1. YAZARLAR

  2. Recep Çınar

  3. Yangına körükle gitmemek lazım
Recep Çınar

Recep Çınar

ORTAM
Yazarın Tüm Yazıları >

Yangına körükle gitmemek lazım

A+A-

Şimdi...

Tek tek saymaya kalksak sayabileceğimiz o kadar yanlış var ki...

Tabandan tavanına kadar...

Hiç kimse “masum” değil...

Aklımızın bir köşesine yazalım...

Ve...

Sesli de konuşalım...

Ama şimdi o zaman değil...

“Eski defter”leri açıp okumak, “yanlış”lara yeni bir “yanlış” ekleme anlamına gelir ki, bunun ne Aykut Kocaman'a, ne Başkan Ahmet Şan'a ne de Atiker Konyaspor'a zerre kadar katkısı olmaz...

Arzu etmesem de, içime sindiremezsem de, şimdilik “pislikleri halının altına süpürmek”ten yanayım...

“Sağduyulu” ve “soğukkanlı” kalmayı bilmek lazım öncelikle...

Konyasporluluğun verdiği bir güçle emin bir “irade” sergilemek lazım...

Son haftalardaki “kaos”un verdiği “cinnet” haliyle suçlu aramak, “yaydan çıkmış ok” gibi geri dönüşü olmayan sıkıntıları da beraberinde getirir...

Yukarıda da söylediğim gibi, Atiker Konyaspor'da malzeme o kadar çok ki!

Öncelikle şunu iyi bilmeliyiz...

Bu takımın “eder”i bu...

Yani gücü...

Dolayısıyla da, böyle bir oyuncu grubunu, oyuncu grubunun üzerinden yönetimi ve teknik ekibi önemsizleştirmenin kimseye bir yararı olmaz...

En azından içinde bulunduğumuz “kaos” günlerinde...

Bu yangına körükle gitmekten başka bir şey olmaz...

Eldeki malzemeden maksimum verim alabilecek koşulları ortaya koymak ve bütün mesaiyi buna harcamak varken, zaten kısıtlı olan “enerji”mizi Aykut Kocaman'a ve oyunculara israf etmek ne kadar doğru?

320-005.jpg

Örneğin...

Antalyaspor ve Gençlerbirliği maçlarında  kaybedilen puanların faturasını Aykut Kocaman'a keselim... 

Olmaz da...

Diyelim ki, Aykut Hoca gitti...

Gelen Hoca Atiker Konyaspor'u uçuracak ya da kaçıracak mı?

Şunun özellikle altını çiziyorum; “Kim gelirse gelsin daha iyi olur” değildir bunun cevabı...

Aykut Kocaman'ı severim, sevmem ayrı bir konu...

Ama, şu geçiş döneminde, özellikle de ligin boyu kısalırken, dünya'nın en iyi teknik adamını da getirseniz, Aykut Kocaman'ın takıma verdiği katkının zerresini veremez...

Antrenörlükte bir “deha” olduğu için değil, özellikle bugünlerde yokluğunu mumla aradığımız “güven duygusu”, “birlik beraberlik” ve yeni bir “sinerji”, yeni bir “heyecan” getireceği için...

Eğri oturalım, ama doğru konuşalım...

Olmayacak dualara “Amin” diyerek, çok önemli bir Trabzonspor maçı öncesi vakit kaybetmenin alemi yok...

Şimdi mümkün olduğunca takımın, hocanın, yönetimin yanında olma zamanı...

Atiker Konyaspor'da  Aykut Kocaman'ın şahsı değil sorun olan...

Konya'daki teknik adamlık serüvenindeki yapabildikleri ile takımın içinde bulunduğu bu “nazik” ve “kaotik” ortamda yapabilecekleridir...

Aykut Kocaman'ın dününü “inkar” edersek, kendisine büyük bir “vefasızlık” etmiş oluruz...

Büyük çoğunluğu “2. lig topcularından" oluşan Atiker Konyaspor'un Avrupa'ya taşınması sırasındaki “sinerjisini” unutmamak lazım...

Elbette yeni stadın atmosferini ve taraftarların desteğini de...

Tabi ki, başta Ahmet Şan olmak üzere, bu işin “un”unda olan 2-3 yöneticiyi de ıskalamamak şartıyla...

Atiker Konyaspor'u çok seviyorum, bu nedenle de Aykut Kocaman'ın bundan sonra yapacakları ile yapabileceklerini önemsiyorum...

Antalya ve Gençlerbirliği maçlarına takılıp kalma yerine, Aykut Hocanın da bugün ve yarın bu takım için nasıl bir yol izleyeceğidir önemli olan...

Şuraya gelmeye çalışıyorum…

Bu takımın durumu fazlasıyla nazik…

Özellikle seyircisiz oynanacak bir Trabzonspor maçı öncesinde...

Şimdi acemilik zamanı değil…

Aksine, aklına her zamankinden daha çok “mukayyet olmalı”, başta sosyal medyada fırtınalar estiren taraftarlar olmak üzere, bütün futbolseverler...

Mesele Atiker Konyaspor ise...

xxx

Son sözlerim de Aykut Hocaya...

İkinci yarının 4 haftasında 4 puan toplayan Atiker Konyaspor, kafalarda soru işareti oluşturmaya, dolayısıyla da insanlar sesli düşünmeye başladı...

Sizde bilirsiniz ki, futbolda tabela iyi gittiği sürece “birşey”siniz, tabela kötüyse “hiçbirşey”siniz...

Futbolun doğasında bu var...

Herşeye rağmen, size hak ettiğiniz değeri veren, size güvenerek bu takımın peşinden koşan,  sizi ürettiğiniz futbol değerleri ile hatırlayan taraftarların da, içlerinin acıdığını,yüreklerinin burkulduğunu unutmamanız gerekir...

xxx

Ve...

Antalyaspor ve Gençlerbirliği maçlarından önce hakemlerin yetersizliğinden dem vuruyordu sürekli olarak...

Bu iki maçta ise başka bir bahaneye sığındı Aykut Hoca...

Zemine...

Hiç kusura bakmasın, Antalyaspor ve Gençlerbirliği maçları zemin üzerinden konuşulacak maçlar gibi geçmedi...

Öyle düşünüyorsa, Antalyalı ve Gençlerli oyuncuların hakkını yemiş olur...

Çünkü, onlar da aynı zeminde mücadele etti...

Yanılıyor muyum?

Neyse...

Futbolda dün yoksa, önümüze bakmak en iyisi...

Ve destek olmak...

Hem de sülalecek.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1859 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar