1. YAZARLAR

  2. Nevzat Laleli

  3. Ülke Gençliğine Bir Nazar
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

YUVAMIZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Ülke Gençliğine Bir Nazar

A+A-

Gençlik inceleme yazı serisi

Kırk yıldır içinde ve başında bulunduğum Milli gençliği yoğurmak için bütün gücümle çalıştığımı birçok kereler yazımda ifade etmiştim.
Milli gençliğin temel özelliğinin, onun “Hakka bağlı olması” ve bu uğurda çalışmanın, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek gibi ibadet olduğu şuurunda bulunmasıdır, demiştim. Bu gençlik, maneviyatçıdır, hakka bağlıdır ve nefis terbiyesine önem verir, diye yazmıştım.
İçerisinde yaşadığımız toplumda Milli Gençliğin sahip olduğu bu yüksek değerlerden haberi olmayan, nefsine uymuş, haksızlık yaptığı halde güçlü oldukları için peşlerinde giden, onların elini ve eteğini öpen belki sayılar milyonları bulan bir gençlik kitlemiz daha bulunmaktadır.
Bu hayatın ve memadından (öldükten sonra başına geleceklerden) habersiz bu gençleri uyarmak, ikaz etmek elbette uyanık ve canlı Milli Gençliğe düşen bir görevdir.
Milli gençlik dışında kalan gençliğin durumunu inceleyen Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Nurullah Aydın kardeşimiz böyle bir inceleme yazısı kaleme almış. Onun gençliğe baktığı gözle bakarak gençliğimizin durumunu görmek, en azından sosyal bünyemizin farkına varmak olacaktır ki bu, sorumsuz gençliğin içindeki sorunları çözmenin ilk adımıdır.
Bir – iki Web sitesinde köşe arkadaşım da olan Aydın kardeşimiz, “Gençlik” başlıklı yazısında bakın neler söylüyor… Nasıl feryat ediyor…
GENÇLİK
Bu ülkenin gençliğine bakıyorum.
Bir kısım gençlik hariç çoğunlukta; heyecan sıfır, duygusallık gerginlik sıfır. Akıl sıfır. Müzik, dil, kültür, felsefe sıfır. Her şeyleri kulaktan dolma ya da son okudukları belirli bir ideolojinin kitapları kadar.
Hatta daha da ileri gideyim. Tembel, uyuşuk. İleri derecede bir ukalalık! Bu toprakların en ruhsuz yaratıkları olmak için inat ediyorlar adeta.
İdeolojilerinin söylemlerini ağızlarında ıslatıp ıslatıp çiğneyen bir gençlik olabilir mi? Bu nasıl bir gençlik?
Üniversite okuyan ve okumayanlar arasında kapsamlı bir fark kalmamış gibi. Üniversitelerde kendini yenilemeyen, unvan sahibi olduktan sonra para kazanma peşinde koşan akademisyen yıllar öncesinin bilgisini aktarıyor. Ortalık unvanlı, ancak kendini yenilemeyemeyen doçentten, profesörden geçilmiyor.
Akademisyen, bilim adamı farkını artık herkes anlamaya başladı. Gençlik hayal kırıklığı yaşıyor. Çoğu öğrenci kendini hocasından daha çok çağın gerçekleriyle içi içe olduğunu görüyor düşünüyor.
Bilimsel çalışması olmayanların, eş dost ahbap çavuş ilişkisi ile unvan sahibi olduğu, bilimsel çalışmalar yerine iş kapısına dönüşen yüksek öğretim, ülkede diplomalı cahiller oluşturuyor.
YA ÇOKBİLMİŞLER
Okudukları yazarlara bakıyorum, hepsi yıllardır kendilerini tekrar eden tipler. Gazete köşe yazarları, TV konuşmacıları tutarsız fikirleri ile bu gençliği kör ediyorlar. Bu kör gençlikte gözlerini açmadan, ezberci zihniyetin dayatmasıyla bunların peşinden gidiyor.
Bu topraklara işbirlikçiliği, batılılaşmayı kimler nasıl taşıdı? Gördüler gençlikteki yetersizliği. Gençlik onlar için bir potansiyeldi.
Kendisini, eğiten, okuyan, araştıran, duygu sahibi, merhamet sahibi bir gençlik olabilseydi, hiç bu ideolojik akımlar Türkiye’de zemin bulabilir miydi?
Tarih 2009’u gösteriyor ve hala gençlerimiz neyin ne olduğunun, nasıl bir geleceğin kendilerini beklediğinin farkında değiller.
Olan bitenlere “bana ne” deme pervasızlığını gösteren bir gençlik var.
Ülkenin satılmasını, yabancı iradenin egemen oluşunu, tozpembe gören bir gençlik var. Hatta sapıkça bir ruha sahip olup, doğrudan, yaşamdan, merhametten, duygudan yoksun olan bir gençlik var.
Ancak bu gençliğin de pek suçu yok. Tarih, kültür, bilim diye bir şey bırakmadılar bu ülkede. Kültürel ve sosyal aklın eleştirisini bağımsız bir şekilde yansıtabileceğimiz bir yapılanma bırakmadılar.
Ne okuyup, ne yazacağımıza kimler karar veriyor?
Her dönem batı odakları ile işbirliği yapan bu gibi medya ise tüm gençliği zehirliyor.
Akılcı bilinçlilik dediğimiz olgu, batıda olduğu gibi görevini yerine getirmeli. Gündelik hayatta olup biten hikâyeleri, estetik, felsefi, psikolojik, ilahi, ahlaki gözlerle yeniden kaleme almalı.
Her şeyi sadece laf üzerinde yaşayanlar, somut plan ve proje ile belirgin bir amaç sahibi olmayanlardır.
Gençler; ülkeyi yönetenlerin, bilim adamlarının dönemsel yıllık planlarını görmezse ve kendilerinin bu sürece dâhil edildiğini hissetmezse, psikolojik travma yaşar. Örnek alacağı kişilerle hangi amaç için çalışacağı belirsizleştir.
Gençler; vizyon ve amaç sahibi olmanın önemini anlamalıdır. Bu ülkede başarı için hayatını ortaya koymuş, işini iyi yapan insan sayısı artmalıdır. İşini iyi yapan insan, hem kendine hem ülkesine hem de insanlığa faydalı insan olur.
Herkes kendi çizgisini, grubunu, partisini anlatıp övünüyor. Oysa; geçmişten ders çıkarıp, gelecek ile ilgili vizyon, strateji ve plan hazırlamak ve toplumun ortak yararına uygulamak gerekir.
Enerjimizi, bizden sonrakilerin bakıp gurur duyabileceği bir şeyler yapmaya harcamalıyız. Ellerimizi alkışlanacak bir şeyler yapmak için kullanmalıyız.
Başarı; zor şartlara rağmen bir şeyler yapmanın, sorunlara rağmen sonuca ulaşmanın adıdır.
Her ülkenin sorunu vardır, olacaktır. Ülkenin hem de havasını soluduğumuz dünyanın daha iyi ve daha yaşanılır bir yer haline gelmesine katkıda bulunma sorumluluğumuzu bilmemiz gerekir.

Bu yazı toplam 3712 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.