1. YAZARLAR

  2. Ayşe Naz Çimen

  3. Televizyon ve terör
Ayşe Naz  Çimen

Ayşe Naz Çimen

Yazarın Tüm Yazıları >

Televizyon ve terör

A+A-

Televizyon…

En yakın arkadaşı bilinçaltıdır.
En büyük düşmanı ise akıl.
Gündüz kuşağı, akşam haberleri, gece programları…
Genelde akşam haberlerinin ilk 15 dakikasına bakarım.
Gece programlarında da hafızamı tazeleyecek kişiler varsa bir kulak veririm…
Dizilere de şöyle bir göz atarım, insanların nabzını hissedebilmek için…
**
80 milyona aynı anda hitap eder televizyon aslında.
Belki çoğumuz aynı anda güler aynı anda öfkelenir, hüzünlenir.
Bu yüzden önemli bir araçtır televizyon.
Haberler, programlar, filmler, diziler…
Algı operasyonları farklı farklıdır.
**
Dizilerden başlayacak olursam…
TV dünyası kadın dizileri ve asker polis dizileri olarak ikiye ayrılmış durumda.
Söz, Savaşçı, Börü, İsimsizler.
2017’de terörü anlatan diziler olarak TV dizi arşivine geçtiler.
Eskiden (Çözüm Süreci) Türk bayrağını dahi göremediğimiz dizilerde şimdi uğruna ne mücadeleler veriliyor. Göğsünden bayrağı çıkarıp öpen askerler, şehit cenazeleri ve daha nice sahneyle milli duygular izleyiciye hissettirilmeye çalışılıyor.

Gurur verici elbette fakat bir yandan insan hüzünleniyor…
Keşke 5 yıl önce de böyle cesaretli olsaydı yapımcılar, yönetmenler.
Ah! Canım Sakarya Fırat dizisi TRT’de yayınlanmaya başladığında 2009 senesiydi.
Gülten Kışanak 2013’te RTÜK’e bir dilekçe verdi. Çözüm Süreci’ni sabote ediyor diye.
Ve dizi yayından kaldırıldı. Konusu o kadar güzeldi ki işlerine gelmemesi çok doğaldı.
Kürt kökenli bir ağanın askeri bölgede koruyup kollaması, avukat kızının Yörük bir askerle evlenmesine dağdaki terörist kızının tehditlerine rağmen izin vermesi, Diyarbakırlı Mahmut’un vatan için kendini feda etmesi ve daha nice güzel sosyal mesajıyla Kürt Türk olayı yoktur,  PKK sorunu vardır demesiyle birilerinin hiç işine gelmemişti…
**
Gece programlarına gelince…
CNN-Türk’ü her akşam ne zaman açsam HDP milletvekilinin konuşmalarına denk geliyordum. Başka TV kanallarında da dağdan inip pişmanlık yasalarıyla aklanan ikiyüzlü şeytanların ahkam kesmelerine…
Biraz cesur davranalım.
 “KİMMİŞ BUNLAR?” diye aklımıza gelen sorulara mutlaka cevaplar bulalım.
Çünkü düşman, bizi bizden daha iyi tanıyor…
Özgür Gündem gazetesinde, Kandil’deki dağ kadrosunun birçoğunun yazılar yazdığı, misal Bese Hozat ve o gazeteye girişin yasak olmadığı, “Ne var canım fikir özgürlüğü.” Ahkamlarının kesildiği o günleri unutmadık.
11 Mart 2014 Haber-Türk’ te Teke Tek programında Sırrı Süreyya Önder’in pişkin pişkin sırıttığı, ahkam kestiği o günü unutmadık.
**
Şirin Payzın çok severdi Selahattin Demirtaş’ı bilirsiniz bol bol programına çıkardı. Ana dilde eğitim için “Ne o Allah Kürtçe bilmiyor mu? Ona da mı Türkçe konuşacağız? Diyanet meşru devlet düzenine isyan eden birini öldürenin cenaze namazı kıldırılmaz demiş. Bu nedir kardeşim hukuk devletinde bu olamaz.”  dediği o programı unutmadık.
 Roj TV , Mezopotamya TV (Me-TV), MMC TV, Newroz TV, Kuzey Irak’tan yayın yapan Kurdistan TV, Zagros TV, Kurdsat TV, Gali Kurdistan, Peyam, Newroz TV, İran’dan Sahar TV, Rojhelat TV, Komala TV ve Avrupa’dan yayın yapan Kurd1 TV ; televizyonlarda zangır zangır Kandil’den canlı yayın yaparken , askerlerimize yaptıkları karakol baskınlarını akşam haberlerinde yayınlarken, PKK’yı öven şarkılar 24 saat yayınlanırken gıkını çıkarmayanları unutmadık.
*

Gazetecilik ruhu bunu gerektirir hümanizmine sığınıp Kandil’de, Şam’da, Avaşin’de röportaj yapanları unutmadık.
NTV haber spikerliğinden PKK’nın has kanalı İMC TV’ye geçen Banu Güven’i unutmadık.
2 Kasım 2013 tarihinde Hilmi Hacaloğlu’nun “32. Gün Rojava’da Kadın Savaşçılarla” dediği YPJ’lileri anlatan belgeselini unutmadık.
Bir zamanlar SKY-Türk  genel yayın yönetmenliği  yapan Serdar Akinan’ın,  HPG’deki kadın teröristlerle röportaj yapan, onların hayatını anlatan belgeseller çeken gazeteci Berfin Hezille 2013’te yaptığı röportajı unutmadık.
*
Almanya’daki Die Welt gazetesinde çalışan, Cemil Bayıkla röportaj yapıp ona methiyeler düzen, Türkiye aleyhine yabancı basında asılsız haberler yapan Deniz Yücel’i unutmadık.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde yuvalanan vatan hainlerini unutmadık.
Şehit haberini sunduktan sonra şarkı söyleyen NTV spikeri Nur Tuğba Algül’ü unutmadık.
Meskun mahal çatışmaları döneminde “Asker yatak odasına girmiş, aynaya yazılar yazmış, bu ne ahlaksızlık, arsızlık!” diye zangır zangır bağıranları radyo programlarına çıkarttıkları günleri unutmadık.
Mardin’in Midyat ilçesindeki terör saldırısından sonra bölgeye haber yapmaya gelen PKK’lı gazetecilerin halk tarafından linç edilmesinden sonra İMC TV’ye çıkıp “Polis bizi halka karşı korumadı.” Dedikleri günü unutmadık.
**
Unutmayın. Bazı şeyleri hatırlayın ki, kininizi hep diri tutun.
Gazetecilik, spikerlik, köşe yazarlığı kısacası medyayla alakalı olan her birimde terörle mücadele üzerine istikrarlı olarak araştırmalar yapan, yazılar yazan, programlar yapan kişileri pek göremezsiniz… Sebebi nedir anlamış değilim fakat devletten yana olmak, vatana bağlı olmak, milletin damarlarındaki asil kanı hatırlatmak sanırım gazeteciler için para ve itibar getirmiyor…
*
Terör; televizyonda kimi zaman korkularak yüzeysel anlatıldı kimi zaman da en gerçekçi yüzüyle.
80 milyonun bilinçaltı binevi sizlere emanet sevgili yapımcılar, yönetmenler, gazeteciler…
Bu yüzden ne genç beyinlerin kanına girin ne de yılların yükünü omzunda taşıyan yetişkinleri bir kenara itin. Türk milleti eskisi gibi ölüm uykusunda değil.
Sadece bir kabusun içinde ve bir gün o kabustan da uyanacak… Bekleyin ve izleyin…

 

Bu yazı toplam 1205 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum