1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Tecâvüz ve çocuk istismârı meselesi
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Tecâvüz ve çocuk istismârı meselesi

A+A-

Son günlerde medyâda yoğun bir şekilde dile getirilen tecâvüz, çocuk istismârı, çocuk gelinler konusuna değinmek bizim de boynumuzun borcu oldu. Bilhassa muhalefet muhafazakar çevre üzerinden vakıfları, yurtları hedef tahtasına koyarak yıllardır içinde biriktirdiği din karşıtlığını en acımasız bir şekilde dillendiriyor. Tabi herkes kendine yakışanı yapar. Onlardan başkası beklenmez.

Çocuk gelinlerin üzerinden yola çıkarken daha çocuk denecek yaştaki liseli gençlerin ayni çirkin işleri meşru olmayan çerçevede ulu-orta toplumu hiçe sayarcasına her göz önündeki mekanlarda yaparken onlara tek bir söz yok. Peki, bu ahlaksız gençler ne yapıyorlar? El cevap; Onlar çağdaş gençler, modernzimin gereğini yapıyorlar. Ya demek öyle!!!

Ahlak nasıl da yozlaştı? Nasıl bu hâle düştük? Nasıl ensest ilişkilere kadar gelebildik?  Kamu kuruluşlarına varıncaya değin yaygınlık gösteren kadına tecâvüz, çocukları cinsel istismar niçin bu kadar arttı? Konuya târihsel bir seyir içinden bakmak gerekiyor. Bu hal dünden bugüne gerçekleşmedi elbette. Bir mâzisi var.

Osmanlı’nın yıkılış cumhûriyetin kuruluş yıllarında ‘İslam ve din’ ilerlemeye mâni diye âdeta hayattan çıkarıldığından beridir ne sanayi ve teknolojik açıdan gelişebildik ne de ahlâki açıdan ilerleyebildik. (son on beş yıl hâriç) O günlerden bu yana ahlâki ve kültürel değerlerine sıkı sıkıya bağlı olan bu milletin değerlerini göçertmek için yanlı çevreler elden ne gelirse yaptılar. Hatırlayınız ilk kuruluş yıllarını çarlı-çarşaflı gezen hicaplı kadınlar birden bire Batılılar gibi olmaya zorlandı. Batı âdetleri ile konuşmak, yemek yemek, giyinmek moda hâline geldi, bu işler devlet adamları tarafından teşvik edildi. Bizi biz yapan inanç değerlerimizle alay edildi. Hakiki dindar insanlar toplumda gerici-yobaz, şeriatçı diye damgalandı, ayağı takunyalılar diye karikatürlere konu oldu.

İlerleyen yıllarda radyo, tv, basın-yayın ve medya ile var gücüyle ahlaksızlık yaygınlaştırıldı. Ben hatırlarım çocukluk yıllarımda televizyonlarda sabahları 9.30 da yayınlanan kadın programlarında evli kadınların kocalarını nasıl aldatabileceklerine dâir sinsice ipuçları verilirdi. Sonra biraz daha ileri boyutlara taşındı mesele. Önceden herkesin ayıp diyeceği hâdiseler her gün her gün yaşandığı için artık normal görülmeye başlandı. Özellikle günümüzde her yerde ahlaksızlık yayan şarkılar insanın rûhuna işliyor. Hangi mağazaya girseniz yüksek puntta çalan şarkılar rûhumuzu ve zihninizi kirletiyor. Zaman içinde normal geliyor. İnsanlara devamlı devamlı pompalanan bu popülist kültür işte insanları bu hâle getirdi. Dün alışveriş için girdiğimi güya muhafazakar çevrenin dükkanında çalan müziğin sözlerini duyunca âdeta çıldıracak gibi oldum. Utanmazlık var piyasada ve kimsenin de gıkı çıkmıyor. Böyle yerlerde çalışanları düşünün başı örtülü bile olsa ne din kalıyor ne iman. Hatta zaman zaman buralarda çalışanlara sorarım; ‘Bu dinlediğiniz müzik sizi rahatsız etmiyor mu?’ diye hepsi şikâyetçi olduklarını eve gittiklerinde kafalarının artık çalışmaz bir hâle geldiklerini söylüyorlar. Her türlü ahlaksızlığa son yıllarda internet ortamındaki menfiliklerde eklenince mesele artık çığırından çıkmış vaziyete geldi

Sonra da diyoruz ki neden böyle??? Yıllarca peşinde koştuğumuz Batı ve değerlerini benimseyip kendi değerlerimizi arkaya atmamızdan dolayı bu hâle düştük. Çünkü bizlerin hayâtını yönlendiren dînî prensiplerdir. Biz Müslümanlar kim ne derse desin onlara uyarız. Uymayanların hâli perişanlarıdır bu son hezeyanlar…

Bu saatten sonra yok ceza yaptırımları yok psikolojik destek yok suçlu tâkipleri filan filan… Bunlar ancak geçici olarak problemin çoğalmasına belki bir parça yapıcı katkı sağlayabilir ancak asıl mesele bu hâli önleyici ahlâki müeyyidelerin topluma kazandırılmasıdır. Zira bu utanılacak-yerilecek problem çağın problemidir ve meselenin kişisel olduğu kadar toplumsal ve sosyolojik yansımaları vardır. Bu iş eğitimle ve yeniden ahlâkî yapılarımızı hayâta koyarak çözebilir tabi bu da zaman alacaktır. Hemen kısa sürede olacak bir şey değildir. Ancak önleyici tedbirlere hemen geçilmelidir.

Bu yazı toplam 245 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.