CEHENNEM YAKIT’I

“Ey iman edenler yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ehlinizi (ailenizi) koruyunuz…” (Tahrim 6)  Ayeti kerimeden anlıyoruz ki cehennemin yakıtı insanlar ve taşlar olacakmış. Bizde, özellikle bazı insanların cehennem yakıtı olmak için nasıl çabalayıp koşuştuklarını görebiliyoruz. Şimdi yeryüzünde somut veya soyut en kötü yaratığın şeytan olduğunu biliyoruz. Allah Kur’an’ın da yüzlerce ayeti ile şeytanın kötülüğünden ve şeytanın insana vereceği zararlardan bahsedip insanların odan korunması gerektiğini emir buyurmaktadır. Bunun için Cenabı Allah, şeytanın insanlara hangi metotlarla nasıl bir zarar vereceğini, nereden yaklaşacağını, nasıl insanı oyuna getireceğini ve ne gibi silahları kullanacağını ayrıntılarıyla anlatır. Onu tanımak ve onun şerrinden emin olmak bizim bir görevimizdir. Ayrıca bunun yollarını da bize öğretir Kur’an…

Eğer Kur’an’ın çizdiği şeytan proflinden iyi bir tahlil yapıp doğru sonuç çıkarabilirsek; neredeyse onu gözümüzle görür gibi oluruz. Hele-hele onun adamları var ya! Veya onun görevini üstlenenler ; hani Nas Suresinde ki Cenabı Allah’ın bildirdiği “minel cinneti vennas: cin ve insan şeytanları” onları (insan şeytanlarını) zaten tamamen görüyor ve biliyoruz.

Şeytan deyince o aptal “şeytan” filmlerinde ki korkunç tipler bizi yanıltmasın. Ya da şöyle birer metre kulakları olan, boynuzları olan korkunç bir yaratık olup bize saldıran vahşi bir yaratık gibi düşünmeyelim. Adam Müslümanların arasında hem de sakal koymuş Müslüman görünümünde şeytanın uşağı…

Müslümanları  kandırıp cehenneme otobüsler dolusu, tramvaylar, trenler dolusu insanı cehenneme sürüklemek için  YAKIT televizyonlar kurup, YAKIT gazeteler çıkarıp tüm okuyup seyredenleri yakıt yapmak istiyorlar. Allah’ın izniyle, kalplerinde hastalık olan gafiller hiçbir zaman umduklarını bulamayacaklar ve başarıya ulaşamayacaklardır.

Ben İstanbul Sözleşmesi’nin içeriğine fazla girmek istemiyorum, zaten hukukçu da değilim. Ancak, bütün aklı – selim Müslüman çevre bu sözleşmenin kötü olduğu, aileye zarar verdiği kadını korumadığı ve Allah ve resulünün emrettiği dinin kurallarına ters düştüğünü bildirmektedirler ve bunu söylüyorlar. Hatta bizim ülkemizden başka hiçbir İslam ülkesinin bu sözleşmeyi imzalamadığı gibi aklı başında birçok gayri Müslim ülkenin de imzalamadığını biliyoruz

Bunu uygulamaya koymak yanlış mıydı? Evet yanlıştı. Bu sözleşme devam etseydi çok günah işlenip topluma zarar verecek miydi? Evet verecekti. Şimdi kaldırılınca şimdiye kadar ki işlenen günahlardan tövbe edip tamirat yapılmalı mı? Evet yapılmalıdır

Yürürlükten kaldırıldı diye zil takıp oynamanın bir anlamı yok. Çünkü ;  zaten Müslümanım diyen birinin buna razı olmaması gerekir. Onun için; olması gereken oldu. Onun uygulanması anormaldi, hiç olmaması daha doğruydu. Şimdi neyin kutlaması ve sevinci yapılıyor?

Bu sözleşme yürürlükten kaldırılmasaydı ne yapabilecektiniz diyorsanız kaldırılmasaydı bazıları gibi onun faziletlerinden bahsetmeyecektik. Her gün, her yerde, her platformda bunun bir vebal olduğu ve bu vebalden tüm herkesin sorumlu olduğunu dile getirecektik. Kısacası kaldırılması için de mücadele edecektik. Ben bunun için teşekkür etmem. Zaten teşekkür edecek bir şey yok.

Bütün Müslümanların yararına olacak ekstra bir hizmet yapılırsa, yapan kim olursa olsun ilk ben teşekkür ederim. Bu konuda da öyle fanatik bir anlayışa sahip değilim

Sevgili dostlarım dikkatli olmanızı öneririm. İnsanların tipleri isimleri ve giyim kuşamları bizi aldatmasın! Yaptıkları işe ve cenabı Allah’ın bizi davet ettiği takva yoluna uyup uymadığına bakmalıyız. Mescid-i Dırar yapanlar bizi aldatmasın. Taa ilk günden, temelinden takva üzere yapılan mescitlere itibar edelim… Takva mescitlerinde buluşmak duası ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar