Dağcıların Rotasına Taş Ocağı

Dağcıların Rotasına Taş Ocağı

Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Birim Sorumlusu, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) Öğretim Görevlisi Yılmaz Sevgül, Geyikbayırı Spor Kaya Tırmanışı Bölgesi’nin dünyanın...

Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Birim Sorumlusu, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) Öğretim Görevlisi Yılmaz Sevgül, Geyikbayırı Spor Kaya Tırmanışı Bölgesi’nin dünyanın en önemli tırmanış sahalarından biri olduğunu belirterek, yılda 20 bin sporcunun geldiği bölgenin maden ocağı faaliyetlerine açılmasına tepki gösterdi.

Antalya’nın Konyaaltı ilçesi sınırları içerisinde bulunan yaklaşık 1200 rotalı Geyikbayırı Spor Kaya Tırmanışı Bölgesi’ne maden ocağı açılmasının planlanmasına ünlü dağcı Yılmaz Sevgül’den tepki geldi. Sevgül, Geyikbayırı Spor Kaya Tırmanışı Bölgesi’ni 22 yıl önce keşfettiklerini belirterek, geleceği olan alan ile ilgili çalışmalara başladıklarını hatırlattı. Bölgenin kaya tırmanışı açısından önemli avantajları olduğunu dile getiren Sevgül, "Kente çok yakın. Avrupa kar altındayken burada spor yapmak mümkün. Bu da bir çok yabancı sporcunun bölgeyi tercih etmesini sağlıyor. 2000 yılından sonra sahada bir çok tırmanış rotası açtık. Yaklaşık şu anda binin üzerinde rota var. Zamanla bir çok yabancı sessiz sedasız bölgeye gelmeye başladı. Yılda 20 bin sporcu bölgeye gelerek kaya tırmanışı yapıyor" diye konuştu.

DÜNYADA DÖRDÜNCÜ SIRADA

National Geographic dergisinin 2012’de "Gezegenin En İyi 20 Macerası" listesinde ikinci sırasına Geyikbayırını koyduğunu aktaran Sevgül, "Dünya’da ilk 4, Avrupa tırmanış bölgesi olarak ilk 3’ünde yer alıyor. Buranın bu kadar önem kazanmasının sebebi 2.5 kilometrelik bir kaya bandı. Yüksekliği 120 ile 20 metre arasına değişen bu kaya bandı. Dikey bir şekilde aşağı iniyor. Tırmanma için ideal. Sarkıtlar, sağlam kireç taşı tırmanışa elverişli olmasını sağlıyor. Böyle bir kaya yapısında herkes tırmanmak istiyor. Bu nedenden dolayı bölgenin popülaritesi yükseldi. Ve şu an çok iyi konuma geldi" dedi.

TIRMANIŞ ALANININ TAM ORTASI

Bu kadar önemli bir bölgenin korunması gerektiğini vurgulayan Sevgül, şunları söyledi:

"Bu bölgenin tam ortasına mermer arama izin belgesinin verilmesi bizi ürpertti. Bu kadar reel bir ekonomi sağlayan kaynağın kolay heba edilmesi kabul edilemez. En önemli kaya tırmanış bandının ortasından yaklaşık 1 kilometre kadar aşağı giden bandı kapsıyor. Arama ruhsatı ile kısa süre içinde çalışmaya başlayacaklar. Mermer çıkarmayı planlıyorlar. Bunun orası için vahim olacağını düşünüyoruz. Ve biz kaya tırmanışı yapanlar bunu istemiyoruz."

"EKOTURİZM YOK OLUR"

Antalya’nın kayalarıyla kaya tırmanış sporu için önemli bir yer olduğuna dikkati çeken Sevgül, "Zaten belli bölgelerde bu tahribat hızla yayılıyor. Ama kimse bunun başka bir ekonomi sağlayacağını, uzun vadede tahrip etmeden kalıcı bir ekonomi sağlayacağını göremiyor. Burası bölge halkına ciddi bir istihdam sağlayacak. Biz buna ekoturizm diyoruz. Ama bu doğal kaynaklar bu şekilde tahrip edilirse, geleceğin ekoturizmi de yok olur. Artık maden ve taş ocakları daraltılmalıdır. Sahaları bu kadar genişleterek bütün doğal kaynakları tahrip ederiz. Geriye dönüş olmaz. Taş ocakları kontrolsüzce yayılıyor" ifadelerini kullandı.

"DÜNYA PROTESTO EDER"

Dünyanın hiçbir ülkesinde bilinçsizce taş ocağı veya mermer ocağının açılmadığını aktaran Sevgül, "Kaya tırmanış bölgelerini ellerini sürerlerse korkunç bir tepki ile karşılaşacaklar. Bu tepki sadece Türkiye’yi değil tüm dünyayı ilgilendirecektir. Sporcular önemli bir destinasyonun yok edilmesine izin vermezler. Önemli bir tepki gerçekleşir. Dünyanın önemli bir çok tırmanıcısı buradaki protestolara katılır. Türkiye’nin görmediği uluslararası bir protesto ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu plandan vazgeçildiği gibi bölgenin yakınındaki taş ocakları bir an önce kapatılmalıdır" dedi. Önemli bir potansiyelin taş ocakları ile yok edildiğini savunan Sevgül, "Ekoturizm ve film platoları açısından zarar görüyoruz. Film platoları Antalya’ya gelmiyor. Çünkü bakir alanlarımız kalmadı. Gelecek 20 yılda ne kadar vahşi ortam kalırsa, o kadar değerli olacak. Artan nüfusla doğal kaynaklara baskı artacak. Vahşi doğayı korumamız gerekir. Bugün yaptığımız tahribatlar bize çok kötü dönecek. Geleceğin ekonomisi olan ekoturizmi de yok edecek. Bugün biz taştan para kazanıyoruz ama geleceği yok ediyoruz. Kıyılarımız kalmadı.Yaban hayatı otobanlarda hayatını kaybediyor. Çünkü onların su kaynaklarını yok ettik. Bunların hepsinin alternatifi var. Tabi ki ülkenin enerjiye, taş ocaklarına ihtiyacı var ama planlı bir şekilde yapılması lazım. Şu an yapılan plansız. İnanılmaz bir kontrolsüz tahribat var" diye konuştu.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.