Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Yarın Mirac Kandili

A+A-

Günler geçiyor, ömürler tükeniyor, mutlak âkıbete doğru yol alınıyor. Dünya âlemi ile berzah âlemi arasındaki mesâfeler kısalıyor. Öyle böyle derken Recep ayının 27.gecesine erişiyoruz efendim. İşte mübârek üç ayların ilk ayı Recep ayının son günlerine geldik. İlk cumasında Regâip Kandili’ni idrak etmiştik şimdi de son cumâsındayız. Ve o kutlu gün olan en Sevgilinin Rabb’isiyle ilk buluşma hâdisesinin cereyan ettiği Mirac günündeyiz. Bizleri bu günlere eriştiren Rabb’imize sonsuz şükürler derken siz kıymetli okurlarımızın ve İslam âleminin Mirac Kandili’ni kutluyor kendi iç âlemlerimizde bizlerin de nice Miraclar yapmamızı yüce Rabb’imizden niyaz ediyoruz.
Mirac; insanlığın en kâmil şahsiyeti, Peygamberlerin en mükemmeli, yüce Allah Teâlâ’nın en sevgili Habîbi Haz. Muhammed aleyhisselâm’ın bütün insanlığı temsilen Allah Azze ve Celle ile buluştuğu bir muammâlı gece. Mirac gecesi ‘En büyük’ ile ‘En Sevgili’nin ‘Nur Buluşması’ ‘Sır Buluşması’ gerçekleşti. Bu buluşmadan insanlığa akseden çok önemli mesajlar var.
Bu kutsi buluşma bize gösteriyor ki, eğer insan hakiki anlamda ‘Allah rızâsı’na ve ‘Rab desteği’ne ulaştığında idraklere sığmayan, akıl ötesi, metafizik âlemlerde yolculuklar yapılabiliyor. İnsan madde âleminden çıkıp mânâ âleminde ilâhi tecellilere muhatap olunabiliyor. Ancak böylesi ikramlara ahlâki faziletlerde yüksek seviyeli kişiler, gönlü ve rûhu kötülüklerden arınmış her yönlü ‘saf, temiz, duru’ bir kıvamı yakalamış şahsiyetler erişebiliyor. Ancak yüce Allâh (c.c)’a bağlılık ve emirlerine boyun eğiş en üst düzeyde olan müminler, mânâ âlemlerinde yolculuğa çıkabilirler. Tabi bu her kişinin harcı değildir. Ama büsbütün mânâ yolları kapalı da değildir. Kim hangi yolda çok çalışırsa o konuda kesb(=kazanç) elde eder. Herkese çalıştığı kadar kazanç vardır.
Mirac, ümmet olmakla şeref duyduğumuz Sevgili Peygamberimiz aleyhisselâm’ın bugünün ifâdesiyle ‘cennet aracı’ olan ‘Burak’a binerek yüce Allah (c.c) ile buluşmak, görüşmek amacıyla sema âleminde yaptığı yolculuktur. İnsan buradan kıssadan hisselenmeli. Kendi iç âlemine ibâdetlerle özellikle de Mirac hediyesi olan beş vakit namazla mânâ yolculukları yaparak kutsi güzelliklere erişme lutfuna varabilir. Bu bir ufuktur. Ufukta insan için böylesi bir açınım vardır. Miracta en sevgiliye takdim edilen en güzel hediye ‘Namaz’ gökler âleminden müminlere bahşedilen büyük bir ikramdır. Değerlendirmesini bilene; ‘Namaz müminin mirâcıdır.’ buyurulur. Müminler namazlarında Cenâb-ı Hak ile buluşma iklimine eğer şuurla girerlerse onlar da tıpkı Peygamberî haller yakalayabilirler. Kulun Rabb’ine en yakın olduğu ‘secde’ hâli ile yakînî bir buluşma temin edilebilir. Namazdaki teşehhüdde okunan ‘tahiyyat’ ile Rab ve Peygamber buluşmasındaki ‘edeb’ idrak edilebilir. Bugün insanların unuttuğu ‘edep ölçüsü’ mânâda derinleşme kula en gerekli kıstasdır. Edebin olduğu mekâna şeytan yaklaşamaz. Şeytanın yaklaşmadığı yerlere melekler teşrif ederler. O zeminler âdeta sağnak sağnak ilâhi rahmetin aktığı mekanlar olur. İnananlar edeple böylesi zeminleri gönül âlemlerine getirebilirlerse bu onlar için mânâ âlemlerinde basamak çıkmalarına vesiledir. Bugün bunlar imkansız değildir. Bu ölçüleri yakalayabilenlere on dört asrın ehemmiyeti yoktur. Cenâb-ı Hak insanı ‘mânâ sultânı’ olabilecek donatıda yaratmıştır. Yeter ki kul samimiyetle bu yolda mesâfe kat etmeye azmetsin.
O yüce Yaratıcının her işi güzeldir. O’nun kendisi güzeldir. Güzel’in güzel tecellilerini alabilecek güzellikte olmak insan yakışandır. ‘O’ ‘En Güzel’ ile en güzel Peygamber arasındaki ‘Nur Buluşma’sı tek kişilik bir ‘Sır Buluşması’ idi. O ‘Kutsi Buluşma’da en kutsî görevi üslenmiş olan melek Cebrâil aleyhisselâm’a rağmen ne kalpler şaştı ne sınır aşıldı. ‘Bundan öte geçemem ya Muhammed, geçersem yanarım’ dedi ve edeple O ‘el-emin’de vahyül emin olan Cibril’de edebi başlarına tâc edinmişlerdi. O genç yaşta ‘el-emin’ vasfına erişen kutsi Peygamber; ‘Beni Rabb’im edeplendirdi ve ne güzel terbiye etti.’diyerek kendisine tevdi edilen emânetleri taşıma sorumluluğunu ve de ‘hakikate olduğu gibi iman etme’ ilişkisini bize yansıttı. Bu sebeple insan yaşadığı hayâtı edep üzere yaşamalı. Her ifâ ettiğini emânet bilinciyle yerine getirmelidir.
Bu güzel gecede daha edep ehli daha çok mânâ sâhibi bir hayat yaşamak için dualarda buluşalım inşaALLAH.

Bu yazı toplam 5337 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.