1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Zulmün 2'nci yılında hala ülkelerine dönemediler
Zulmün 2'nci yılında hala ülkelerine dönemediler

Zulmün 2'nci yılında hala ülkelerine dönemediler

BM tarafından "Dünyanın en fazla zulüm gören halkı" olarak tanımlanan Arakanlı Müslümanlar, Myanmar'da maruz kaldıkları son zulmün ikinci yılında hala sığınmak zorunda kaldıkları Bangladeş'te yaşamlarını sürdürüyor.

A+A-

Myanmar ordusu (Tatmadaw), Arakan eyaletindeki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe göstererek Arakanlı Müslümanlara yönelik kitlesel şiddet eylemleri başlattı.

Birleşmiş Milletler (BM), Ağustos 2017'de başlatılan bu saldırıyı "etnik temizliğin tipik bir örneği" şeklinde tanımlarken, uluslararası sivil toplum kuruluşları Rohingyalara yönelik sistematik hak ihlallerini ve toplu katliamları "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" olarak adlandırdı.

Saldırılar ve zulüm, en az 900 bin Arakanlı Müslüman'ı komşu ülke Bangladeş'e göç etmeye zorladı. Bu kişilerden en az 750 bini ise her açıdan yetersiz kamplarda yaşamaya mahkum oldu.

BM, aşırı milliyetçi Budist rahiplerin, Myanmar ordusunun ve Budist halkın elinde yıllardır baskı ve ayrımcılığa maruz kalan Arakanlı Müslümanları, "dünyanın en fazla zulüm gören halkı" olarak tanımlıyor.

Zulmün tarihi 

Myanmar'ın güneybatısındaki Arakan'da yaşayan, kendi dilleri ve özgün kültürleri olan Rohingyalar, ülkenin 1948'de İngiltere'den bağımsızlığını kazanmasından itibaren zulüm görmeye başladı.

Yönetimi 1962'de darbeyle ele geçiren askeri yönetim, aynı yıl "Ejderha Kral" ismindeki operasyonla Arakanlı Müslümanları hedef aldı.

Askerlerin tecavüzü, evleri ve köyleri yakarak yok etmesi ile toplu tutuklamalar, Arakanlı Müslümanların kitleler halinde Bangladeş'e sığınmasını tetikledi.

Myanmar ordusunun 1978'de başlattığı "Temiz ve Güzel Ulus" ismindeki operasyon nedeniyle yaklaşık 200 bin Rohingya, Bangladeş'e yöneldi.

Nepido yönetimi, 1982'de oluşturduğu vatandaşlık yasasında, ülkede 135 etnik grubu tanırken Arakanlı Müslümanlara yer vermedi, uyruklarını ve vatandaşlıklarını ellerinden aldı.

Rohingyalar, 1990'lar boyunca baskı görmeye devam etti ve bu sürede en az 200 bin Rohingya daha komşu ülkeye göç etti.

Eyalette 2012'de Budistler ile Arakanlı Müslümanlar arasında çıkan çatışmalarda, çoğu Müslüman binlerce kişi katledildi, Rohingyalara ait yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verildi, en az 150 bin Arakanlı Müslüman da evinden oldu.

Myanmar yönetimi, 2014'te gerçekleştirilen ilk resmi nüfus sayımına Rohingyaları dahil etmedi. Yıllardır süren askeri yönetimin ardından 2015'te düzenlenen seçimlerde, Rohingyaların aday olmasına ya da oy kullanmasına izin verilmedi.

Arakanlı Müslümanlara yönelik en ağır zulüm

Myanmar ordusunun 2016'daki operasyonları kapsamında en az 87 bin Rohingya, ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Arakan eyaletindeki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de "silahlı militanların yaptığı" iddia edilen saldırılar sonrası Rohingyalar, o güne kadar yaşadığı en ağır zulümle karşı karşıya kaldı.

Militanları tutuklama bahanesiyle hareket eden ordu, yerel Budist çetelerin de yardımıyla onlarca köyü yıktı, binlerce sivili öldürdü ve yüzlerce kadına tecavüz etti.

BM ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının, Arakanlı Müslümanlara karşı "etnik temizlik" ve "insanlığa karşı suç" olarak tanımladığı kitlesel şiddet eylemlerinin başladığı 25 Ağustos'u Rohingyalar, "Soykırım Anma Günü" olarak anıyor.

Yılan hikayesine dönen "geri dönüş süreci"

Bangladeş'te kamplarda en az 750 bin Arakanlı Müslüman yaşıyor. Önceden gelenlerle ülkede bulunan Arakanlı Müslüman sayısı ise bir buçuk milyona ulaştı.

Myanmar ile Ocak 2018'de yaptığı "geri dönüş" anlaşması hayata geçemeyen Bangladeş, bu yılın başlarında kampların getirdiği ekonomik yükü daha fazla kaldıramadığını bildirerek, artık sığınmacı kabul etmeyeceğini duyurdu.

Dakka yönetimi, diğer yandan geri dönüşlerin isteğe bağlı olduğunu, Rohingyaları Myanmar'a geri dönmeye zorlamayacağını açıkladı.

Myanmar'ın vatandaşlık vermeyi reddettiği, sadece hareket özgürlüğü sağlayan kimlik kartı vermeyi kabul ettiği Arakanlı Müslümanlar, bu kartın kendilerini "yasa dışı göçmen" olarak tanımladığını belirterek, geri dönmek istemiyor.

Arakanlı Müslümanlar, kendileri için "sonradan vatandaşlık kazanmış kişiler" tanımlaması yapmayı planlayan Myanmar hükümetinden tam vatandaşlık ve etnik haklarının tanınmasını talep ederken, uluslararası toplumdan da kendilerini korumasını istiyor.

Geçen yıl kasımda, 2 bin civarında Arakanlı Müslüman'ın Myanmar'a dönüş planı, BM koruması olmadan geri dönmek istemedikleri için askıya alındı.

Son olarak, Myanmar'ın bu ay geri dönüşüne onay verdiği 3 bin 500 Arakanlı Müslüman'ın hiçbiri dönmek istemedi.

İnsan hakları örgütleri, "Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik girişimine yol açacağı" endişesini dile getiriyor.

Myanmar'da yarım milyondan az Rohingya

Halen Arakan eyaletinde yaşayan Rohingyaların şu anki sayısının 500 binden az olduğu belirtiliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), son raporunda, Arakanlı Müslümanların burada zor koşullarda yaşamayı sürdürdüğünü, güvenlik güçlerinin bu kişileri köylerle kamplara hapsettiğini ve hareket özgürlüklerini kısıtladığını bildirdi.

Myanmar hükümetinin, ülkede yaşayan Rohingyaların yeterli gıda, tıbbi bakım ve eğitim dahil temel insani hizmetlerden, geçim yollarından ve özgürlüklerinden yoksun bıraktığını kaydeden örgüt, Myanmar hükümetinin 21 Haziran'dan bu yana basın çalışanları ve yardım görevlilerinin Arakan eyaletine girişine kısıtlama getirdiğini vurguladı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.