Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

YSK'nun Vetosu

A+A-
Medyadan öğrendiğimize göre, Yüksek Seçim Kurulu, aralarında Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak'ın da bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylığını, milletvekili seçilme yeterliliğini etkileyecek eski mahkûmiyetleri bulunduğu gerekçesiyle iptal etti. 19.04. 2011
Bunun üzerine Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) seçimden çekilebiliriz, dedi. BDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş şöyle dedi: ''Seçime girmeme ve bütün adayları geri çekme dâhil bütün alternatifleri tartışacağız''
YSK, BDP’nin tepkisi üzerine geri adım attı. Şimdi bu durum sorgulanması gerekir. 12 Bağımsız adayın mahkûmiyetleri milletvekili seçilmesine engel ise neden geri adım atıldı? Engel değilse neden veto edildi? Veto edilince meydana gelen maddi, manevi hasarın bilançosunun bedelini kim ödeyecek? Söz konusu kurum, geçmişte Başbakan Sayın Recep Erdoğan’ın da milletvekili adaylığını veto etmişti; şimdi ise Başbakan. Demek ki ortada bir hukuksuzluk var, bu hukuksuzluk devam etmektedir. Statüko var olduğu müddetçe devam edecek, demektir.
12 Haziran’da yapılacak milletvekili seçiminden sonra milletin arzu ettiği şekilde bir anayasa yapılsa bile, bu anayasa mevcut zihniyeti tasfiye etmeyi temel almazsa hukuksuzluk devam edecek, demektir; durum bunu göstermektedir. Mevcut zihniyete göre, hak da kendisi, hukuk da kendisi, kanun da kendisi, yani her şey kendisidir. Kendisinin varlığı buna bağlıdır, başkalarının varlığını reddetmesinin sebebi budur. Bu bağlamda başkaları kendisinin hizmetçisidir.
Fatih Tezcan, Kemalizm’in Kafatası Safsatası! İsimli yazısında şöyle der: “Öz Türk olmayanların bir hakkı vardır: Kölelik” Adliye Vekili (Adalet Bakanı) Mahmut Esat Bozkurt, 21 Eylül 1930′da Son Posta Gazetesi’ne şöyle bir demeç verir: “Benim fikrim, kanaatim şudur ki, bu memleketin kendisi Türk’tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.” (Fatih Tezcan / AnalizMerkezi.com)
YSK’nun vetosunun sebebi budur. Geri adım atmasının sebebi ise, milletin önünde duramayacağını anlamasıdır. Sayın Başbakan’ın önünde duramamasının sebebi de aynı gerekçedendir. Hatırlarsınız, AK Parti, tek başına hükümet olabilecek sayıda milletvekili çıkarınca, söz konusu kurum geri adım atmış, Sayın Başbakan Recep Tayyip’in hükümetin başına geçmesi için birkaç ay sonra Siirt’ten milletvekili seçilmesini sağlamıştır.
Barış ve Demokrasi Partisi’nin, vetoyu bahane ederek maddi ve manevi hasara yol açmasının ve bir kişinin ölmesine sebep olmasının nedeni, mevcut zihniyetin bir parçası olmasındandır. Görünüşte mevcut zihniyete ters düşmüş gibi görünse de birbirinin aynısıdır, çünkü bu zihniyet, tabiatı gereği hakkı meşrulukta değil, zorbalıkta arar
Mevcut zihniyetin ve bu zihniyetin parçalarının, ülke yangına çevrilmiş, insanlar ölmüş, maddi ve manevi zararların bilançosu yüksek olmuş, umurlarında değil, önemli olan kendi varlıklarının, ister legal, ister illegal yollardan olsun fark etmez, devam etmesidir. Bu zihniyet, hukuk rayına oturacak olursa kendisinin güneşin karşısında karın eridiği gibi eriyeceğini çok iyi bilmektedir. Onun için YSK’nun vetosunu, sonra geri adım atmasını, BDP’nin vetoyu bahane edip maddi ve manevi zarar vermesini bu çerçeve içerisinde değerlendirelim.
Sonuç olarak diyoruz ki, YSK’nun hukuka aykırı vetosunun ve geri adım atmasının, BDP’nin de vetoyu bahane ederek millete verdiği zararın hesabı sorulmalıdır.
Bu yazı toplam 5869 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.