35 Yıl Sonra Açığa Çıkarılan Koleksiyon

35 Yıl Sonra Açığa Çıkarılan Koleksiyon

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, "Milli Kütüphane depoları hakkında detaylı rapor istedim. Bunun neticesinde arkadaşlarımız, on yılların ihmali olarak bir depoda unutulup, çürütülmeye terk edilen T...

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, "Milli Kütüphane depoları hakkında detaylı rapor istedim. Bunun neticesinde arkadaşlarımız, on yılların ihmali olarak bir depoda unutulup, çürütülmeye terk edilen Türk Ocağı Koleksiyonu’nu tespit etti" dedi.

Bakan Çelik, Milli Kütüphane’de düzenlenen "Türk Ocağı Koleksiyonu ve Selahattin Ömer Resim Sergisi"nin açılışına katıldı. Sergide 1976 yılında Milli Kütüphane Başkanlığı’na yaklaşık 40 bin eserle devredilen ve son 1 yıl içinde yapılan çalışmalarla yeniden hayat bulan Türk Ocağı Koleksiyonu’na ait eserler ve koleksiyonda yer alan Selahattin Ömer imzalı Kurtuluş Savaşı’nı yansıtan 24 eser yer alıyor. Serginin açılışında konuşan Bakan Çelik, "Bugün çok önemli bir koleksiyonu yeniden hayata döndürmenin sevincini yaşıyoruz" dedi.

Milli belleğin yeniden şahlanışında büyük emekleri olan Türk Ocağı Koleksiyonu’na 12 Eylül 1980 darbesinin ardından el konulduğunu belirten Çelik, koleksiyona ait eserlerin yıllarca sahipsiz bırakılarak depolarda çürümeye terk edildiğini dile getirdi. "Bu koleksiyonların depolarda çürümeye terk edilmiş olması, askeri darbeleri vatan, millet adına söyleyenlerin aslında millete ait tüm değerlere düşmanlık ettiklerinin bir örneği" diyen Çelik, darbelerin hiçbir gerekçesinin vatanla, milletle savunulacak hiçbir tarafı olmadığını, bu tür düşmanlıkların içinde kültür düşmanlığından millet düşmanlığına kadar her şeyi barındıran operasyonlar olduğunu kaydetti.

"HEM ÜZÜNTÜ HEM HEYECAN YARATTI"

Bakanlık görevine gelir gelmez Milli Kütüphane depoları hakkında detaylı raporlar istediğini hatırlatan Çelik, "Bunun neticesinde arkadaşlarımız, on yılların ihmali olarak bir depoda unutulup, çürütülmeye terk edilen Türk Ocağı Koleksiyonu’nu tespit ettiler. Bu biz de hem üzüntü hem de büyük bir heyecan yarattı. Bu kadar kıymetli koleksiyonun yıllar boyunca depolarda çürütülmeye terk edilmesi bizim açımızdan hakikaten üzüntü veren, gönlümüzü burkan, kalbimizi kıran bir şey. Ama nihayetinde heyecan da duyduk. Bu kıymetli koleksiyonu yok edilmekten kurtaracak bir fırsat yakalanmıştır. Bu eserler aslında gelecek nesillere aktarabileceğimiz en güzel kültürel hazineler. Milli kültürümüze kazandırılmış olmasından çok büyük mutluluk duyduk" ifadelerini kullandı. Türk Ocakları’nın kurulduğu 1912 yılından günümüze kadar çok ciddi kültürel hizmetlerde bulunduğunu anlatan Çelik, "Türk Ocakları’nın kurulduğu yıllarda devlet ve millet olarak tarihimizin en sıkıntılı yıllarını kapsamaktadır. Bundan 103 yıl önce Devlet-i Aliyye’nin ölüm kalım mücadelesi verdiği dönemlerde pek çok milliyetçi aydın, Türk milleti ve devletinin ilim, teknik, kültür, ahlak, iktisat ve her alanda güçlü olmasını hedefliyordu. Türk Ocakları, 1912’den itibaren Türk muhafazakarlarının sivil bir akademisi işlevini gördü" dedi.

"1976 YILINDA MİLLİ KÜTÜPHANE BAŞKANLIĞI’NA DEVREDİLEN KOLEKSİYONA AİT

1976 yılında Milli Kütüphane Başkanlığı’na devredilen Türk Ocağı Koleksiyonu’na ait kitapların kimliklerinin belirlenmesine dair çalışmaların göreve geldiği 2013 yılında kurulan 3 farklı komisyonla başlatıldığını hatırlatan Çelik, "Yapılan çalışmalar koleksiyonda el yazmaları, Osmanlı Türkçesi ve eski harfliği ve Latin alfabeli Türkçe ile yabancı dil basma kitaplarıyla süreli yayınların yer aldığı görüldü. Koleksiyona ait eserler arasında ayrıca Selahattin Ömer imzalı, istiklal mücadelesinin verildiği dönemi yansıtan ve tarihi belge niteliği taşıyan 24 resim tespit edildi. Türk Ocağı Koleksiyonu’nda yer alan bu eserler incelendiğinde hem Osmanlı Devleti’nin son döneminde hem de Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında yetişen düşünür ve ilim adamlarımızın dönemin sıkıntılarına rağmen dünyada olup bitenleri büyük bir titizlikle takip etmeyi başardıklarını görüyoruz. Bu koleksiyon aynı zamanda bizim kültürel itibarımızın en önemli kalemlerinden birisini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.

Toplumların kültürel geçmişine bakmaksızın geleceklerine yön verebileceklerinin aşikar olduğunu anlatan Çelik, "İçinde yaşadığımız coğrafyanın geçmişinden gelen kültürel değerlere yaslanarak kendi düşünce geleneğimizden de hareketle milli değerler sistemimizi yeniden harmanlamamız ve genç nesillere yepyeni bir anlayışla aktarmamız gerekiyor. Çünkü büyük devlet olmamız, tarihi mirası yeni nesillere aktarmamıza bağlıdır. Medeniyetlerin gelişmişlik seviyesiyle paralel bir biçimde öne çıkan şehirlerin olmazsa olmazlarından bir tanesi de kütüphanelerimizdir. Milli Kütüphane’nin depolarında bunun ihmal edilerek, unutulmaya terk edilmiş olması bizim Milli Kütüphane’yi yeniden ele almamızı da gerektirir" dedi.

"SON DERECE RADİKAL ADIMLAR ATTIK"

"Bu konuda son derece radikal adımlar attık" diyen Çelik, şunları kaydetti:

"Milli Kütüphane Başkanlığı’mızda çok önemli çalışmalar başlattık. Milli Kütüphane’nin bu kültürel hazineyi korumakla görevli bir kurum olarak öne çıkması gerekirken, bunun depolarda çürütülmeye terk edilmiş bir kurum olarak konumlandırılmış olmasını tamamen ortadan kaldırmak istiyoruz. Milli Kütüphane’yi bu bakımdan yeniden yapılandırıyoruz. Bu yapılandırma süreci içerisinde kuşkusuz Milli Kütüphane bundan sonra bırakın bütün bunların depolarda çürümeye terk edilen bir yer olmayı, tam tersine unutulmuş, bir şekilde geride bırakılmış eserlerin yeniden kendi kültürümüzün aktif oyuncuları haline gelmesi için çok çalışmalar yapacaktır."

Geçmişte büyük kütüphanelerin bir anlamda içinde bulundukları şehirlere ad ve kimlik verdiğini dile getiren Çelik, İskenderiye, Bergama, Celsus, Hattuşaş ve daha pek çok kütüphanenin aslında o dönemin toplumsal kimliğini oluşturmakta öncü rol üstlendiği gibi kültürel hafızanın korunmasında da merkezi rol oynadığını belirtti. Çelik, "Bu sebeple Milli Kütüphane’ye yeni dönemde böyle bir işlev vermeye çalışıyoruz. Kütüphanelerimizi toplumun her kesimine hitap eden kurumlar haline dönüştürme ve niteliklerini yükseltme konusunda ortaya konan çabalardan bahsetmek isterim. Bu çabalara biz çok önem veriyoruz ve bunların hepsini bizzat takip ediyorum. Bu çerçevede milli kültürümüzün kalesi olarak Milli Kütüphane’yi konumlandırmak istiyoruz. Aynı zamanda uluslararası standartlarda hizmet veren bir kütüphane olma işlevini pekiştirmek istiyoruz" dedi.

"MİLLİ KÜTÜPHANE’YE YOĞUN BİR İLGİ VAR"

Çelik, hem Milli Kütüphane hem de kütüphanelerin geliştirilmesi konusunda çok önemli adımlar attıklarını açıkladı. "Milli Kütüphane’ye yoğun bir ilgi var ve biz bu ilgiyi karşılamakla mükellefiz" diyen Çelik, "Bu bağlamda toplamda 230 kullanıcı kapasiteli iki yeni salon açtık. Eş zamanlı olarak bin 398 kişiye hizmet vere kapasitesine ulaştı. Kütüphanenin açılış ve kapanış saatlerini daha ileriye alarak daha çok kişiye hizmet vermesini hedefledik. Ayrıca maalesef kütüphanelerin depolarında kayıt altına alınmamış pek çok eser vardı. Bu kayıt altına alınmamış materyallerin yaklaşık 200 bini 2013-2014 yıllarında kayıt altına alınarak koleksiyona eklenmiştir. Ülke kütüphaneciliğine katkı sağlamak amacıyla Milli Kütüphane’ye yurtdışı işlevi de veriyoruz" ifadelerini kullandı.

"DİJİTALLEŞTİRME BİRİMİ ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI"

Bakan Çelik, şunları kaydetti:

"2013-2014 yılları arasında yurt içi kütüphanelerimize 7 bin 166 materyal bağış olarak gönderilirken, yurt dışındaki kültür müşavirliklerimiz, elçiliklerimiz, Türkoloji enstitüleri, milli kütüphaneler ve akademisyenlerin talepleri doğrultusunda 41 ülkeye 32 bin 414 eser ulaştırılmıştır. Bir bakıma Milli Kütüphane, milli kültürümüz ihraç etme fonksiyonunu da yerine getirmektedir. Bu yöndeki destek etkinliklerini daha geniş kapsamda sürdürebilmek için Milli Kütüphane’nin kütüphanecilik çalışmaları, bilgi paylaşımı, personel değişimi gibi alanlarda uluslararası düzeyde işbirliğini geliştirmeye yönelik yabancı kamu kurum ve kuruluşlarıyla mutabakat zabıtları imzalanmasına yönelik politikalar da izledik. Bu bağlamda 2014 yılı içinde ikili işbirliği içinde ve ortaklık protokolü adı altında 11 anlaşma imzalandı. Gelişmiş pek çok ülkedeki milli kütüphanelerde olduğu gibi ülkemiz Milli Kütüphanesi’nde de dijitalleştirme birimi oluşturma çalışmaları tamamlanmış olup, makine parkının kurulumu gerçekleştirilmiştir. 3 yıl içinde tüm nadir eserlerin dijital ortama aktarılmasını hedeflemekteyiz. Böylece 3 yılın sonunda materyal yıpranmasını önleyeceğimiz gibi bunlara erişim kolaylığını da sağlamış olacağız. Kitap dışında depolarda yer alan materyallerin internet üzerinden erişimini sağlamak için hazırlanan güzel sanatlar web sayfası, afiş ve tablo koleksiyonlarla 5 Ağustos 2014 tarihinde araştırmacıların hizmetine girmiştir. Önümüzdeki günlerde tasvir, harita koleksiyonları yine internet üzerinden araştırmacılarımıza sunulacaktır."

Bakan Çelik, açılışın ardından "Türk Ocağı Koleksiyonu ve Selahattin Ömer Resim Sergisi"nde bulunan eserleri tek tek inceledi. Yetkililerden bilgi alan Çelik, daha sonra düzenlenen kokteyle katıldı.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.