Demokrasiyi mi, Diktaturu mu Tercih Edersiniz?

Siyaset bir diğer anlamıyla politika ''Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayıştır. '' Siyaset ve politika aynı içeriğe sahiptir.

 

Siyaset: Köken itibariyle Arapça bir kelimedir ve birincil anlamı seyis, at bakıcısı manasındadır. Diğer manada devlet yönetme, yönetimdir. Esasen peygamber mesleğidir.

Poltika: Eski Yunancada devlet anlamına  gelen ''Polis'' kelimesinden politike türemiş, Latince politica, Latinceden Fransızcaya politigue şeklinde girmiştir. Anlam itibariyle  ''Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü. Davranış biçimi, düşünce yapısı'' vb. anlamlar içerir. 

Siyaset kısaca yönetme sanatıdır.

 

Osmanlıda II.Mahmut dönemi Sened-i İttifakla ilk anayasanın benzeri metin ile padişahın mutlak yetkisi sınırlanmış, sarsılan devlet otoritesinin kuvvetlendirilmesi amaçlanmıştı. Mamafih, ayanlar da padişahın otoritesini kabul edip, onun temsilcisi sadrazama itaat edeceklerdi. Sultan II. Abdülhamid dönemi ilk anayasamız Kanuni Esasi (1876) Cumhuriyet dönemi ilk Anayasa ise Teşkilat-ı Esasiye(1924) ile mecliste farklı kesimler temsil edilmiştir. Cumhuriyet dönemi 1945'e kadar tek parti hükûmeti varken bu tarihten sonra çok partili hayata geçilmiştir ve birkaç istisna dışında 70 yıldır ülkeyi muhafazakar iktidarlar yönetmektedir.

 

Çok partili hayata geçiş demişken CHP'nin içinden çıkan ''4'lü Takrir'' yani Celal Bayar, Adnan Menderes,  Refik Koraltan ve Fuat köprülü Demokrat Parti'yi kurmuş ve 1950'de 'Muhafazakar' DP iktidar olmuştur. Bu süreç kolay olmamıştır, lakin burada Erbakan Hoca'nın ''Milli Görüş ve diğerleri...'' sözü 70 yıllık oluşumu ne kadar güzel ifade etmektedir. 

Bugünse değişen pek bir şey yoktur. Halk CHP zihniyeti ile korkutularak belki de CHP'nin dahi yapamayacağı icraatlara imza atılmaktadır. 

 

Millet AKP ve CHP arasında sıkıştırılarak, kutuplaştırılarak yönetilmektedir. Bu da bir algı operasyonudur. Hükûmetin yanlış yaptığı bir icraatı biri eleştirdiği zaman CHP ile işbirliği yapmakla suçlanmakta. Halbuki Siyasi partiler birbirinin düşmanı değil rakibidir. Herkes aynı düşünmek zorunda değildir. O zaman demokrasinin ne anlamı vardır!

Burada ''Ak Parti 19 yıldır kendisini devletin sahibi gibi görmeye mi başladı, bundan mütevellit karşıt görüşlere tahammül edemiyor mu acaba?'' Diye bir soru insanların aklına gelmez mi?

Karşıt görüşlere yer verilmemesi demokrasilerde mümkün müdür, Türkiye bir demokrasi ülkesi midir değil midir, bunu bugün niçin tartışamıyoruz? Ayrıca tartışma demek kavga etmek demek değildir. Kişiler farklı görüşlerini savunmalı beğenen alır beğenmeyen almaz. Bundan doğal ne olabilir...

 

Yine bugün Ak Parti kuruluşunda verilen sözleri tutmuş mudur ve ''Üç Dönem'' kuralı neden kaldırılmıştır?

 

Muhalif görüşteki herkesi 'Terörist'', ''Hain'', ''Darbeci'' ilan etmek kime hizmet etmektedir peki? 

''Efendim devletin bekası'' diyorlar. İyide bu devletin 5 bin yıllık bekası kimseyi ötekileştirmeden, toplumu kutuplaştırmadan devam etti. BEKA denilen kavram devlete ait olan mı, kişilere ait olan mıdır?

 

Tek adam tek ses tek düşünce... olgusu tarihte hangi dönemlerde görülmüştür ve görüldüğü tarihlerde kişilerin ve devletlerin akıbet nasıl olmuştur farkında olan var mı? 

Birtakım kimseler bu hadiseler karşısında sakın İslam'ı karıştırmasın. Hz. Peygamber(sav) dahi tek başına karar almamıştır. Sahibe efendilerimiz yeri gelmiş Hz. Peygamber'i sorgulamıştır. Osmanlı döneminde de böyle bir uygulamalardan söz edilemez. Doğrudur yanlıştır, bir fetva ile hal edilen padişahlar vardır. Eski Türklerden itibaren kurultaylarda herkesin görüşüne yer verilmiş, kaan, hakan tek başına karar almamıştır. 

 

Meclis ve muhalefet olmazsa demokrasiden söz edilemez. Tek kişinin alacağı kararlar her zaman isabetli olur mu? Muhalefetin karşı olduğu konularda meclise dahi gerek görülmeden bir kararname ile hemen kanun çıkartılıyor ve ne hikmetse çıkartılan kanun birkaç kez daha değişikliğe uğruyor. 

Bununla birlikte sürekli muhalefeti hain, terörist ilan etmek hükûmete kazandırmıyor tam aksine kaybettiriyor mu?

 Bizim halkımız mağduru sever, ancak acizi, sürekli şikayet edeni sevmez. Sürekli karşıt görüşleri suçlamak, şikayet etmek, önce suçlayıp tutuklamak sonra serbest bırakmakla yeni mağdurlar üretir bu da hükûmetin işine yaramasa gerek...

Oysa rekabet kaliteyi artırır. Seçmenin nazarında siyasi partiler benzerleri içinde kafasına göre olanı, fikri, düşüncesi kendisine yakın olan görüşteki kişilerin kendisini yönetmesi için vekalet verdiği oluşumdur. Bunların için en çok beğenilen, iyisi, güzeli, doğrusu, faydalısı, adil olanı tercih ederken algıya maruz kalmadan bizzati kendi iradesiyle ona vekalet verip göreve getirmelidir. Dün ezildiğini iddia ederken bugün ezici konumda olmak kimseye bir şey kazandırmaz. 

 

Velhasıl tek tipleştirmek belki süreci biraz uzatır, lakin neticeyi değiştirmez. İşin kötüsü gidiş daha sert ve sıkıntılı olur. Kimse sonsuza kadar iktidarda kalmış değildir ve her idarenin bir sonu vardır. KAZANMAK demek giderken dahi gönüllerde kalarak gitmektir. 

 

Selam ve dua ile...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum