Derdiniz vatandaş felan değil

Dün Bedesten bölgesinde dolaştım biraz. Hem birkaç ihtiyaç var onları alayım, hem de “Ramazan’da çarşı nasılmış” diye göreyim dedim. Konya’nın klasik Ramazan’ı... Gündüz çarşı tenha. Esnaf sandalyesinde uyukluyor. Teravihten sonra hareketleniyor biraz o bölge.

 

Ramazan sofralarının olmazsa olmazı, tahin alayım dedim. 3-5 yere uğradım. En son yağ-bal, peynir satan bir handa bir esnafla görüştüm. 1 kilo tahin 27 lira olmuş. “Bozkır’da 30’a satıyorlar. Müşteriye fiyat vermeye utanıyorum” dedi. Tahinli pide alayım dedim. Fiyat 18-20 TL arasında...

 

“Alınmaz, içinde ne olduğu belli değil” diyeceğiniz yerlerde çekilmiş kıyma, 30-35 lira civarında...  ‘Balık yeyin’ diyor ya doktorlar, vatandaş, şöyle tezgaha yaklaşıp, fiyat etiketlerini görüp uzaklaşıyor.

Kuruyemiş mi? 2. sınıf fındık bile 60 lira civarında. Diğerleri, 70-80-90...

 

Lafa geldimi uçuyoruz, kaçıyoruz. Yılların alışkanlığı ile 2020 lira kulağa iyi gibi gelse de asgari ücretlinin et, balık, kuruyemiş yeme gibi lüksleri yok.

 

Başımızdakilerin vatandaşların bu dertleri ile dertlendiğini düşünüyor muyum? Hayır. Koltuklarını koruma sevdasına düşmüş, başka bir şey de umurlarında değil...

 

MESNEVİ’DEN...

 

Mevlana’nın ‘Mesnevi’sinden geçen günlerde rastladığım bir bölümü alıntılamak istiyorum. Beyitler aynen şöyle:

 

**

Mayası bozuk bir adama ilim ve fen öğretmek, yol kesen bir hayduda kılıç vermek gibidir. Sarhoş bir zencinin eline kılıç vermek, adam olmayanı bilgilendirmekten daha iyidir! Kötü kişilere verilen bilgi, mal, mülk, yüksek mevkî, başkanlık; halk için fitne olur! Kendilerini idare eden delilerin elinden kılıçları almak için savaşmak, müminlere farz olmuştur! Mayası bozuk idarecinin canı delidir! Elindeki kılıç da, sanki bedenidir! Bu sebeple o kötü huylunun elinden kılıcı al!

 

Yüksek mevkileri ele geçiren ahlaksızların, bilgisizlerin yaptıkları kötülükleri, yüzlerce arslan bir araya gelse yapamaz! Yüksek bir mevkîye gelmeden, üstün bir makama ulaşmadan önce o bilgisiz kişinin ayıpları, kusurları gizlidir fakat; bir fırsat bulunca, yâni makama oturunca güçlenir! Onun kötü huyu, yılanı yuvasından dışarı çıkarır da, onu bunu sokmak için ovaya doğru süzülür! Bilgisiz, merhametsiz, kötü buyruklar veren birisi pâdişâh olursa, onun hükmü altında bulunan ülkelerde bütün ovalar, kırlar yılanlarla, akreplerle dolar.

 

Adam olmayan ahlaksızın biri mal mülk elde eder, yüksek mevkîye çıkarsa, o kişi, kendi rezilliğini kendisi istiyor demektir! O câhil kişi, ya nekeslik eder, kimseye bir şey vermez, Yâhut da cömertliğe kalkışır, halka bir sürü ihsânlarda bulunur. O, sanki satranç oynuyormuş gibi, şahı vezir hanesine kondurur. Ahmak kişinin ihsânı işte böyle olur!

 

Hüküm ve hükümet sapık bir kişinin eline geçerse, o, eline mevkî geçti sanır ama; aslında o bir kuyuya düşmüş olur. Kendisi yol bilmediği halde kılavuzluğa kalkışır ve onun çirkin rûhu dünyayı yakar yandırır. Yokluk yolunun çocuğu, o bilgisiz, sahte şeyh pîrlik etmeye kalkışırsa, kendisine uyanları düşkünlük ve felâket gulyabanisi yakalar!

Gel de sana hakikat ay'ını göstereyim!" der; halbuki o nûrsuz kişi, ay'ı asla görmemiştir! Ey ham kişi! Sen, ayın aksini, hayalini suda bile görmemişsin; nasıl olur da kendisini başkasına gösterebilirsin? Ahmaklar başa geçmişler, mevki sâhibi olmuşlar; akıllılar kilim altına bu yüzden başlarını çekmişler, gizlenmişlerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.