1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Yerel seçimin anlamı
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Yerel seçimin anlamı

A+A-

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere yüklenen anlam belki de şimdiye kadar yapılan hiçbir genel ve yerel seçime yüklenen anlam kadar büyük olmadı.

Özellikle partili Cumhurbaşkanı tarafından seçim meydanlarına çıktığı günden beri her fırsatta ve her sözün başlangıcında yerel seçimlerin bir beka seçimi olduğu ısrarla vurgulanmaya çalışıldı.

İktidar partisinin müttefiki MHP tarafından yapılan seçim propaganda çalışmaları biraz geç başlamış görünse de onlarda son haftalara girildikçe müttefiklerinden geri kalmamaya özen gösterecekleri ortaya çıkmıştır.

Olan bitene iktidar ittifakı tarafından bakınca milleti neredeyse tam ortasından ikiye bölen ittifak tartışmaları seçime kadar daha da hızlanacak gibi gözüküyor.

Millet ittifakı tarafında aslında 2 partili bir ittifak söz konusu olmasına rağmen ittifaka dâhil olmayan özellikle Saadet Partisi’ni ittifaka dâhilmiş gibi göstermekle başlayan gerçek dışı sözler şimdilerde itham ve suçlamalara kadar varmış durumdadır.

Bu arada Saadet Partisi tarafından “yalan söyleyen diller kurusun”  ifadesinin meydanlarda dillendirilmesini takip eden bir iki günde yavaşlayan suçlamalar yeniden hızlanmış görünmektedir.

Özellikle İstanbul’da yaşanan son “ezan ıslıklama” diye ifade edilen feminist yürüyüşün oluşturduğu ortamı siyaseten kendi lehine kullanmak isteyen iktidar çevrelerinin tabir caiz ise yangına körükle gitmeleri karşılıklı suçlamaların hakaretlere hatta küfürlere kadar gidebileceğini göstermesi açısından hayli manidardır.

Bütün bunlar olup biterken yazılı ve görsel medyada yeteri kadar yer verilmeyen belediye başkan adaylarının ne yaptıkları da tam olarak anlaşılamamaktadır.

Mesela İstanbul Büyükşehir adayı olan eski TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın ve İzmir Büyükşehir adayı Nihat Zeybekçi ile yine eski TBMM başkanlarından olan Bülent Arınç’ın partileri ile seçim propagandasının yapılış şekli üzerinden bir anlaşmazlığa bile düştüğü söylenebilir.

Partili Cumhurbaşkanı ile müttefiki olan parti başkanının ülkedeki beka sorununun ağırlaştığını söylemelerine karşın parti içinden bu kişiler beka sorunu yoktur demektedirler.

Keza partili Cumhurbaşkanının Başbakanlığı yaptığı dönemde danışmanlarından olan köşe yazarlarından bir kaçı da siyaset meydanlarında söz konusu edilen beka sorununun vatandaşta beklenildiği ölçüde karşılığının olmadığına dair yazılar yazabilmektedirler.

Aynı partinin veya aynı ittifakın içinde olanların siyasetteki beka sorunu üzerinde birbirlerinden farklı açıklamalar yapmaları veya düşünce belirtmeleri kendi içlerinde bir birlikteliğin olmadığı görünümü verirken bu halin karşı cephe olarak ifade edilen millet ittifakı tarafından da yeterince gündeme getirilmediği görülmektedir.

Seçim meydanları ve iktidar destekçisi medyaya göre memleketin bir beka sorunu olduğuna dair gece gündüz zihinlere yapılan bombardıman söylemi olmasına rağmen ne iktidar partisi ne de müttefiki olan parti tarafından beka sorunu tehdidinin kaynağının ne olduğu, milletin beka sorununu oluşturan düşmanın kim olduğu belli değildir ve ısrarla açıklanmaktan kaçınılmaktadır.

Siyasi arenada eskiden beridir düşman icat etmek adettir ve bu iç ve dış düşmanlar özellikle seçim dönemlerinde gündeme gelir.

Ama hiçbir dönemde bu seferki gibi sıklıkta beka sorunu oluşturan mevhum bir düşman icad edilmemişti diyebiliriz.

Mevhum diyoruz çünkü geçmişte vatan millet düşmanı olarak ortaya konan mevhum üst akılın da kim olduğu yeterli açıklıkta ortaya konulamamıştı siyasiler tarafından.

Bakalım bu defaki bulunan yeni düşmanın kimliği açıklanabilecek mi?

Zannetmiyoruz.

Ama bunun bir takım siyasal sonuçları olacak mutlaka.

Seçimlere 20 günden daha az bir zaman kala Göründüğü kadarıyla bir ekonomik kriz var ama bir beka sorunu yok ve toplumun büyük bir kesimi bunun farkında. 

En son araştırma şirketi başkanının da anketlerde de böyle bir sorun tespit edemediklerini söylemesi siyasetçilerce böyle bir damar yakalanmış olsa da millet tarafından bir beka endişesi yaşanmadığını göstermesi bakımından hayli ilginçtir.

Bu yazı toplam 275 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.