1. YAZARLAR

  2. Hüzeyme Yeşim Koçak

  3. Zindankale’de Kalem Tozu
Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

RENKLER
Yazarın Tüm Yazıları >

Zindankale’de Kalem Tozu

A+A-

“Bir bardak çay gibi ömür… Kimininki bir dikişte biter kimininki ise yudum yudum… Dibinde kalan çöpler ise hayattan kalan kalıntılar…

Neyse ki çayın demi var, hayatın gamına inat…

Çaya beklerim efendim” (Hikmet Kızıl, Ve Eylül Bir Ayın Adıdır Aslında)

 

Çaylar da unutulur gibi değildi.

Usta yazar Zeki Oğuz, “yüce gönüllerin” öğretilerini anlatan kitaplarıyla Kâzım Öztürk, hünerli velut öykücü Duran Çetin, “Aşk Güneşe Benzer” romanıyla çıkış yapan Fatma Polat, Vural Kaya, Sahura Yağmur Arıcan,.. ablası Melek’le müşterek yazdığı ilk romanı “Tanrı’nın Kuşları’yla” genç, şair yönü de dehşetli, şaşırtıcı yetenek Murat Mahya Gürses, İsmail Mutlu, sadece güzel deneme kitabı “Ve Eylül Bir Ayın adıdır Aslında” ile tanıyabildiğimiz esrarengiz yazar Hikmet Kızıl.

Hepimiz 30 Kasım- 8 Aralık günü, Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen Konya Kitap Günlerinde Zindankale’de, TYB standında birlikteydik. Doğrusu unutulmaz anlar yaşadık.

Okurların, öğrencilerin telaşı,  yazar arkadaşlarımızın, eş dost arkadaşın ziyaretleri.  Sahura Arıcan’ın babasının gözlerinde, babamın gururlu, mutlu gözleri. Yazar annelerinin gönenci, evlatların tepeden yüksek sevinci. Sonra hep, kitap okşayışları… Gelenler gidenler, cıvıl cıvıl, rengârenk.

En büyük arzularımdan biriydi yazarlık. Edebî mahsullerini sergileyenlere hep imrenerek bakardım. Masam daima kitaplarımla dolsun isterdim. Sırf böyle bir ortamda, yazar sıfatıyla bulunmak bile, benim için büyük bir nimetti.

Paranın, şöhretin veremeyeceği el değmemiş, büyüyen dîvane bir haz. Bahşedene teslimiyet, ruhunuza gülsuyu, fikrin efsunkâr buğusu, kalpte deli dolu Huu..

İnsan, hayatında mukayeseler yapınca, belirli bir yaşı da geçince bakış açısı farklılaşıyor.

Bir hanımefendi, yazar olma dileğini itiraf ediyordu. Çocuklarımızdan biri “Hiç yazar görmemiştim” diye bağırıyordu.

“Bizim zamanımızda” diye söze başlayabilirdim artık. Bizim zamanımızda; yaşayan, kalbimize buseler konduran yazarlara kolayca ulaşamazdık.

O gençlerden kaçı için yazarlık tohumlarının atıldığını düşündüm bir lahza. Yazarı yetiştiren, ortaya çıkmasını sağlayan, irili ufaklı belki sayısız sebep, bir öz, ölçü, hülasa.

1 Aralık Pazar günü; Duran Çetin, Melahat Ürkmez ve bendenizin yer aldığı söyleşide, türler konusuna da değinildi. Hiç birinden vazgeçemem dedim. Öykü, ana damar. Ama siz deneme, makale roman da yazmak istiyorsunuz ve yazıyorsunuz.

Hepsinin büyüsü, çekimi ayrı.  Yahut ruhunuzda biriyle yetinmeyen, elini tümüne bulaştırmak isteyen yazar kişiler mevcut. Ve siz onları doyurmak, tek tek su vermek, analık etmek zorundasınız.

TYB’nin önemine de değindik söyleşide. Özellikle kültür-sanat yönünde -inkârsız- güzel işlerin yapıldığı, iletişim kurulduğu, hız aldığımız bir mekân ve imkân, bir yuva olarak.

Yazarlık konusuna değişik açılımlar getirdiğimiz konuşmalarda, yazar kadınların durumuna kısaca temas edildi. Yazar kadınların azlığı bir gerçek, fakat 10-15 sene öncesine göre, daha rahat edebiyat yapabildiğimiz, yazıyla çiziyle uğraşan hanımların çoğaldığı da bir hakikat.

Ayrıca bugün için yeterli sayıya erişseler bile, neticede zamanın sadmelerine dayanan kadın-erkek yazarların sayıca çok fazla olmayacağı, niceliğin değil niteliğin önemli olduğu bir bedahet.

Kabiliyetli görünmelerine rağmen, özellikle maddî beklentilerine karşılık bulamadıkları için pes edip, edebiyat dünyasından geri duran, kalemi bırakanların, sebatsızların varlığı da aşikâr.

Şahsen bu konuda gelecekten ümitliyim. Kelimelerin, kâğıdın, yazılı sözün, sanatın sihrine kapılanlar her zaman olacaktır. Çünkü fıtratımızda mevcut.

Kitap Günlerinde, değerli yazar Cihan Aktaş’la tanışmak, ona ödül takdim etmek de özel bir neşeydi.

Daha nice tanışıklıklar, tanıklıklar, eser yoğruluşları, kitap sancıları, sözcüklerin nefesi, aşk, vecd, talebelik ve ceht.

Okumak, yazmak, baygın bir söyleyiş. Kitapların, yazarların ayak sesleri, gümbür gümbür.

Dostlarım! Harika,  cevherli arkadaşlarım! Aşk, ilim, hakikat kapıları! Yoldaşlarım!

Kitaplar, kalemin tozları… Başımı eğmek ve o tozlara gömmek istiyorum.

Bu yazı toplam 7440 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.