Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

Bilim mi din mi?

Pozitivizmi benimseyen çevreler ve elitler, öteden beri bilim ayrı din ayrı derler. Bilim, dinin kapsamına sığmaz, din bilimin kapsamına sığar. Yani bilimin alanı daha geniş, derler. Bu şekilde hükme varmalarının sebebi pozitivizmdir.

Pozitivizm, geçerli bilgiyi olguların bilgisinden ibaret gören ve metafizikle dini bilgiyi geçersiz sayan felsefe akımıdır, diye tarif edilmektedir.

Pozitivizmin kurucusu Auguste Çomte’dir. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bütün Avrupa ülkelerinde yaygınlık kazanan bu felsefe akımı, XX. yüzyılın ortasından itibaren zayıflamaya ve sorgulanmaya başlanmıştır. Çünkü bilginin kaynağı sadece beş duyu organları ile deney ve gözlemle elde edilen bilgiler değildir. Vahiy de bilginin kaynağıdır. Ehlisünnete göre, insanın, Allah’ın varlığını, kendine ve kâinata bakarak anlaması üzerine vaciptir. Fakat mükellef olduğu hükümleri ancak vahiyle bilebilir. Bilim kevni ayetlerden ibarettir. Kevni ayetlerin (kainatla ilgili ayetlerin) sırlarını bilmek insanın çalışması, deney ve gözlemlemesiyle mümkündür.

Pozitivizmi benimseyen elitler, şimdi coronavirüs salgını dolayısıyla “mal bulmuş mağribi gibi” “Bilim mi daha çok önemli, din mi?” tartışmasını başlattılar.

Dini bütün insanlar doğal olarak “Din bilimden daha önemli” diyor. Entelektüel düzeydeki kişiler ise “Bilim her şeyin önündedir” diyor. İşte görüldüğü gibi camilerden ziyade hastanelere ihtiyaç duyuldu. v.s. İlme, bilime dayanmayan bu gibi indi görüşleri ortaya atmak kimsenin yararına değildir. “Her kap içindekini sızdırır.”

Dini bütün ne demek? Dini yarım olan mı var? İnsan ya inanır veya inanmaz. Din bir bütündür.  Dinin bir kısmını kabul edip bir kısmını reddeden insan, bir kere mümin olamaz. Diğer dinler için de bu hüküm geçerlidir. Herkes haddini bilmeli ve Müslüman mahallede salyangoz satmağa kimsenin hakkı yoktur.

Pozitivizmi benimseyen sözde elitler, din ayrı bilim ayrı derken, İslam dini ayrı bilim ayrı demek, istiyorlar. Yani İslam dininin hükümlerini reddedebilmek ve hayatlarından uzaklaştırabilmek için bilimi İslam dinine karşı bir kalkan olarak kullanmaktadırlar. “Güneş balçıkla sıvanmaz” Siz isteseniz de istemeseniz de hakikat birdir.  Yani bilim sünnetullahtır.

Sünnetullah, kevni ayetlerdir. Kevni ayetlerden maksat, tabiat kanunlarıdır.  Kevni ayetler vahyin bir bölümüdür. Diğer bölümü mükelleflerin uyması ve yerine getirmesi ve kaçınması gereken hükümlerdir.

Demek ki; bilim dinin kapsamı içindedir. Bu durumda bilim kevni ayetlerden ibarettir. İnsana düşen görev, bu kevni ayetleri, incelemektir. Yani tabiat kanunları üzerinde kafa yormak insanın üzerine düşen bir görevdir.

Pozitivizmi benimseyen sözde elitler, bilimin dinden ayrı olmadığını bilirler. İslam dinine karşı kalkan olarak kullandıkları bilimin, Batı medeniyeti ve seküler kültürü ile mecz oluşumundan ibaret olduğunu bilirler. Yani İslam medeniyeti zayıflayınca Batı medeniyeti bilim ve kültürü ile diğer din mensuplarına hâkim olmuştur. Geldiğimiz nokta işte budur.

Biliminin kaynağı, Mısır ve Mezopotamya’dır. Bilimsel çalışma, M. Ö. 2000 yılı dolayına kadar uzanır. Peygamberimiz, İlim Çin’de de olsa gidin onu alın buyurmuştur. Dinimizde, ilmi ve bilimsel çalışmalar ibadet olarak nitelendirildiğinden İslam dünyası, ilimde ve bilimde büyük mesafeler kat etmiştir. Kindi, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd gibi bilim adamları yetişmiştir. Abbasiler döneminde Yunan filozoflarının eserleri Arapçaya çevrilmiş ve birçok itikadî mezhepler ortaya çıkmıştır. Yani İslam dünyası vahyi ve aklı, bilimsel çalışmaları kendine rehber edinmiştir.

Bu bağlamda Nizamiye medreseleri, XI. ve XII. Yüzyıl Avrupa Orta Çağında derin etkiler meydana getirmiştir. Bu yüzden Avrupa, XII. yüzyılda söz konusu medreseleri örnek almıştır.

Müslüman bilginler, ilkçağ tabiat filozoflarının görüşlerini daha yöntemli bir şekilde genişletip geliştirdiler, eksiklerini tamamladılar ve yanlışlarını düzelttiler. Müslüman bilginlerin birikimi Orta Çağ Skolastiğinin kendi içinde tartışılmasını ve yıkılmasını sağladığı gibi, Rönesans ile birlikte yeniçağ biliminin kuruluş ve gelişimini de belli bir sınıra kadar hazırlamıştır.

Ne var ki XVI. ve XVII. yüzyıllarda Batı’da bilim alanında gelişmeler sürerken, İslam dünyasında bilimsel alanda da gerileme olmuştur. XVIII. yüzyılda bilimin pratik işlevinin ağırlık kazanmasıyla da sanayi devrimi gerçekleşmiştir. Bu devrimden de güç alarak kapitalist Batı, bilim ile XVIII. yüzyıldan günümüze kadar diğer din mensuplarının inancını ve kültürünü yıkıcı bir unsur olarak kullanılmıştır ve halen devam etmektedir. Pozitivizmi benimseyen sözde bizim elitler, kapitalist Batı’ya uşaklık etmektedirler

Dünya, coronavirüs’ten ders çıkarıp, insanı yalnız beden olarak almasının yanlışlığını kavrayarak ruh ve beden bütünlüğü içinde mütalaa edecek mi bilemiyorum.

Müslümanlara bu hususta büyük görev düşmektedir. Çünkü tarihi misyonlarını tekrar yüklenmezlerse Allah indinde ve insanlık nezdinde sorumlu olurlar. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum