalist/radikal İslamcı olarak adlandırıldığı dönemlerde dahi, Merhum Erbakan dünya Müslümanlarının birliği ve dirliği düşüncesinden kopmamış tır.

Türkiye‘nin bekasını her türlü faydanın üstünde konumlandıran Merhum Erbakan Hocanın siyaset hayatı boyunca gizli bir ajandası olduğu iddialarının gereksiz bir itham ve yalan olduğunun son Ortadoğu olayları ile de ispatlanması “Erbakan” adının Türkiye siyaset tarihine silinmez ifadelerle yazdırmasını sağlamış, anma toplantılarında dost görünmelerine rağmen Merhum Erbakan’ın siyasetine en fazla zarar verenlerin bile önleyemediği hatırı sayılır bir itibarla anılmasının önüne geçilememiştir.

Bu da bir fani için az şey değildir.

Cennette tüm sevenleriyle birlikte olabilme duasıyla Allah (cc) rahmet eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.