1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. Teşekkürler Konya
Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Teşekkürler Konya

A+A-

Bugün iki ayrı konuyu köşemize taşımak istedim. Birisi Müslümanları öldürmek, kalanları da zelil içinde bırakmak için dünyanın bütün milletleri her türlü kirli işbirliği yaparken, o canilerin öldürmek istediği insanları yaşatmak için bütün gücünü ve yüreğini açan Konyalılar, diğeri de Konyalılara mutluluk yaşatan Konyaspor.

Spordan çok anlamam ama Konyaspor’u uzaktan da olsa takip ederim.

Bizim spor servisindeki arkadaşlara bu hafta hangi takımla oynadı, sonuç ne oldu, puan durumu nasıl, ligde kaçıncı sıradayız, kupa da ne yaparız gibi soruları, onlar sıkılsa da sorarım.

Bu sezon hep ‘yendik’ cevabı almaya alıştım.

Bu ‘yendik’cevabı stresimizi kökten alıyor

Konyaspor Kulübü Başkanı Ahmet Şan’ı, Teknik direktör Aykut Kocaman’ı ve futbolcularını yürekten tebrik ederim.

Geçtiğimiz Çarşamba akşamı İstanbul da Beşiktaş ile oynanan kupa maçı sonrası hepimiz oturduğumuz yerden havalandık.

Hem de kartal gibi.

Perşembe günü öğleye doğru Kanal 42’deki mesai arkadaşlarımızla “Bir de penaltımız verilmedi. Beşiktaş’ın gölü de sıkıntılıydı. Hakem iyi yönetmedi” şeklinde sohbet yaparken sabredemedim Ahmet Şan başkanı aradım.

Selam ve hal hatırın ardından “Başkanım size helal olsun. Hepimizin moralini düzeltiyorsunuz” sözlerimden sonra, takımı uçakla Konya ya gönderdiklerini, kendilerinin de araçla geldiklerini hatta Ankara ya yaklaştıklarını ifade ettikten sonra ‘Konyalıların yüzünü güldürdüysek ne mutlu bize’ diye de her zamanki mütevazi tavrını yine gösterdi.

Maçlarda her sonuç yeni bir gün ve yeni bir başlangıçtır.

Spordan da fazla anlamadığım için hafta sonu oynanan Osmanlıspor yorumuna giremem.

Ama biz, bu kıt imkanlara rağmen Konyaspor’a desteğini esirgemeyen Başbakanımız Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Torku markasını Konya ve Türkiye ye, Konyaspora verdiği eşsiz destekle birlikte hem de dünya ya açan Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk da milyonlarca teşekkürü hak edenlerin başında.

Diğer önemli konumuz ise Suriye de ABD, Fransa ve ardından da Rusya’nın ağır bombardıman uçaklarıyla havadan, Esed, İran ve PYD çapulcularının da karadan saldırılarına direnenler ile Türkiye ye sığınan masum halka Konyalıların gönderdiği yardımlar.

Biz toplum olarak tüm insanlara ırkına ve inancına bakmaksızın yardım ederiz.

Herhalde son 20 yıla baktığınızda bunu açıkça görürsünüz.

Niye böyleyiz?

Bizim toplumumuz inancından dolayı bir ‘vakıf medeniyeti yaşayan’ toplumdur.

Osmanlı İmparatorluğu’nda sadaka taşları ve mahalle vakıfları bunun birer örnekleridir.

Adamın zenginliği kasasındaki altına ve malına bakılarak değerlendirilmez, aksine topluma yaptığı hayır ve hasenata göre değerlendirilir.

Hani ‘Mahalle baskısı’ diye bizi sindirmeye çalışanlar var ya, işte onlar bu medeniyetin mazlumları çaresiz bırakmayacağını çok iyi bildikleri için işbirlikçi ruhlarını yansıtmışlardır.

Belediyelerimiz başta olmak üzere, hayırsever iş adamlarımız ve halkımızın verdiği  çadır, battaniye,yiyecek ve giyecek gibi insani yardımlar Cansuyu Konya,İHH Konya, RİDA, AY-DER, RİBAT gibi sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde Suriye halkına ulaştırılmıştır.

Konya’ dan giden insani yardım Tırları Suriye’nin içinde ABD ve yandaşlarının desteklediği Rus uçakları tarafından vurulurken, yardımlar görülmemiş bir cesaretle aralıksız yerine ulaştırılmıştır.

Yedi ateş altında ölüme terk edilen Suriyeli kardeşlerini zelil bıraktırmayan Konyalılar, “Ana dolu” dedirten bir anlayışın evlatları olduklarını sanırım bir kez daha dünya ya göstermişlerdir.

Bu mübarek yolda yürüyen yardımsever halkımızı ve yardımları götürmede öncülük eden Cansuyu, İHH, RİBAT, RİDA ve AY-DER ekibinin Allah yollarını açık eylesin.

Hani bizim toplumumuz inancından dolayı bir ‘vakıf medeniyeti yaşayan’ toplumdur dedik ya.

İşte size tarihten bir hikaye.

“Ecdadımız insan Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmamış.

Bu düşünce Kanunî’ye de Süleymaniye Camiini yaptırdı. Ancak o, yaptıracağı eserin yalnız kendi defterine kaydolmasını arzu ediyor ve Rabbi’ne böyle bir armağan takdim etmek istiyordu. Onun için, ustalara sıkı sıkıya "Kimseden yardım kabul etmeyin" diye tembihte bulunuyordu.

Cami duvarları her gün yükselirken, karşıdan bu camii mahzun, mahzun seyreden bir nine vardı.

İneklerinin sütüyle geçinen bu yaşlı kadın, inkisar içinde kendi kendine, "Ey Allah’ım, Kanunî’ye servet verdin, mal-mülk verdin, senin uğrunda bir cami yaptırıyor. Bu fakir kuluna bir şey vermedin; ne yapayım da, ben de senin rızanı kazanayım. Benim elimden böyle işler gelmez. Elimden gelen, ustalara bir tas yoğurt ikram etmektir." der ve ustalara müracaat eder.

Onlar, padişahın izni olmadığını söylerlerse de, kadının ısrarına dayanamayıp, yoğurdu alıp yerler.

Büyük hükümdar, o gece rüyada, yaptığı işin mizanda tartıldığını görür. Terazinin bir kefesine Süleymaniye Camii, diğerine ise bir tas yoğurt konulmuş ve yoğurt, camiden ağır basmıştır. Sabah olur; Kanunî, ayakları titreyerek ustaların yanına gelir: "Ne yaptınız, kimden ne aldınız?" diye sorar. "Yaşlı bir nine geldi; çok ısrar etti; yalvarıp yakarmalarına dayanamadık ve bir tas yoğurt aldık." derler.

Kanuni rüyasını anlatınca ustalar şaşkın,şaşkın baka kaldılar.”

Konyalılar Rusya, Amerika gibi yedi devletin ateşine direnen Suriyeli kardeşlerine silah gönderemedi ama en azından aç kalmamaları için elinden geleni yaptı.

Bu yardımları ‘Mizanda’ da tartıya çıkar inşallah.

Haftaya görüşmek dileğiyle.

Bu yazı toplam 8052 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.