Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…

Piyasaların merakla beklediği faiz kararı açıklandı.

Neden bu kadar önemliydi bu açıklama ve neden herkes merakla bekliyordu?

Yapılan anketlere, açıklama öncesi tahminlere bakınca aslında ülke olarak ekonomiyi tam olarak anlayamadığımızı görebiliyoruz.

Her bilim dalının olduğu gibi ekonomi biliminin de ikinci hatta üçüncü bilim dalları ile desteklenmesi gerektiğini anlayamadık henüz.

Gerek ekonomistler arasında yapılan anketlerde, gerekse, piyasaları yakından takip eden grupların olduğu mecralarda Merkez Bankası’nın ortama 200 baz puan civarında faiz artışına gideceği tahmin ediliyordu.

Sanırım sabit tutulacağını tahmin eden birkaç kişiden birisiyim.

Peki bu tahmini nasıl yaptım?

Ekonomi bilimini siyasetten bağımsız düşünmedim. Açık bir ekonomi olduğumuz için atılan adımların ticari ve siyasi ilişkilerimiz olan ülkeleri de ilgilendirdiğini unutmadım.

Geçtiğimiz haftalarda Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Yeni Ekonomi Paket’ini açıkladığı sıradaki söylemleri ve daha öncesinde ki bir TV Programında dolar ile alakalı kurduğu cümlelerin analizini yapmak gerekiyordu.

Hükümetin ekonomi hedefindeki değişimi fark edebilen herkes, artık hedefin dövizi düşürmek değil, yılsonuna yaklaştığımız bu dönemeçte enflasyonu baskılamak olduğunu anlamış olması gerekir.

Öncelikle Merkez Bankasının çalışma sistemi ve ekonomi yönetiminde para politikalarının oluşturulması ve hedefleri hakkında fikir edinilmesi gerekiyor.

Faiz, Döviz, Enflasyon üçgeni ve bu üçgene eklenmesi gereken altın ve borsa ilişkisinin doğru okunması gerekiyor.

Önümüzde çok kritik bir Amerika Birleşik Devletleri seçimi var, Bu seçimin sonucu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri çok fazla etkileyecek.

Etkileyecek çünkü yazının başında da belirttiğim üzere, açık bir ekonomiyiz ve dış ülkelerde oluşacak siyasi değişimler ekonomi politikalarında da köklü bir değişime sebep olur.

Bu seçim sonrası ABD para politikalarında genişleme kararımı alacak yoksa daralma kararı mı alacak?

Özellikle Çin ile olan ekonomi savaşlarında gelişmeler nasıl olacak?

Bizde de siyasi iradenin, dövizdeki artışa göz yumma kararının bizi bekleyen siyasi gelişmelerle doğrudan alakası olduğu kanaatindeyim.

Dövizdeki artış, ithalatı zorlayacaktır elbette ancak yıllardır söylediğimiz üretim ekonomisine geçişin önünü açacaktır.

Tabi ki ekonomi yönetimi sadece para politikaları ile olmayacak. Üreticinin desteklenmesi ve yerli üretime ağırlık verilmesi gerekiyor.

Geçtiğimiz hafta sessiz sedasız alınan ‘’buğday ve arpa ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanması kararı’’ bir yanda da;

‘’ Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’’ dedirtiyor…

Saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar