1. YAZARLAR

  2. Abdullah Uçar

  3. Tövbe ve Allah'ın Affı (2003)
Abdullah Uçar

Abdullah Uçar

DİNİMİZ TARİHİMİZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Tövbe ve Allah'ın Affı (2003)

A+A-

Değerli okurlarım. Hatasız kul olmaz. Hatasız olmak Allah'a mahsustur. Peygamberlerden bile küçük günahlar sadır olmuştur. Fakat onlar anında hatalarını anlayıp, Allah'a tövbe ve istiğfarda bulunmuşlar, gözyaşı dökmüşler, çile çekmişler ve hatalarını affettirdikleri gibi, üstelik ecir de almışlardır.
Rabbimiz şöyle buyurur: "Ancak tövbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”(1) Bu ayetten anlaşıldığına göre, günahına samimiyetle tövbe eden, bir daha aynı günaha dönmeyen kişilerin günahının affedileceği gibi, bu günah ve hataların sevap ve haseneye dönüşeceği bildiriliyor.
Cenâb-ı Hak insanoğlunu yaratmış. Onu yeryüzünün halifesi kılmış. Her şeyi onun emrine vermiştir. Rahman ve Rahim sıfatlarıyla kâinatı ihata etmiş, yaptıkları hata ve günahlardan dolayı kullarına her zaman fırsatlar bahşetmiştir. Tövbe şehrinin kapısını devamlı açık bırakmış, oraya giden yola hiç kırmızı lamba koymamıştır. Yani günah ne kadar büyük olursa olsun ye's ve ümitsizliği yasaklayarak bir hadis-i kudsi de şöyle buyurmuştur:
"Bir sevap işleyene onun on misli veya daha fazlası verilir. Bir günah işleyene bir ceza verilir veya affedilir.(2) Bana bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım. Bana bir arşın yaklaşana ben bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene ben koşarak gelirim. Bir kimse bana ortak koşmadığı halde, yeryüzünü dolduracak kadar günahla bana gelse, ben o kimseye o kadar mağfiretle karşılık veririm.”(3)
Allah Resûlüne birisi ağlayarak gelip: "Ya Resûlallah çok büyük günah işledim” der. Peygamberimiz: "Dünyadan büyük mü?" buyurur. O kişi “evet” der. Resûl: "Semadan büyük mü?" buyurur. Adam “evet” der. "arştan büyük mü?" buyurup “evet” cevabını alınca Resûl-i Ekrem: "Rabbim benim rahmetim her şeyi kuşattı.(4) buyurur. Senin günahın onun rahmetinden de büyük mü?" diyerek her türlü günahın affedileceğini müjdeler. Fakat bazı kaynaklarda kul hakkı bunlardan hariç tutulmuştur.
Bu ayet ve hadislerden cesaret almış olacak ki Seyranî Rabbine şöyle nazlanıyor:
Kimi mevtasına kefen biçmiyor.
Kimi helâl rızık yiyip içmiyor.
Kelp kelp iken yavrusundan geçmiyor.
Mevlâ Seyrani’den geçer mi bilmem.
Evet Mevlâ Seyranî’den de müminlerden de geçmez ama müminler şu hususlara dikkat etmeli:
1-Hata ve günahı asgariye indirmek için var gücüyle çalışmalı.
2-Her hangi bir günah işlediği zaman hemen tövbe etmeli. Tövbenin zamanını geçirmemeli. Biraz daha yaşım geçsin, dünyadan hevesimi alayım, ihtiyarlayınca tövbe ederim gibi hâşâ Allah’la pazarlık usulü tövbe olursa kabul olmaz. Zaten günahları yapamayacak kadar ihtiyarlayıp güç ve kudretten düşünce veya ölüm yaklaşınca yapılan tövbeler kabul olmaz. Firavun’un Kızıldeniz de boğulma esnasında iman ettiğini ama ölüm korkusundan dolayı olduğu için imanının kabul olmadığını Yüce Allah bildiriyor.(5)
3-Tövbe edilen günaha bir daha kesin olarak dönmemeli. Hem tövbe eder hem de aynı günaha defalarca dönülürse Allah’la alay edilmiş olunacağını bir hadis-i şerif bize bildiriyor.
4-Tövbe riya ve gösterişten uzak olarak seher vakitlerinde olursa daha makbuldür.(6) Amel defterlerimizde günahlarımızı sildirebilmek ve tövbemizi kabul ettirebilmek için gözyaşı silgisini kullanmak gerekir. Yani ağlayarak en içten dilekler ve samimiyetle tövbe edilmeli. Nitekim şair şöyle der:
Nedametle gözden yaşlar akıtmak
Günahtan tövbede olur müessir
Amel defterinde olan karanlık
Gözlerden dökülen yaşla silinir.
Mevlânâ Hazretlerinin güzel bir teşbihi ile yazımızı bitirelim. "Sema ağlar (yağmur yağar) yeryüzünde envai çeşit nebat biter. Çocuk ağlar anne memesinden kendine rızık yani süt iner, istediğine nail olur. Kişide tövbe ederken istediğine nail olmak yani tövbesinin kabul olmasını isterse, ağlaması gözyaşı dökmesi gerekir.”
- Furkân Sûresi, 70.
2- En’am Sûresi,160.
3- Müslim, Zikir, 22.
4- A’raf Sûresi, 156.
5- Yûnus Sûresi, 90.
6- Âl-i İmrân Sûresi, 17.

Bu yazı toplam 2448 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.