Fatma Taşeri

Fatma Taşeri

Yazarın Tüm Yazıları >

Vuslat

A+A-

BUGÜN SİZLERLE MERHABA GAZETESİ’NDE İLK DEFA BULUŞMANIN HEYECANINI YAŞIYORUM. HAYIRLARA VESİLE OLMASINI RABBİMDEN NİYAZ  EDİYORUM.

741. yıldönümünü  kutladığımız 7-17 Aralık Mevlana Haftası’nda Hz. Mevlana’nın, bize anlattıklarını, tahlil ederek   derinden hissetmek  gerektiğini düşünüyorum. Hz. Mevlana’nın eserlerinin dünyanın birçok yerinde en çok okunan, eserler arasında olduğunu biliyoruz. Bizim bu eserlerden, ne kadar faydalandığımızı toplumumuzun şu andaki hali ele vermektedir. Evet gerek insani, gere ahlaki ve gerekse manevi eksikliklerimiz Hz. Mevlana’yı anlamak gibi bir arzumuzun olmadığını bu haftanın sadece görsel faaliyetlerle geçiştirilen bir anma programı olduğunu anlatmaktadır. Aile hayatından, her tür ilişkilerimize kadar ciddi  sıkıntı yaşadığımız bu asırda  kendimizde, bu vuslatın yaşanmadığı aşikardır.

Mevlana kitaplarında insanları sadece dindar olmaya davet etmiyor, önce insan olmaya davet ediyor. Beşeri varlık olarak diğer insanlarla ilişkilerini düzenliyor. Mesela “bir dostunu ziyaret etmeye hediyesiz giden insan, bir değirmene buğdaysız gidene benzer” diyor. Bu Peygamber Efendimizin “hediyeleşiniz” hadisine bir farklı açılımdır. “Kuyuyu çıkabileceğin derinlikte kaz, çünkü kuyuyu kazanlar bir gün içine kendileri düşerler” diyor. Bizim birbirimizi eteğimizden çekiştirmekle, birbirimize çelme takmakla bir yere gidemeyeceğimiz aşikâr. Halbuki güzellikleri paylaşmak ve ileriye doğru taşımak konusunda bir gayretimiz olmalı. Yine Mevlana buyuruyor ki: “Baharın gelmesiyle taş yeşermez. Sen toprak ol ki renk renk çiçekler yetiştirebilesin.” Bu sözüyle Mevlana tevazuyu bizim karşımıza getirir. İnsanoğlu tek bir hadisi şerifi örnek alsa -insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır- hadisindeki derinliğini düşünse, kendi benliğinde hissetse; bu insanın başkalarının kötülüğünü düşünmesi, bencilce hareket etmesi, bir başkasının olumsuzluğundan mutlu olması söz konu olabilir mi?  Mevlana da Mesnevisinde adeta bir tefsir gibi Kur’an’da ne buyurulmuşsa bize hikayeleştirerek, anlaşılmasına katkı sağlıyor. Mesnevi’de aile ilişkilerini düzenleyen bölümler de var. Ailesine mektuplar yazıyor, onları uyarıyor. Gelinine yazdığı bir mektupta şöyle söylüyor; “Eğer bir şeyden incinirsen onu bilmek isterim ki hemen def edelim o hali...” Ve devam eder “Şayet oğlum Sultan Veled seni üzerse, onu gönlümden çıkarırım, cenazeme bile gelmemesini vasiyet ederim.” Düşünün bir kayınpederin, gelinine ne kadar kıymet verdiğini, aile ilişkilerini düzenleme konusunda ne kadar hassas olduğunu ortaya koyuyor. Onu tahkir etmek, üzmek yok. Hz. Mevlana, hayatı en güzel şekilde yaşayıp yüzyıllar boyu insanlara da güzel hayatın inceliklerini, güncelliğini kaybetmeden büyük bir ustalıkla gösteriyor... 

Evet bu anma günlerinde Hz. Mevlana’yı  sadece görsel faaliyetlerde bulacağımızı zannediyorsak boşa geçmiş bir hafta olarak yaşanacaktır. “Ney”in anladığı kadar anlasak “sema”nın yalnızlığı kadar tefekkür etsek inanın hepimiz Mevlana’yı anlarız. O “ney”in buğulu sesi, “sema”nın yalnızlığı Mevlana’yı ve aşkını anlatıyor. Bizlerde bir ney, bir sema olmalıyız, olmalıyız ki insanlar insan olsun.

Bu yazı toplam 5496 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum