1. YAZARLAR

  2. Nevzat Laleli

  3. Teşkilatlanmanın Önemi
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

YUVAMIZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Teşkilatlanmanın Önemi

A+A-
Gençlik inceleme yazı serisi

Değerli dostum Milli Gençlik Vakfı’nda benim de yardımcım olan Muhittin Yıldırım’ın çok kıymetli ders ve tavsiyeleri bulunmaktadır. Bu yazımda onun anlattığı bir konuyu sizlere de duyurmak istiyorum.
Bildiğiniz gibi hayırlı ve doğru bilginin kendisi çok önemlidir ve bilginin kıskaçlığı olmamaktadır. Bu kimden gelirse gelsin almak ve kullanmak lazımdır.
Toplum halinde yaşayan insanların kendi aralarında kurdukları ve adına sivil toplum örgütleri de denen dernekler, vakıflar, kulüpler, sendikalar ve hatta partilerin çalışabilmeleri ve amaçlarını gerçekleştirebilmeleri yasal bir takım kuralların yanı sıra insanlar arasında olması gereken bir takım manevi kurallara da uymakla mümkün olmaktadır.
İşte Muhittin hocamız bu gerçekleri anlattığı yazısı şu şekildedir.
TOPLUMUN CANLILIĞI TEŞKİLATLANMADIR
İnsanın canlılığı onun ruhunun bedeninde bulunmasına, topluluğun canlılığı da o topluluğu meydana getiren insanların kendi aralarında kurdukları teşkilatlanmalarla sağlanır.
“Hazreti Ömer  (r.a) Efendimizden İbn-i Ebi Dünya’nın Süneninde rivayet edilen bir eserde; “İslam, İslam olamaz;  ancak cemaat-teşkilat olunursa,
Teşkilatta teşkilat olamaz, ancak emiri-başkanı olursa,
 Emirde emir olamaz, ancak emire itaat edilirse” buyrulmaktadır.
Bu kutlu sözden şu dört şeyi çıkarmamız mümkündür.
1.    Bir düşüncenin,  düzen kuran, fikri temelleri olmalıdır, o da İslam’dır.
2.    Bir düzeni fiiliyata geçirecek organizasyon olmalıdır, o da teşkilat’tır.
3.    Bir organizasyonun lideri olmalıdır, o da Emir’dir.
4.    Bir Emir’in emir olması ona ancak itaat etmekle mümkün olur.
Hazreti Ömer (r.a)Efendimiz İslam’ın düzen yapısına ulaşmayı bu dört ana başlık altında tasnif etmiştir. Bunu dikkate almadan İslam iddiasındaki her çalışma sonuçta güdük kalmaya mahkûmdur.
TEŞKİLATLANMAYA TAKINILAN TAVIRLAR
Sosyal yapı içerisindeki insanlar, hakkı savunan böyle bir organizasyon karşısında, şu sekiz şekilde pozisyon almaktadırlar.
Hasım olanlar; kalleşçe ve namertçe düşmanlık yapanlar,
2.    Muarızlar; bu yapıya mertçe eylemleriyle muhalefet edenler.
3.    Muhalifler; bu yapıya fikren muhalefet edenler.
4.    Tarafsızlar; bu yapı karşısında nötr olup, tasdik veya reddetmeyenler, aslında bu yapıyı tanımayanlar.
5.    Taraftarlar; bu yapıya sempati duyup destek verenler.
6.    Üyeler; teşkilata mensubiyet şuuruyla kaydolanlar.
7.    Teşkilat mensupları; bünye içerisinde çeşitli kademelerde görev alanlar.
8.    Kadrolar; davayı karşılıksız kolaylıkta ve zorlukta ihlâsla omuzlayan Allah erleri.
TAVIRLARDAN DOĞAN TUTUMLAR
Yukarıda tasnif ettiğimiz bu sekiz sınıf yapı, bu durumları bakımından şu dört tutumu ortaya koyabilirler.
1.    Dostane tutum
2.    Bi-Taraf tutum
3.    Muhalif tutum
4.    Hasmane tutum
Bu dört tutum sahipleri, ayrıca şu dört davranış şeklini ortaya koyarlar.
1.    İnsanlığa, davaya ve kadrolara faydalı davranışlar, dostane tutumlardan doğar.
2.    İnsanlığa, davaya ve kadrolara zarar veren davranışlar, bi-taraf (tarafsız) olan tutumlardan doğar.
3.    Organizasyonu ve yapıyı tahrip eden davranışlar, muhalif tutum sahibi olanlardan doğar.
4.    Organizasyonu ve kadroyu yok etmeye matuf olan davranışlar ise hasmane tutumlardan doğar.
TAVIRLARIN NETİCELERİ
Yukarıdaki davranışlar şu dört ayrı niyetin sonucu olarak oluşur.
1.    İyi niyet; davaya ve organizasyona fayda sağlar.
2.    Ahmaklık; derece derece davaya ve organizasyona zarar verir, çoğu zaman fark edilmeden yapılır.
3.    Kötü niyetliler, davanın ve organizasyonun geneline zarar veren eylemleri ortaya koyarlar.
4.    Kast-ı Mahsusa; davayı ve organizasyonu yok etme niyeti taşır.
Hakkı ve hakikati savunan kadrolar temel esaslarımız doğrultusunda yukarıdan beri ortaya koymaya çalıştığımız tasniflerle her biri ayrı  ayrı konumlarda  olan  yapılara karşı    geliştirecekleri söylemleri olmalıdır.
Bu bakımdan yeni bir söylem ortaya koyacağız diyorsak, bütün bu insan yapılarını dikkate almaya ve ona göre Kur’an  ve Sünnete dayalı olarak, önceki seleflerin söylemleriyle de çelişmeyecek  bir dil ve uslub’u ortaya   koymaya çalışılmalıyız.
Bunun çok önemli ve çok büyük bir iş olduğu, kısa zaman da geliştirilip orta konması, öyle zannedildiği gibi kolay olmamaktadır.
Bu yazı toplam 4430 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.