Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

Coronavirüs

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün bildirdiğine göre, bu ölümcül hastalık, salgın ve küresel bir hastalıktır. Bu hastalığın en çok yayıldığı ülkeler, İtalya, Çin ve İran’dır. Türkiye’de de bu hastalık görülmüştür. Devlet bu konuda gerekli önlemleri almaya çalışmaktadır. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün ilgililere Sağlık Bakanlığımıza teşekkür ederiz.

Coronavirüs ilk defa Çin’de görülmüştü. Aradan birkaç hafta geçtikten sonra Dünya Sağlık Örgütü, bu hastalığın dünyayı saran salgın anlamına gelen pandemidir ve merkezi ise Avrupa olduğunu açıkladı. Ayrıca söz konusu örgüt bu hastalıkla beraber sıtma, AİDES ve daha pek çok hastalıkla günlük mücadele veren ülkeler olduğunu da açıkladı.

Sağlık Bakanlığı, bu hastalığın enfeksiyon belirtilerinin ateş, öksürük, nefes darlığı ve solunum güçlüğü olduğunu açıkladı ve özet olarak şu hususlara dikkat edilmesini istedi: Öksürme veya hapşırma sırasında ağız ve burun tek kullanımlık mendille kapatılmalı, mendil yoksa dirseğin iç kısmı kullanılmalı. Tokalaşma ve sarılmadan kaçınılmalıdır. Olabildiğince kalabalık ortamlardan uzak durulmalıdır. Kirli ellerle ağız, burun ve gözlere dokunulmamalıdır. El hijyenine önem verilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol içerikli el antiseptiği kullanılmalı. Sınıflar ve iş yerleri başta olmak üzere kapalı alanlar sık sık havalandırılmalıdır.

Bu ölümcül hastalığı, ABD’nin laboratuvarlarda ürettiği ve Çin’in ekonomisini baltalayıp, İpek yoluna ve Akdeniz Havzası’na sahip olmak istediği ifade edilmektedir. İran bu konuda ABD’yi suçladı. Bizim elimizde bir delil olmadığı için bir şey söylememiz söz konusu olamaz.

Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Sağlık Bakanlığımızın bu hastalıktan korunmak için ileri sürdükleri tavsiyelere uymamız gerekir. Aksi halde yalnız kendi sağlığımızı değil başkasının sağlığını da tehlikeye atmış oluruz.

Şeyh İbn Arabi diyor ki: “Vücudun ihtiyacı olan gıdadan az veya çok alınması hastalığa sebep olur.” Bu hükümden şunu çıkarabiliriz: Dünyada gelir adaletsizliği dağılımı ve yoksulluk hastalığın ana sebebidir. Kapitalist düzende, dünya gelirinin % de 95’ni dünya nüfusunun % 5 yiyor. Yani bir avuç şımarık kapitalistler tarafından yenmektedir. Bir tarafta oboziteler, bir tarafta deri kemik kalmış insanlar, İşte görüyorsunuz mesela Fransa halen hegemonyası altındaki Afrika ülkelerin gelirlerinin % de seksenini gasp etmektedir. ABD, petrol için biz Suriye’deyiz, diyor. Suriye halkı yalın ayak, çamur içerisinde bocalıyor, karnını doyuracak ekmeğe muhtaç, çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor…

Bu bağlamda dünya, Coronavirüs hastalığından kurtulabilmesi için veya az zararla atlatabilmesi için fıtratı temel alan yeni bir dünya düzeni kurması gerekir. Yani adaleti esas alan yeni bir dünya düzeni kurması gerekir. Fıtratı temel almazsanız dünya iktisadi sistemi bozulur. Bunun sonucu sömüren ve sömürülen iki sınıf ortaya çıkar.

Dünyanın, fıtratı temel alabilmesi için yaratılış gayesini bilmesi gerekir. Yani kulluk bilincinin şuurunda olması gerekir. Yaratıcısından başkasını Rab edinmemesi gerekir.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: (Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rum,30)

Dünya fıtrata dönüp adaleti esas alan bir düzen kurmazsa azabı ve helaki hak eder. Sömürüye dayanan bir düzen mikrop yuvası değil de nedir? Sömürmek, hak gaspı, adaletsizlik, içki, kumar, zina, nikâhsız hayat tarzı, çarpık ilişkiler, Lutilik ve meyhaneler, gazinolar, birahaneler v.s. bunlar birer mikrop üretme mekanizması değil mi?

Fıtrata uygun olmayan hayat ilanihaye devam edemez. İşte durum ortadadır. İktisadi hayat durdu, çark yavaş yavaş stop etmek üzeredir. Dünya evine kapanmak üzere ve izole durumuna geldi...

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.” (A’raf,34).

Bu ayeti kerimenin tefsirinden anlaşılıyor ki, fıtrata uygun hayat tarzını benimseyen ümmetler ilanihaye hayatta kalırlar. (Bu şahısların ölümü değil, “Her canlı ölümü tadacaktır.” ) Aksi davranan ümmetler ise helak olurlar. Buradaki ecelden maksat, İbni Abbas’a göre, azap ve helak ecelidir. ( Bk. Bu ayeti kerimenin tefsirine Hak Dini Kur’an Dili)

Not geçen hafta Çarşamba günü yayınlanan Tanzimat ve miras hukuku isimli yazımda 2. Dünya Savaşı’nda Edirne Lisesi Müdürü Tevfik Fikret ayağa kalktı, diye yazmışım. Bu şair 1915’de vefat etmiştir. Doğrusu o dönemde Edirne Lisesi müdürü şeklinde olması gerekir, düzeltir. Okuyucularımdan özür dilerim. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum