1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. Trafikte Sıkı Günler
Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Trafikte Sıkı Günler

A+A-

 GÜNÜN SÖZÜ

Yenileceğinden korkan daima yenilir

 

ŞEHİRDEN

Trafikte Sıkı Günler

 

İl Emniyet Müdürü Hüseyin Namal’ın davetlisi olarak Polis Evi’ne kahvaltıya gittik. Emniyet Müdür Yardımcıları ile Şube Müdürleri de tam kadro oradaydı.

Konya Emniyetinde görev yapan Müdür Yardımcıları ile Şube Müdürlerini bir birlerine karşı samimi diyalogları ve efendi tavırları nedeniyle hep sevmişimdir.

Yine öyle sıcak bir karşılama yaptılar.

İtiraf edelim ki; samimiyetlerinin yapmacık olmadığını beden dillerinde de anlarsınız.

İsimleri ayrı ayrı vermiyorum, çünkü polis memurları da öyleler.

Konya Emniyeti son yıllarda halkla barışık bir kurum oldu. Polise yakışmayan dedikoduyu üzerinden silmeyi başardı.

Kaçakçılık ve Organize Suçların da içinde yer aldığı asayiş ve trafikteki başarısı Türkiye’de konuşulur oldu.

Polis evinde bu hava içinde kahvaltıya başladık.

Ancak şöyle de bir hatırlatma yapmam gerektiğine inanıyorum. Namal, Konya’da göreve başladığı ilk günlerde yaptığımız hayırlı olsun ziyaretinde Kaçakçılık ve Organize suçlarla mücadele çerçevesinde yapılan operasyonların fazla gündeme getirilmemesi taraftarı olduğu izlenimini edinmiş, trafiğe ağırlık verileceği hissini almıştım.

Kahvaltı da yapılan sohbette bu algılamamın doğru olduğunu gördüm.

Artık Konya’da trafikte yeni bir dönemin başladığı ve bu dönemin çok sıkı olacağının işaretleri veriliyordu.

Emniyet Müdürü Namal, trafikte önce polisin çok dikkatli olacağı vurgusunu yaptı, sonra da tüm vatandaşların.

Trafikteki sıkı denetimlerin Emniyet Müdürü Namal’ın kendi ifadesi ile “Kaza sonrası keşke dememek için bunu yapmak zorundayız”ın tatbiki olacağı anlaşıldı.

Ama millet olarak biz her konuda serbestliği biraz çok severiz, fazla sıkıya gelemeyiz.

Bu davranış kendi hayatımız için olsa bile değişmez.

Ancak alınan mesaj: Namal’la bu davranış değişmeye mecbur gibi…..

 

Aksaray Kavşağı

Köprüsü Göçüyor Mu?

 

Ankara Yolu’nda Konya-Aksaray yönüne gidiş ve gelişlerde araç trafiğini rahatlatan Köprülü Kavşağın yer, yer çökmesi sürücüleri korkutmaya başladı.

Önce Karayolları 3. Bölge Müdürlüğü tarafından yapımı başlanan, sonra da Büyükşehir Belediyesi tarafından devralınarak yapımı tamamlanan köprülü kavşağın zaman, zaman çökmesi sonucu yapılan tamiratlarda artık iyileştirme için kesin çözüm olmadığını gösterir gibi.

Zeminden kaynaklandığı bilinen çöküntünün ilerde daha büyük sıkıntıya yol açmaması için şimdiden kalıcı bir tedbir alınsa diyorum.

Karayolları müteahhidi köprünün ayaklarında nasıl bir başlangıç yaptı bilemiyorum ama bilinen bir gerçek var köprü yavaş yavaş göçüyor.

 

 

ŞANLI TARİHİMİZDEN

Tarihimizi Hatırlatıyorlar

 

İstanbul’un Fethi’nin 556. yıldönümü İstanbul’da kutlandı. Anadolu Gençlik Derneği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan kutlamalar hepimizi duygulandırdı. Törenler, İstanbul’un Fethine o günün şartlarına göre baktığımızda ecdadın ne kadar azimli ve kararlı olduğunu hatırlattı.

Aslında İstanbul’un Fethi, Çanakkale Destanı, Milli Mücadele gibi tarihi zaferlerimizi konu alan törenler bize tarihimizi yaşatıyor.

Ecdadımızın işgal yerine fethi nasıl yaptığını anlatıyor, hatta günümüz insanlığına da medeniyet dersi veriyor.

Eski Başbakanlardan Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın bir söyleşisinde Nijerya gezisinden aktardığı şu cümleler ecdadımızla ne kadar gurur duysak azdır diyor.

İşte bizim ecdadımız işte böyledir.          

“Başbakan olduğum zaman ilk işim 8 İslam ülkesi ile 'İslam Birliği'ni kurmak oldu.  Bu ülkelerin hepsini ziyaret ettim. Bu gezilerden birinde Nijerya’ya gittim. Havaalanından şehre gelirken şehir içine geldiğimizde araba artık yürüyemez oldu. Halk etrafımızı sardı sevinç gösterisi yaptı. Başkana sordum 'nedir bu' diye? Bana "Siz Osmanlı’nın torunlarısınız. 200 yıl önce İspanyol ve Portekizler'in elinden bizi Osmanlı komutanı kurtarmıştı. Karşılığında da ne elmaslarımızı ne de kömürümüzü istediler." diye cevap verdi.

 

FIKRALARDAN SEÇMELER

Fayda Etmez

 

Oldukça pahalı bir restorana yemeğe giden bir adam; önüne son derece kötü kokan ve tadı da berbat olan bir yahni getirilince çok kızar ve bağırmaya başlar: - “Bu ne biçim yemek, yenir mi bu yahu? Çabuk bana şef garsonu çağırın!” O sırada oradan geçmekte olan başka bir garson adama cevap verir: - “Fayda etmez efendim, o da yiyemez!”

 
Bu yazı toplam 3500 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.