Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Bilim Neyi Bildirir?

Bilim genel kabul görmüş tariflere göre, bu âlemdeki mantıklı ve gözlemlere dayanan ve tekrarlanabilen deneylerin açıklanabilmiş sonuçlarıdır.

Yine genel tarife göre bilimi diğer disiplinlerden ayıran en önemli özellik bulunan sonuçların ispatı için ortaya elle tutulabilen gözle görülebilen maddi sonuçlar ortaya konulmasıdır.

Bilim dallarından önemlileri matematik, geometri, gök bilimi ve tıp olarak sayılır.

Bilimin ortaya koyduğu keşiflerin sonuçlarının gündelik hayata yansıtılması nedeniyle günümüzde, büyük bir itibar görmekte olması nedeniyle bilim ve kullandığı yöntemler özel ve yaygın bir şekilde tabu gibi kabullenilmiş bir inanç haline gelmiştir.

Sözgelimi bir iddiaya, bir akıl yürütme şekline ya da bir araştırmaya bilimsel adı verildi mi insanlar tarafından sorgulanamaz bir hale gelmektedir.

Yaşanan hayatta bir olguya bir bilgiye bilim nitelemesi yapılması onu kabul edilmesi gereken mutlak gerçeklik haline getirmesi, nedeniyle bilimi böylesine özel kılan, bu denli hürmete layık, itimada şayan hale getirenin ne olduğu da asla sorgulanmamaktadır.

Daha doğrusu bilim yeni tabirle bir tabu hatta put haline getirilmiştir.

Bilim put olarak kabul edilince, bilim adamlarının da putlarının var olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz.

Bu sonuç bizi bilim adamlarının ve onları tenkit edilemez gören insanların putlarının farklı olduğu sonucuna götürüyor.

İnsanlara yaşama sevinci ve daha rahat bir hayat verdiği ileri sürülerek tenkit edilemez bir tabu hatta put haline getiren kabullerin yanında bilimin ve bilim insanı olarak kabul edilen kişiler hakkında söylenmeyen gerçekler nelerdir diye hiç düşündünüz mü?

Düşündürmezler, hatta düşünmenize izin bile vermezler.

Mesela dünya üzerindeki canlılar için güneşin ışık ve ısı kaynağı olduğunu, canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için varlığı gerekli bir gök cismi olduğunu ayrıca insanların günlük, hatta yıllık yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olarak çalışma, yemek yeme, uyuma ve ibadet zamanlarını güneşin yıllık hareketine göre düzenlerler.

Ancak işlerine gelmediğinde ise onlar için güneş bir taraftan milyarca yıldızdan biri, olağandışı bir özelliği olmayan, basit ve tebeşir tozu ile engellenebilecek G Spektral sınıftan cüce bir yıldızdır.

Görünüşte günlük yaşamımızın kaynağı ve düzenleyicisi olarak kabul edilen güneş bir taraftan bilimsel olarak masal kahramanı bir yıldız olarak kutsanırken, diğer taraftan ise farklı amaçlar uğruna da engellenecek bir bilimsel labirentlerde kaybolmasına izin verilecek, bize zarar veren bir yıldız olarak tanıtılacaktır.

Güneşten dünyaya dönelim.

Bilim insanoğlu için su kirliliğinin en büyük nedeni endüstriyel artıkların sulara verilmesi veya boşaltılmasıdır der ama kirletenin bilimsel buluşlar olduğunu asla söylemez.

BU arada yıllardır belki de yüzyıldır söylenmeyen bilimsel bir gerçek daha var.

Bilim adamlarının belediye atıkları, zirai gübreler, hayvan artıkları ve toprak erozyonu yanında su ile ilgili olarak insanlara söylemediği bilimsel gerçek kaynağından alınan temiz suyun insanlara iletilmesinde kullanılan asbestli boruların en büyük kirletici ve zarar verici olduğudur.

Ya da şu anda dünyayı en çok kirleten devletlerin hangileri olduğudur.

Sanayi ve teknolojinin gelişmesi ile insan refahını artırma gibi bir yalanın ardına sığınarak havayı ve toprakları zehirleyen, gıda ve su kaynaklarını yok etmek suretiyle etnik ve dini yapıları da kontrol eden emperyalist ülkelerin ABD ve İngiltere başta olmak üzere Rusya, Çin, Almanya ve hatta Hindistan’dan oluşan çetenin olduğunu asla bir bilim adamından duyamazsınız.

Tıpkı geçmişte doktorların sigara için insanları teşvik etmelerinin sorgulanamadığı gibi.

Yıllarca içinde nasıl bir zehir e olduğunu bildikleri halde sigara içip kendilerinin bu durumunu sorgulayamayan doktorların bu günkü hastalıkların en baş sebebinin sigara olduğunu söylemelerinin sorgulanmadığı gibi.

Çünkü genel kabule göre tıp bilimsel bir meslek, doktorlar da bilim adamlarıdır.

Tıp denilince Dr. Joseph Mengele’yi hatırlamamak mümkün değildir.

Bazılarınca Modern genetik biliminin atası sayılan Mengele, çocuklar üstünde basınç testi, açlık testi, hadım etme gibi çeşitli deneyler üzerinde çalışan bir bilim adamıdır ve Auschwitz toplama kampının da başhekimidir. 

Ya da Stalin döneminde yaşayan ve deneyleri kitlesel ölümlerle sonuçlanan Lisenko.

Shirō Ishii ise 2. Dünya Savaşı sırasında Japon ordusunda korgeneral olan bir mikrobiyologdur ve savaş sırasında Japon toplama kamplarında binlerce Rus ve Çinliyi akıl almaz işkencelerle öldürmüştür.

Dr. Sigmund Rascher ise yine 2. Dünya Savaşı döneminde Dachau kampında canlı tutuklular üzerinde havası alınmış odalarda hava basıncı deneyleri yapan, tutukluları suyla yıkadıktan sonra soğuğa bırakıp an be an tepkilerini ölçerek, soğuk suya dayanıklılıklarını ölçerek öldüren kişidir.

Konrad Dippel 17.yüzyıl simyacısı olarak nitrogliserinle bilimsel deneylerini insanlar üzerinde yapan bilim adamıdır.

1932-1972 yılları arasında ABD Halk Sağlığı Hizmeti adı altında frengi deneylerinin sadece zenciler üzerinde gerçekleştirenler kimlerdir?

Bilim adamları tarafından bu gün de böyle deneyler ve çalışmalar yapılmaktadır ama biz duymamış olabiliriz.

Bilimsel keşif ve çalışmaların teknolojiyi evimize kadar getirip bize rahatlık ve güven sağladığına mı inanıyorsunuz?

Hukuk, demokrasi, yargı, medya, iktidar, muhalefet, rejim gibi kavramlar üzerine akıl yürüten bilim adamlarının ihtilalleri ilk destekleyen hatta kutsayan kişiler olduğunu da mı unuttunuz yoksa?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum