1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Tesettür İçin Verilen Söylev!
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Tesettür İçin Verilen Söylev!

A+A-

Cumhuriyet devrinin bilhassa kırklı yıllarında başlayan 27 Mayıs 1960 tarihinden sonra gelişirken 12 Eylül ihtilali ile hızlanan bir başörtüsü mücadelesi başladı.
 ***
İki taraflı mücadelede, tarafların biri ki çoğunluk olarak bilhassa maneviyata dayanıp gelenekselleşen giyim hayatını idame ettirmek isterken…
Azınlık ama elitlik içinde olup makam ve idare işlemlerinde olanlar ise aksini düşünerek zorlayıcı tatbik yoluna gitti ve hala istemekteler!
 Sözde batı medeniyeti kisvesi yanında bilhassa Laikliği çarpıtıp kendilerine göre tesettüre karşı çıkmış oldular hatta az da olsa olmaktalar.
***
Önce üniversitelerdeki kızlarımızın örtülerini açmaya, açmayanların ilim öğrenip faydalı olmalarına mani olma yoluna gittiler.
***
Bununla da kalmadı. İmam hatip okulu olan dini okullarda bile kaldırdılar örtünmeyi.
***
Zaten dairelerde memurelere kırklı yıllarda başlamıştı ama mesela okul hademesi, temizlikçi olanlara pek dokunulmuyorken onlarda gereğini görüverdiler.
***
Bir hukuk yeri olan mahkemelere bile örtülü avukat ve duruşmaya gelenlerin başını açtırırken okula davetli velileri bile bahçe dışına çıkarıverdiler.
***
Malum hukuk kararı verenlerde bu işlemde hiç ama hiçbir kanun yokken fikri tarifle varmış gibi onaylamalar yaptılar.
***
O kadar ki bu işlemi içlerine işleyen veya kendini gösteri için…
Birincilik alarak kürsüde konuşan başörtülü kızın ağzını kapayıp kürsüden indirenler, şehit annesine madalyayı vermeyenler, örtülü hastaya bile “Ben bakmam” diyen doktorlar vb. çıktı ortaya
Dayandıkları nokta neydi? İRTİCA GELİYOR safsatası
Aslında kendilerinin de inanmadığı bu kelimeyi.
Öcü gibi her yerde kullanıp insanları fişleyip devlet memurluğunda olanları bile azlettiler…
***
Dayandıkları ikinci bir husus aslından çok uzaklaşılmış Osmanlı, Farisi ve Arapça karışımı deyimlerle söylenmiş “Nutuk”taki deyimler de değişimler yaparak yayımlananlarla tesettüre karşı olduğuna dayandırdılar.
***
Acaba öyle mi idi?
Gelin araştırmalarımda bulduğum…
Mustafa Kemal Paşa’nın 21 Mart 1923 tarihinde Konya’yı ziyaretlerinde uğradığı Konya Hilaliahmer (Kızılay) Kadınlar Şubesi’nin tertip ettiği çay ziyafetinde neler söylemiş bir bakıp…
Uyduruklarımızdan utanabilsek.
***
“...Filhakika memleketimizin bazı yerlerinde, en ziyade büyük şehirlerinde tarzı telebbüsümüz, kıyafetimiz, bizim olmaktan çıkmıştır!..
Dinimizin tavsiye ettiği tesettür (örtünme) hem hayata, hem fazilete uygundur...
Tarzı telebbüsümüzü ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklid edenler düşünmelidir ki, her milletin kendine mahsus ananesi, kendine mahsus âdeti, kendine göre millî hususiyetleri vardır.
Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır.
Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz hüsrandır.”
***
İnanamayanlar! (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt, Sh. 87) tetkik edip kendilerinin yanlışlığını öğrensinler.
***
Demek ki irtica işlemi olmadığı gibi Nutuk’ta böyle bir kayıt yok ki (Nutuk’a ait ilk baskı Osmanlı yazımlı iki ciltte de bulamadım.) dememiş ki…
Anlaşılmaya başlandı o yukarda konu ettiğimiz gereksiz işlemler tamamen kalkmasa da haylice gerilemesinden.
Hele Osmanlı devrinden devam ederken kaldırılan Harp okullarındaki Kur'an derslerinin yeniden konulmasından memnunluk duymaz mıyız?
Tatbik edenlerden Allah razı olsun…
***
Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

Bu yazı toplam 5721 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.