Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Akibetimiz Hayrola

Şöyle bir kıssa anlatılır: Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.

Nihâyet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Çiftlik sâhibi adamın hâline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi. 'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığında uyuyabilirim'. Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boş verip çâresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı.

Tâ ki o fırtınaya kadar: Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu: 'Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Her şeyi uçmadan yapabileceklerimizi yapalım.' Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: 'Boş verin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya.' Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çâre bulmak gerekiyordu. Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu: Aaa! Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamâmı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamâmı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı: 'Fırtına çıktığında uyuyabilirim'

Sonuç olarak kıssadan hisse misâli; olabilecek dertlere, problemlere sıkıntılara maddî olarak tedbirler almalı, aklen bilgi ve planlamalar yapmalı, mânen de duâlar etmeliyiz. Şâyet böyle yaparsanız fırtınada bile rahatça uyuyabilirsiniz.

Bilindiği üzere hiçbir problem ve sıkıntı devamlı değildir. Her zorluğun neticesinde kolaylıklar ihsan olunur. Her karanlık gecenin aydınlık bir sabahı vardır. Evet, bu korona sıkıntısından dolayı pek çok kayıplar yaşandı ama şükredecek şeylerimiz var Elhamdülillah. Elimiz-ayağımız var, yiyecek ekmeğimiz var, karantina günlerimiz oldu ama o günlerde bolca ibâdetler yapıp şimdiye kadar yakınlaşamadığımız yüce Yaratıcımızla daha bir yakınlaşma huzûrunu yaşadık, O’na olan bağımız kuvvetlendi, belki de kabir karanlığını aydınlatacak ameller biriktirdik. Çocuklarımızı yetiştirme çabalarımız arttı. Uzun süredir görüşmediğimiz yakınlarımızla sanal da olsa görüşme imkânımız oldu. Bunun gibi kendimiz adına pek çok güzel sermâyeler elde ettik. Ne mutlu! Meseleye güzel tarafından bakmak bizi moralli kılar.

Bu arada toplum olarak alenî işlenen günahlar durdu. Evlere kapanmakla sokaklarda rahatsız edici, esef verici manzaralar bitti. Meyhâneler, kumarhâneler, fuhuşhâneler kapandı. Bir hastalık hâline gelen lüzumsuz alışverişler, israflar, lüks tâtiller sona erdi. Her sene hep Ramazan ayına denk getirilen -bilhassa alçak İsrâil tarafından- Müslüman kıyımları yapılmadı, İdlib’e saldırılar durdu. Milletin hayranlıkla peşinden savrulduğu medeni Avrupa her yönüyle çöküş yaşadı. Ama iyi yönler de oldu. Âile iletişimi kuvvetlendi, insan hayâtına temizlik gündemi geldi, mâneviyâta yöneliş başladı. Zengin fakir ayrımı olmadan ayni menfiliklere herkes muhatap oldu. Yâni Korona can aldı fakat insanların biraz biraz kendine gelmesine imkan sağladı, kanaatindeyiz. En çok üzüldüğümüz şey ise insanların câmilere, mescidlere gidememesi ve Kabe’nin, Mescidi Nebevî’nin ziyâretlerinin olmaması idi. İşte burası husûsen bize çok ağır geldi. Bu konuda söylenecek çok şey var. Sâdece Müslümanlar olarak daldığımız gaflete dâir bir tokat yedik, Cenâbı Hak tarafından kulağımız çekildi…

Ancak artık normalleşme sürecine girildi şükürler olsun mübârek Ramazan Bayramı ardından ibâdete açılan câmilerimizde kılınan Cuma namazları insanı mest, ruhları şâd etti. Bilhassa geçtiğimiz Cumâ günü Ayasofya’da okunan ‘Fetih Sûresi’ bizleri geleceğe dâir ümitlendirdi, heyecanlandırdı. Bunlar güzel gelişmeler hamdolsun. Fakat bunca pandomi geçmişimizden sonra sokaklar, caddeler, insanlar eski günah çirkinliklerine dönerse işte o zaman yine üzüleceğiz. Yeni bir müsibete teşne olacak yaşantılara dönülmemeli. İnsanlara bu hâdiseden ibretler alabilecek ferâseti diliyoruz Cenâbı Hakk’tan.

Rabb’im bu sıkıntılı süreçten insanlık âilesi olarak ders çıkarabilmeyi nasip etsin inşallah. Âkıbetimiz hayrola…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum