Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

BUGÜN SUÇ BİZDEDİR

Bugün İslam âlemine yapılan hadsiz saldırılar, kutsal kitâbımıza, Son peygamber Rasullerin Sultânı’na söylenen âdi, edebsiz, yakışıksız hakâretlerle yalan-yanlış söylemler üzerinden hareket eden Hıristiyanlara, Siyonist Yahudilerin ırkçı tarafgirliklerine söylenecek çok söz vardır. Biz Müslümanlar onlara hadlerini bildiremiyorsak, suç bizimdir.

İslam coğrafyasının hemen her toprağında bir vesileyle kaos çıkarıp mevcut düzeni alt-üst eden, kendi kurdukları terör örgütleri vasıtasıyla Müslüman’ı Müslüman’a kırdıran, Müslümanların târihsel birikimlerini yerle bir eden bu pespâye zihniyetlerin oyununa düştüysek, suç bizim…

Sözüm ona haklı gerekçelerle (!) yağmalanan İslam ülkelerinin mağdur vatandaşları, kendi öz vatanında ya parya olmuş, ya evini-barkını, yerini-yurdunu terk ederek diğer ülkelere mülteci olarak gitmek zorunda kalmıştır, bu kaoasa karşı çıkmadıysak, çıkamadıysak suç bizimdir.

Müslümanların üzerine uyduruk bahânelerle tonlarca bomba yağdıran, varil bombalarıyla halkını katleden, alçak düzene karşı çıkan şuurlu, sâlih müminleri hapislerde olmadık işkencelere mâruz bırakan, Arabistan’da Amerika terörist devletine yandaşlık etmeyen bilinçli İslam âlimlerini tutsak ederek hücrelerde çürütenlere karşı çıkamadıysak, suç bizim…

Senelerdir hâin Yahûdi İsrâil’in ezici, üzücü, mahvedici işkencelerine direnen Filistinli kardeşlerimizi direnişlerinde destekleyemedikse, ezelî kutsalımız Mescidi Aksa’mıza kâtil İsrâil askerleri kirli postallarıyla girmesi karşısında bir şey yapamadıysak, bilhassa Ramazan günlerinde, Gazze’yi Müslümanların başlarına yıkan terörist, hâin, câni İsrâil’i durduramadıysak, suç bizimdir.

İşte en son bu Ramazan’da, Filistinli kardeşlerimize gerçekleşen zulüm harekâtına dur diyemediysek, Müslümanlar olarak biz niye yaşıyoruz Hak aşkına? Müslüman onuru ayaklar altına alınmış vaziyettedir. O halde ne yapmalı??? Müslüman’ın izzeti yüceltilmelidir. Peki neyle?

Dedik ki baştan beri, ‘suç bizim’, diye. Evet, suç bizimdir. Bizim suçumuz, Kur’ân’a ve sünnete göre hareket etmeyişimizdendir. Çâre buradadır. Bunu hep yazar ve söyleriz. Bu eskimişlerin masalları değil, geçmişin kazanım metodudur. Osmanlı efendilerimiz Kur’an ve sünnet izinden gittiler, kıtalara hâkim oldular. Cihad meydanlarını cengâversiz bırakmadılar. Fakat daha sonra yine şer güçlerinin çevirdikleri zihin karmaşası oyunlarıyla, memleket-din-vatan mücâdelesi terk edildi, nefis peşinde koşuldu, dünya ve içindekiler sevdirildi, sevildi. İşte olanlar o zaman oldu. O gün bugün herkesler dünyâya aldanarak, ahreti arkalarına attı. Uzun zamandır müminler nefisleri peşinde koşuyor ve bizler de maalesef zelilleri oynuyoruz.

Diğer bir suçumuz ise ırk, dil, renk, mezhep, meşrep, cemaat, tarikat, parti gibi aramızda tefrikaya sebep olan ayrılıkçı hizipçiliğin kurbânı olmamızdır. Müspet mânada olsa aslında bunlar zararlı değil hayra vesile iken, Müslümanlar arasında fitneye sebebiyet vermiş ve müminlerin birleşmesine mâni teşkil etmiştir. Müslüman akıllı olmalı eğer böylesi haller fitne unsuru oluyorsa, derhal silkinmeli, toparlanmalı, birleşerek temel, merkezî güç oluşturmalıdır. Bu bugün için bu, en önemli realitedir.

Bir diğer bir suçumuz da, şer güçlerin maddi güçlerinden çekinip kendi gücümüzü fark etmeyişimizdir. Aynı zamanda hep başkalarından bekleme hazırcılığında olup, yıllardır tembellik ve uyuşukluk içinde bulunmamızdır. Hatta; ‘Bizden bir şey olmaz’ yanlışının arkasına sığınıp, aşağılık komleksine kapılmamızdır. Bu hiç Müslüman’a yaraşır mı?

En mükemmel din İslam dînini, terör dîni gibi yaftalayanlara, şerefli Kur’ân’ı yakanlara, şanlı peygamberimize ağza alınmayacak hakâretler edenlere ağızlarının payını vermek çok zor bir iş değildir. Bu işi başarmak adına ilk yapılması gereken şey, önce biz her şeyden evvel, Kur’ân’a ve sünnete tam teslim olmalıyız. İkinci olarak ise maddi ve mânevî güçlerimizi birleştirerek şer güçlere karşı tek yumruk olmalı, aramızdan çatlak sesler çıkmadan hep birlikte hareket edebilmeliyiz. Müslümanlar bu birlikteliği sağlamadıkları sürece, her vakit istismar edilen taraf olacaktır. Biz Müslümanlar hiçbir dînin ne peygamberine, ne mensuplarına hakâret etmeyiz. Onlar bunu bildiklerinden küstahça her türlü çirkinliği, edepsizliği, zulmü yapıyorlar. Yazıklar olsun onlara!

Bu menfî gidişâta mutlaka dur demek lâzımdır. Bunun çâresi bizdedir. Biz Müslümanlar bütün dünyâdan ve dahi ümmetten sorumluyuz. Biz emâneti baştan yüklendik. “Eğer biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.” Deniyor yüce kitâbımızda. Dolayısıyla, Kur’an emânetini korumak adına, onun verdiği sorumluluğa göre hareket etmesi her Müslüman’ın asli vazifesidir.

Güzel günler yakın olsun duâsıyla…


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum