Duyarsızlaşma

Çocuğunuzun şikâyeti nedir, dedi doktor.
-Ağlamıyor!
Doktor şaşırmıyor. Çocuğun annesine; "Herkes ağlayan çocuğunu getiriyor. Sen niye geldin?" demiyor. Ağlayamamanın, ağlamaktan daha önemli bir belirti olduğunu biliyor. Onlarca test ve tahlil yaptırdıktan sonra üzgün bir ifadeyle: "Otonom Duyu sinirlerinde irsiyete bağlı bozukluk (Beşinci Tip Noropati)" diyor...
Keşke üç yaşındaki kız çocuğu Gabby Gingras düşüp bir yeri acıdığında ağlayabilseydi! Elini, dilini, çiğneyip kanatan, plastik oyuncaklarını ısırırken dişlerini koparan, gözlerine soktuğu parmağıyla korneasını yırtan Amerikalı Gabby Gingras, tedavisi olmayan hastalığı yüzünden acı duymuyor, beynine ağrı gitmediği için kendine zarar veriyordu. ABD'de aynı hastalığı çeken diğer bir çocuk, elini sobanın üzerine koymuş, annesinin aldığı et kokusuyla yanmaktan kurtulmuştu.Beşinci Tip Noropati. Bu hastalığın bizdeki adı duyarsızlaşma hastalığı. George Orwell’in; “İnsanlar en insani niteliklerini yitirecekler, ruhsuz otomatlara dönüşecekler, üstelik bunun farkında bile olmayacaklar..”dediği çağdayız.

'Tüylerin diken diken olması' nasıl şey, bilmiyoruz.

Hep ekonomiyle övünüyoruz.

2020 yılında 135.022 çift boşanmış diyoruz, eskiden yollar böyle miydi diyorlar.

Ahlaki çöküntüden, tecavüze uğrayıp öldürülen kızlardan bahsediyoruz, koca hastane binalarından bahsediyorlar.

Adalet sisteminin adaletsizliğinden bahsediyoruz, adalet saraylarının güzelliğinden bahsediyorlar.

Fuhuş, eroin, adam öldürme, hırsızlık çok arttı diyoruz, yapılan tünellerden dem vuruyorlar.

İnsan olmayı değil zengin olmayı seçtiğimiz günden beri huzurumuz hep azalıyor. Bencilleştikçe, ruhumuz insani duygulara kapanıyor. Bencilleştikçe vahşileşiyoruz!
Televizyon başındaki kendimize, off çeken eşimize, içinde ne gizlediğini merak etmediğimiz, elinde telefon bizden uzak genç kızımıza, internetle meşgul oğlumuza duyarsız kaldık. Teknolojinin, konforun, sosyal paylaşım sitelerinin yalnızlaştırdığı topluma duyarsız kaldık. Özellikle internetteki sosyal paylaşım siteleri; facebook, instagram, twitter... Öyle hale gelmişiz ki sanal âlemde, "Sırtımdaki mızrağı ben facebook'tayken çıkarın!" diyecek kadar kendimizden geçiyor, etrafımıza duyarsızlaşıyoruz. Çocuklarımız evde olsun da nasıl olması önemli değil; ne izlediği, ne yaptığı önemli değil bizce...

Maalesef ki böyleyiz ve çoğumuz bunun farkında bile değiliz. Bütün bunlar karşısında unutkanlık çukuruna salıverdiğimiz kalbimizde 'tın' yok! Robot gibi sabit çalışıyor, 'can' yok!
Yine bir kız çocuğu tecavüze uğrayıp işkenceyle öldürüldü!

Ormanlar yanıyor içindeki tüm masum canlılarla! Ve bu yangın yerinde birileri yine rant peşinde.

Mahkemeler boşanma dosyalarıyla, icra dosyalarıyla dolu…

Masum insanların dosyalarıyla dolu, niteliksiz emir alan hâkimlerle dolu.

Sokaklar para kazanmaktan başka amacı olmayan gayesiz, gamsız, sancısız, hüzünsüz; kutsal bir değeri olmayan yığınlarla dolu. Cahit Zarifoğlu’nun isyanındayım;

“Ben bu çağdan nefret ettim,

Etimle, kemiğimle nefret ettim..!”

Kendimize secdelerde en çok etmemiz gereken dua; Allah beni insan eyleye, Allah beni insan eyleye, Allah bizi insan eyleye!






 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum