1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. Üçüncü Afet: (1)
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Üçüncü Afet: (1)

A+A-

Şehvetlere, yani nefsi istek ve arzulara, dünya sevgisine tabi olmak ve kötülüklere yani ma’rufa, aklın ve dinin uygun görmediği şeylere yaklaşmak ve onları işlemektir.  Şehvetler ve kötülükler kalbin fesadının ve helakinin sebeplerinin en büyüklerindendir.
Allah Teâlâ şehvetlere muhabbet ve onlara tabi olmanın eserinin beyanı hakkında şöyle buyurur: “Heva ve hevesini tanrı edinen ve Allah’ın  (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hala ibret almayacak mısınız?” (1).
Bak, şehvetlere tabi olmak nasıl kalbin mühürlemesine sebep olmaktadır.  Sonra dikkatle bak, düşüncelere dal, tefekkür et, incele, düşünüp taşın, bir daha tefekkür et, bu mühürleme eseri nasıl sirayet etmekte, bulaşmakta ve intikal etmekte ve kalbin üzerindeki örtü diğer azalara kadar uzanmaktadır: (Gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hala ibret almayacak mısınız?” (Casiye:23 )
Ey kalbinin selametini ümit eden, beklentisi içinde olan, dileyen kimse sakın. Kalbin hastalığı olan şehvetten sakın, zira o seni helake, yok olmaya, cehenneme,  çürüme ve bozulmaya sürükler.
Allah celle ve ala şöyle buyurur: “Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir” (2).
Günahlar, kalpleri kör eder, sakınmak, günahlardan sakınmaktır. Zira günahlar bütün akıbetlerin kötüsüdür.
Gördüm ki günahlar kalpleri öldürmektedir.
Bazen küçük günahlara devam kalıcı olur, miras olarak kalır.
Günahları terk etmek kalplerin hayatındandır.
Nefsin için en hayırlı olanı günahlara isyandır.
İmam Müslim Hüzeyfe bin Elyeman’dan- Allah kendisinden razı olsun-  şu hadis-i şerifi rivayet etmiştir: “Resul-i Ekrem (s.av.)’ den işittim şöyle diyor: “Fitnelerin” kalplere sunulması hasır gibi lif, lif, iplik, iplik eder.  Fitneler hangi kalbe içirilirse* o kalpte siyah nokta oluşur, hangi kalp de onu inkâr ederse o kalpte beyaz nokta oluşur. Böylece iki kalbe yerleşirler. (Bu kalplerden biri) biri cilalı taş gibi bembeyazdır ve semavat ve arz devam ettiği müddetçe hiçbir fitne ona zarar vermez. Diğeri ise o alaca siyahtır; tepesi aşağı duran testi gibidir.  Böbürlenme ve kendini beğenmekle ne ma’ruf tanır ve ne de münkeri reddeder. Ne ma’rufun yani aklın ve şeriatın uygun gördüğü hususları yerine getirir, yerine getirilmesini ister ve ne de bunun zıddı münkerin yani aklın ve dinin uygun görmediği hususların yerine getirilmesinden vazgeçer ve ne de onların yasaklanmasını ister, yasaklanmasına karşı çıkar. Bunun sebebi nefsi itsek ve arzunun, dünya sevgisinin içirilmesidir.”
Günahlar kalbi (kanser gibi)   her taraftan kuşatır. Adam nefsi istek ve arzularına dünya sevgisine tabi olduğu zaman ve günahları işlediği zaman kalbine bütün günahlar doluşur ve karanlık onu tamamen meşgul eder ve yürütmesini ve icrasını sağlar. Israr ettiği ve tevbe etmediği zaman kalbini karanlıklar kaplar, sefilliğini ve sersemliğini artırır. İsyanını, kötü halini sağlamlaştırır ve helake düşürür.  O hissetmez,  kalbin karanlığı sağlamlaşır ta ki sahibinin yüzüne sirayet edinceye kadar, çehresini kaplayıncaya kadar ve çehresi bunun neticesinde simsiyah olur ve herkes tarafından bu durum görülür.
İbn-i Abbas – Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:  Muhakkak iyilik kalpte kesinlikle nur olur, çehrede / yüzde ziya olur. Bedende kuvvet olur, rızıkta genişlik olur, halkın kalplerinde muhabbet oluşur.  Kötülüğe gelince zira o kalpte kesinlikle karanlık olur, yüzde lekedir, bedende zayıflık, bitkinlik, halsizlik olur halkın kalplerinde buğz /  kin olur
Bu işleri ve bu durumları - bu beyazlık ve bu siyahlık ikisini Resul-i Ekrem (s.av.) hadis-i şerifte zikretmiştir- bu dünyada basiret sahibi kimseler bazen idrak eder, kavrar. Ancak bu durum kıyamet gününde karanlığın ve elbisenin olmadığı yani gizlemenin mümkün olmadığı kıyamet gününde sahibinin yüzünde apaçık tamamen ortaya çıkacaktır, tamamen ayan beyan görünecektir, gizlemesi mümkün olmayacaktır.  Gizlenenlerin ortaya döküldüğü günde * kalbin, gönlün, yüreğin ve aklın gizledikleri ortaya çıktığı kıyamet gününde Celle zikrettiği ayet-i kerimede buyurduğu gibi: “ Kıyamet gününde Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Kibirlenenlerin kalacağı yer cehennemde değil midir?
Allah takva* sahiplerini kurtuluşa erdirir. Onlara hiçbir fenalık dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar” (3).
Sübhanehu ve Teâlâ’nın buyurduğu gibi: “Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüzleri kararanlara: inanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanız yüzünden tadın azabı! ( denilir) (4).
DEVAM EDECEK

Kaynak
Salahu’l-kulûp, S: 22.23.24.25; Halid Bin Abdullah bin Muhammed Elmuslıh, Dâru’l vatan linneşr- Riyad (Söz konusu eser Arapçadır.)
1.Casiye:23
2. Mutaffifin 14
3.Zümer: 60- 61
4. Âl-i İmran:106–107

Bu yazı toplam 4714 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.